

<!DOCTYPE html>


<html xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml" dir="ltr" lang="en-US" xml:lang="en">



 <head> 

<meta http-equiv="Content-Language" content="tr">
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=windows-1254">
 
 

    <meta name="viewport" content="width=device-width, initial-scale=1" />





<meta name="rating" content="All" />
<meta name="robots" content="index, follow" />
<META NAME="AUTHOR" CONTENT="Erkan TİYEKLİ">

<meta name="Dmoz" content="" />
<meta name="Yahoo" content="" />
<meta name="Altavista" content=""/>
<meta name="Scooter" content="" />
<meta name="robots" content="" />

<META HTTP-EQUIV="Copyright" CONTENT="Copyright Â© ">
<META NAME="description" CONTENT="">
<META NAME="keywords" CONTENT="">






<link rel="apple-touch-icon" sizes="180x180" href="/apple-touch-icon.png">
<link rel="icon" type="image/png" sizes="32x32" href="/favicon-32x32.png">
<link rel="icon" type="image/png" sizes="16x16" href="/favicon-16x16.png">
<link rel="manifest" href="/site.webmanifest">


    <!-- Document title -->


    <title>Üniversitelerde Seçim Sistemleri-1</title>

    <!-- Stylesheets & Fonts -->
    <link href="css/plugins.css" rel="stylesheet">
    <link href="css/style.css" rel="stylesheet">

</head>

<body>
    <!-- Body Inner -->
    <div class="body-inner">

        <!-- Topbar -->
	

		 <div id="topbar" class="d-none d-xl-block d-lg-block">
            <div class="container">
                <div class="row">
                    <div class="col-md-6">
                        <ul class="top-menu">
                            <li><a href="tel:+90 5337692415 "><i class="icon-phone-call"> </i> +90 5337692415 </a></li>
							<li><a href="mailto:info@ibrahimortas.com.tr"><i class="icon-mail"> </i> info@ibrahimortas.com.tr</a></li>
                        </ul>
                    </div>
                    <div class="col-md-6 d-none d-sm-block">
                        <div class="social-icons social-icons-colored-hover">
                            <ul>
			<li class="social-instagram"><a target="_blank" href="https://www.instagram.com/iortas2018/"><i class="fab fa-instagram"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://maps.app.goo.gl/m2qyE98GZKLQt4po6"><i class="fa fa-map-marker"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://wa.me/905337692415"><i class="fab fa-whatsapp"></i></a></li>
			
                            </ul>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
        </div>
		
		
        <!-- end: Topbar -->	
	
        <!-- Header -->
        <header id="header">
            <div class="header-inner">
                <div class="container"

                    <!--Logo-->
     

                    <!--Logo-->
                    <div id="logo">
                        <a href="default.asp?dil=0">
                            <span class="logo-default"><font size="4" class="logoslogan">Prof. Dr. İbrahim Ortaş</font><img src="images/logo.png" height="30"></span>
                            <span class="logo-dark">Prof. Dr. İbrahim Ortaş</span>
                        </a>
                    </div>
                    <!--End: Logo-->




<script async src="https://cse.google.com/cse.js?cx=c5ac765fc9c9740e8"></script>


							<div id="modalShop" class="modal no-padding" data-delay="2000" style="max-width: 700px;">
                                <div class="row">
                                    
                                    <div class="col-md-12">
                                        <div class="p-40 p-xs-20">
											<div class="gcse-search"></div>
                                        </div>
                                    </div>
                                </div>
                            </div>					
                    <!-- end: search -->
                    <!--Header Extras-->
                    <div class="header-extras">
                        <ul>
                            <li>
                                <a href="#modalShop" data-lightbox="inline" > <i class="icon-search"></i></a>
                            </li>
                            <li>
                                <div class="p-dropdown">
                                    <a href="#">
									<image src="images/Turkey.png" width="20">
                                    <ul class="p-dropdown-content">
                                        <li><a href="blog-detay.asp?dil=0&id=1150"><image src="images/Turkey.png" width="20"></a></li>
                                        <li><a href="blog-detay.asp?dil=2&id=1150"><image src="images/United-Kingdom.png" width="20"></a></li>
										<li><a href="blog-detay.asp?dil=3&id=1150"><image src="images/germany.png" width="20"></a></li>
                                    </ul>
                                </div>
                            </li>
                        </ul>
                    </div>
                    <!--end: Header Extras-->
                    <!--Navigation Resposnive Trigger-->
                    <div id="mainMenu-trigger">
                        <a class="lines-button x"><span class="lines"></span></a>
                    </div>
                    <!--end: Navigation Resposnive Trigger-->
                    <!--Navigation-->
					<div id="mainMenu">
                        <div class="container">
                            <nav>
                                <ul>
									<li class="dropdown-submenu"><a href="sayfa-ayrinti.asp?ID=267&dil=0">Özgeçmişim</a></li>
                                    <li class="dropdown-submenu"><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?dil=0">Bilimsel Çalışmalar</a>
                                        
                                         <ul class="dropdown-menu">
                                          <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Bilimsel_Makale=1&dil=0">Bilimsel Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?SCI_Makale=1&dil=0">SCI Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Indeksli_Makale=1&dil=0">İndeksli Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Kongreler=1&dil=0">Kongreler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Konferanslar=1&dil=0">Konferanslar</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Soylesiler=1&dil=0">Söyleşiler</a></li>
									      <hr>
										 
									     </ul>   								
									</li>
									<li><a href="kitaplar-ayrinti.asp?dil=0">Kitaplarım</a></li>
									<li><a href="Projeler-ayrinti.asp?dil=0">Projeler</a></li>
									<li><a href="videolar.asp?dil=0">Videolar</a></li>
									
									<li><a href="iletisim.asp?dil=0">İletişim</a></li>
									<li><a href="blog.asp?dil=0">Günlük Yazılar</a></li>
								</ul>
                            </nav>
                        </div>
                    </div>
									
						
                    <!--end: Navigation-->
                </div>
            </div>
        </header>
        <!-- end: Header -->			
        <!-- end: Header -->




     <section class="parallax text-light" style="border-bottom: 4px solid #f9b338;" data-bg-parallax="images/slider/banner6.jpg">

     </section>
        <!-- end: SECTION FULLSCREEN -->
		<section class="background-grey">
            <div class="container">
                <div class="row  m-b-50">
                    <div class="col-lg-12">

                        <div class="heading-text heading-section">
						<h2>Üniversitelerde Seçim Sistemleri-1</h2>
                        </div>
                    </div>

                        <div class="row">
                            <div class="col-lg-9">
							<img src="blog/resimyok.png" height="200"><br>
							<p><p><b>Üniversitelerde
Seçim Sistemleri-1</b></p>

<p><b>Üniversiteler Model
Geliştiremediler</b></p>

<p>Prof. Dr.
Ibrahim ORTAS, Çukurova Üniversitesi</p>
<p><b>Üniversiteler Kurumsal Kültürü ve Sisitem Oluşturamadı</b></p>

<p>Uzun zamandır Türkiye'nin en ciddi sorunu olarak,
kurum kültürü sağlayamaması, sistemsizlik ve seçim kriterinin oluşturamaması
olarak ifade ederim. Üniversiteler sosyolojik olarak toplumun bir yansıması
olarak ciddi bir kurum kültürüne uygun olarak kendisini nasıl yönetmesi ve
bunun için nasıl bir kriterler oluşturması sistemin olmadığı yaşanan
tecrübelerden görülmektedir.&nbsp; </p>

<p>2008 yılında
22 üniversitede rektör adayları seçim ile belirlenecek, ayrıca yeni kurulan
üniversitelerde rektör atanması yapılacaktır. Ancak seçimler yaklaştıkça
üniversitelerde tansiyon yükseliyor, bilimsel verimlilik doğal olarak
düşmektedir. Bu bağlamda çok acil olarak nitelikli yönetici belirleme
kriterinin oluşması gerekiyor.</p>
<p><b>Rektörlük Seçimi </b></p>

<p>Üniversite
söz konusu olduğunda Rektör seçimi gündeme gelmektedir. Rektörün yetkilerinin
fazla olması nedeniyle rektörlük makamı da önemli olmaktadır. Ancak rektör
belirleme siteminin belirli ilkelere bağlı olmaması diğer bir ifade ile
sübjektif değerlendirmeye bağlı olması çok sayıda rektörlük yapacak kişinin
aday olmasını zorlaştırıyor. Bu bağlamda üniversiteleri kimin nasıl yöneteceği
uzun zamandır konuşulmaktadır. Ancak şu ana kadar da ülkemizin genel yapısına
uygun olarak hiçbir ciddi somut kriter geliştirilemedi. </p>

<p>Bu sorun
rektörlerin aşırı yetkilerini belirleyen somut ölçütlerin bulunmamasından,
varolanların da dejenere edilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu yüzden öngörülen
yükseköğretim tasarısında en çok tartışılan konu, rektörlerin seçimi, yetki ve
sorumlulukları konusudur. </p>
<p><b>Üniversitelerin Yönetici Seçme Tarıhi </b></p>

<p>Geçmişte üniversitelere üst yönetici belirleme
şeklini ve yöneticilerin üniversiteye yakışır ağırlıktaki etkilerini
okuduklarımızın dışında pek bilmiyorum. Üniversitelerde r<span>ektörlerin ‘eğilim
belirleme ve atanma ile göreve gelmeleri sorunu uzun zamandır
üniversiteler şekil ve şablonlar üzerinde meşgul etmektedir. Ancak nitelikli
bir yönetim anlayışı ve yönetim geliştirmedi. </span></p>

<p>Türkiye üniversitelerinin rektör
belirleme süreci üniversite tarihine kadardır. Üniversite rektör 1933’ten
1946’ya kadar, Milli Eğitim Bakanı’nın önerisi üzerine Cumhurbaşkanı, Başbakan
ve Milli Eğitim Bakanı’nın imzaladığı üçlü kararnameyle atanırdı. Ancak üniversitelerin özerkliğine aykırı olduğu
gerekçesiyle 1946 yılında çıkarılan yasa ile Rektör seçme yetkisi
üniversitelere bırakıldı. İki yıllığına ve fakülteler arasında dönüşümlü olarak
rektörlük seçimi profesörlerden oluşan
kurul tarafından yapılmaya başlandı. Şu ana kadarki en ileri yüksek öğretim
yasası olan ve özerk üniversite anlayışını en iyi yansıtan sistem 1973
yılında değiştirdi ve üniversitenin tüm öğretim üyelerinin seçtiği kişinin
rektör olması formülü uygulandı. 1982 yılında hazırlanan YÖK yasası orijinal
hali ile rektör atamasını öneriyordu, 1992 yılında yapılan bir düzenleme ile
YÖK yetkiyi elinde tutmak için 6 kişilik aday belirleme sürecini usulen
üniversiteye soruyor. Bu durum üniversitelerde tıp fakülteli ağırlıklı öğretim
üyelerinin oyları nedeniyle Oktay Ekşinin ifadesi ile ‘tıp doktoru’ndan başkasını rektör olması neredeyse mümkün
olmuyor. Ancak üniversite içinde yapılan eğilim belirlemesinde tıp
fakültelerinin ağırlıklı olduğu fakültelerde çoğunlukla tıp kökenli adayların
çoğunluğu elde etmesi hep tartışma konusu olmuştur. Bunun için geçmişte olduğu
gibi değişik disiplinlerde sıra ile bilim disiplinlerinin rektörlüğe aday
gösterilmesi güçlü bir şekilde gündeme gelmiştir.</p>
<p><b>Sorun Sistemden Kaynaklanıyor</b></p>

<p>Alman
(Avrupa) modeline göre örgütlenen üniversitelerimiz 2547 Sayılı Yasa ile kendi
kendini yönetemez duruma getirilmiştir; başlangıçta rektörün belirlenmesi
tümüyle YÖK Başkanının önerisi ile Cumhurbaşkanına bırakılmıştı. Daha sonra
yapılan itirazlar üzerine seçim ve atama karışımı esaslar getirilmiş, ancak bu
da tartışmaları önleyememiştir. </p>

<p>YÖK yasası
ile yıllarda ülkemizdeki üniversite birimlerinin yöneticilerini belirleme
sistemi ile dünyanın değişik ülkelerinde gördüğümüz yönetici belirleme
sisteminin birbirinden çok farklı olduğu görülmektedir. Mevcut hali ile
niteliği belli olmayan çoğunluk esasına dayalı adaylık süreci ile üniversitenin
kendi içinde 6 aday belirlemesi, sonrasında YÖK’ün ölçütünün ne olduğu
bilinmeyen bir şekilde üç adayı Cumhurbaşkanlığının takdirine sunması ve
bunlardan bazen birinci sıranın dışındakilerden birinin rektör olarak atanması
ölçütünün de bilinmemesi hep tartışma konusu olmuştur. Ancak üniversitelerin
buna karşın kendi içinde yöntem geliştirmemesi, örgütlenip ne istediğini açıkça
belirtmemesi, yönetime büyük vaatlerle gelen yöneticilerin kısa sürede gücün etkisinde
kalarak bir daha seçilmek için her türlü yolu mubah görürcesine taviz vermesi
ve üniversitenin yapısına uygun açılımları sağlamamsı üniversitelerin kamuoyu
gözünde kötü sınavlar vermesine neden olmuştur. Dolayısıyla üniversitelerde adı
seçim olan sürecin tarafgirlik yarattığı, istenmeyen tartışmaların doğmasına
neden olduğu, geniş bir kesimde üniversitelere seçimin zarar verdiği yönünde
güçlü eğilimler doğmuştur. </p>
<p><b>Mevcut Seçim Sistemi Mahali
Seçimleri Çağrıştırıyor </b></p>

<p>Maalesef ülkemiz büyüklüğüne yakışır çağcıl bir
yüksek öğretim yasasına kavuşamadığı için üniversite yönetimlerinin
belirlenmesinde uygulanan seçim, mahalli idare seçimlerini çağrıştırmaktadır.
Bilim ve felsefenin işlendiği özerk alanlar olarak bilinen üniversitelerin
kendi yönetim modellerini ve yöneticilerini nasıl belirleyeceklerini nitel
kriterlerinin bugüne kadar resmi düzeyde olmasa bile çoktan belirlenmiş olması
gerekirdi. Maalesef son 26 yılda üniversiteler birer devlet dairesi gibi
görüldüğü ve üniversite sorunları tartışılmadığı için üniversite nedir, nasıl
yönetilmeli, kimler yönetmeli gibi sorular üniversite içinde cesaretle
sorulmadı. Üniversitede sorgulama, tartışma yapılmadığı için üniversitede
yetişen akademik kadrolar da üniversiteyi olduğu gibi tanıyamadı ve bu
boşluktan yaralanılarak oluşan yönetim şekilleri de üniversiteyi üniversite
yapma ortamına ve iklimine taşıyamadılar. Akademik atmosferden yoksun ortamda
çoğu zaman bilim insanları da genel havaya uyarak maalesef üniversite gibi ulvi
bir kurumun omuzlarımıza yüklediği ağırlığı taşıyacak olgunluğa erişmediği de
görülmektedir. Bu durumda üniversitelerin kendi iç dinamikleri içinde
sorgulayıcı gerektiğinde deşifre edici şekilde yönetilmesini sağlamamakta ve
üniversite bu bağlamda zemin kaybetmektedir. Üniversitelik bilincinin olmadığı,
üniversitenin yerel yönetimlerden farklı yönetilmediği yerde üniversite olmaz
ve itibar kaybeder. Oysa unutmamak gerekir ki üniversite gibi kurumlar itibar
kaybettiğinde toplum nezrindeki itibarımız da zedelenir. </p>
<p><b>Üniversiteler Olarak Bizden Beklenen Nitelikte Seçim Modelleri
Geliştiremedik</b></p>

<p>Yakın geçmişe kadar rektörlük seçimlerinde
üniversite içi dengeler kısmen dikkate alınıyordu, ancak son yıllarda
üniversite dışı dengeler daha çok dikkate alınır oldu. Rektör belirleme
silsilesindeki belirsizlik süreci hep üniversite dışı faktörlerin etkisine
maruz bırakılmış, bu dönemde ise bu husus çok daha fazla konuşulur duruma
gelmiştir. Bütün bu nedenler ve üst yönetimlerinin belirlenmesinde belirli
kriterlerin olmaması ve buna bağlı olarak yaşanan zincirleme bir çok olay
nedeniyle günümüze kadar nitelikli bu işi yapabilecek öğretim üyelerinin
üniversite yönetimlerine aday olmaktan çekindikleri görülmüştür. Rektör
yetkilerinin fazlalığı, kuruların çalıştırılamaması, sistemsizlik üniversite
içi demokratik tartışma ve eleştiri mekanizmanın çalıştırmaması üniversiteleri
bir şekilde pasifize etmiştir. Üniversitenin istenilen ölçüde üniversite
atmosferinde fonksiyon vermemsinin yansımaları toplumsal hayta görülmeye başlanmasına
neden olmuştur. Üniversitelerin kendilerinden beklenen bilim ve toplumu
aydınlatma işlevini yapmasını sağlayabilecek, verimliği sağlayacak yöntem ve
buna uygun politikaları yürütecek adayları beliremememside üniversiteleri
tartışılır kılmıştır.Son dönemlerde üniversitelerin hiçte hak etmediği şekilde
ciddi şekilde içerikten yoksun, şablonculuk ve şekil üzerinde tartışılır
olmasına karşılık üniversitelerin sorun çözme konusunda insiyetifsiz
bırakılması ayrıca üniversiteye zarar vermiştir. </p>

<p>Bu bağlamda üniversite rektörlüğü adaylarının
belirlenmesinde yaşanan niteliği belli olmayan yöntem sorunu, buna bağlı olarak
yaşanan iç sürtüşmeler üniversiteliler olarak toplumun bizden beklediği
üniversiteye yakışır ağırlıkta örnek davranışlar sergilemediğimizi ortaya
koymaktadır.</p>
<p><b><span>Üniversitelerde
Seçim Sistemleri-2</span></b></p>
<p><b>Rektör Kimdir? Sorumlulukları Nedir?</b></p>
<p><b>Rektör Olmanın Yazılı Kuralı Yoktur</b></p>

<p>Rektörlük
yazılı olmayan çok önemli sorumlulukları ve hünerleri gerektirmektedir.
Rektörlerin entelektüel birikimi, bilimsel bakış açısı, dünyadaki gelişmeleri
yakından takip eden ve bu çerçevede üniversitesini bilinenlerin ötesinde
ileriye taşıma özelliğine sahip olması gerekir. Üniversite yöneticiliği yazılı
olmayan bir takım hünerleri gerektirmektedir. Üniversite yöneticisi bilim
adamlığı bilgisi yanında, yöneticilik becerisi, bilimsel sezi, öngörü ve
kuşkuculuk gibi temel özelliklerin olmasını gerektirir. Üniversiteye gelen genç
öğrencilerin statik durağan bilgi ile değil daha dinamik ve geleceğin ufukları
ile yönetilmeleri bir tarihsel zorunluluk teşkil etmektedir. Üniversite
yöneticisi pür yönetici olmadığı için ki asıl işi yöneticilik değil, tamamen
bilim yapmaktır, kurumu tek başına değil, değişik konularda bilgi sahibi
deneyimli ancak eşit düzeyde saygın, üniversite öğretim üyelerinin uygun
gördüğü senato üyeleri, danışman ve çalışma grupları ile yönetme ve
koordinasyon yaratma yeteneğine sahip olması gerekir.&nbsp; Üniversite yöneticileri bu bağlamda belki
sandıktan çıkamaz, ancak üniversitede bu bağlamda sandığa da gerek yoktur. </p>
<p><b>Rektörün Görevi Ve Sorumlulukları</b></p>

<p>Geçmişten
beri rektörler, üniversitenin en yetkin, bilimsel ve felsefi düşünme ağırlığı
olan, erkini ispatlamış kişiler olarak bilinir. Gelişmiş üniversite
rektörlerinin görevi ülkeden ülkeye bazı değişiklikler içermekle beraber daha
çok araştırmaları koordine etmek, eğitimin nitelikli ve sağlıklı yürütülmesi
yanında genel denetim yapmak şeklindedir. Üniversiteye proje ve para kazandırma
ile ilgilenir. Ve üst yönetimlere hesap vermekle yükümlüdür. Rektör daha çok
üniversiteye proje, akademik kadro ve mali kaynak bulmakla ilgilenir.
Üniversitesinin dışarıda nasıl temsil edileceğini belirler; öğretim
birimlerinin ve üyelerinin bütçe ve maaşlarını dağıtmak ve bilimsel gelişmeleri
izlemek de rektörün görevleridir. </p>

<p>Rektörün en
büyük görevi, üniversitede bilimin yapılması için üniversite özerkliğini bilim
adamlarının özgürlüğünü savunmaktır. Üniversite rektörü güçlü akademik
kadrosundan aldığı güçle üniversiteyi ileriye taşıyacak en güçlü motordur.
Demokratik bir yönetim modelinde fakülte organlarına da bilimsel verimlilik
ilkelerine göre yetki ve sorumluluk sağlanması gerekir. Özerk kurul yapıları
tam oluşursa; rektöre fazla iş düşmez ve rektörlük birer eşgüdüm makamına
dönüşür. </p>
<p><b>Rektörlerin Genel Nitelikleri Ne Olmalıdır? </b></p>

<p>&nbsp;Üniversite gibi niteliğin ve ilkelerin
konuşulduğu ortamlarda adayların en azından bazı somut ve ölçülebilir
niteliklerinin olması istenebilir.&nbsp; </p>

<p>Adayları da
irdelenmesi gereken belli başlı&nbsp;
kriterler şöyle sıralanabilir:</p>

<p>Rektör
adayının bilimsel altyapısı nedir? </p>

<p>Bilim
politikası var mı? Ya da böyle bir politikanın gerekliliğine inanıyor mu?</p>

<p>Üniversiteyi
temsil yeteneği yaşamın her yönü ile nedir?</p>

<p>Ulusal ve
uluslar arası kaç yayın yapmış, proje üretme kapasitesi, patent veya buluşu var
mı?</p>

<p>Yetiştirdiği
kaç bilim adamı var veya bilim adamı yetiştirmiş midir?</p>

<p>Yabancı dil
bilgisi ve düzeyi nedir? Yabancılarla görüşmesinde tercümana ihtiyaç duyuyor
mu? </p>

<p>Kaç ulusal ve
uluslararası kongre düzenlemiş, kaç kongreye katılmıştır?</p>

<p>Uzmanlık
alanı dışında entelektüel yönü nedir? (bilim ve sanat alanına olan etki ve
katkısı nedir?)</p>

<p>Ne tür
dersler veriyor ve ders materyali üretmiş mi?</p>

<p>Patent, buluş
sahibi midir?</p>

<p>Kaç sosyal
etkinliğe önderlik etti? gibi bazı somut ve ölçülebilir sorgulamalar
yapılabilir.</p>

<p>Her şeyden
önce adayın entelektüel birikimi, kişiliği, karakteri insan ilişkileri ve güven
ilişkisi başta olmasa olmaz özellikler olmalıdır. Sorunlar ile baş edebilme
becerisi yanında dışarıya karşı üniversite özerkliğini ve akademisyen
özgürlüğünü savunabilme kapasitesinin olması tercih edilebilir. Ayrıca analitik
düşünme kapasitesi gibi insana güven veren, duruşu olan, doğruya doğru, eğriye
eğri diyen insanların seçilmesi öğretim üyesine, öğrenciye ve halka güven
vermesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde toplumun üniversiteye
ve bilime olan güveni daha da sarsılacaktır. Çok da haksız sayılmazlar.</p>
<p><b>Rektör nitelikli, objektif ve hesap verebilir, seçenler ise nitelikli ve
özerk olmalıdır</b></p>

<p><b>Genelde iki yönetim modeli vardır:</b></p>

<p>1.&nbsp; Güçlü, tek söz sahibi, ancak en küçük
başarısızlığa tahammülü olmayan, rekabet ve liderlik (Başarısız olduğu anda
görevden alınan Amerika’daki atama modeli).</p>

<p>2.&nbsp; Paylaşımcı, gücünü kurullardan alan temsili
yönetim (Demokratik yönetim).</p>

<p>&nbsp; İşte en çok konuşulan konu budur. Görülen
odur ki ülkemizde 23 yıldır uygulanan atama modeli başarısız olmuştur. Bu
nedenle Türkiye koşullarında, yalnız batılı ölçeklerde bilimsel ve yönetsel
ölçütleri belirlenmiş kişiler (aynı üniversiteden olması gerekmez) aday
olabilmelidir; öğretim üyelerinin tamamı ile öğretim/araştırma görevlileri,
öğrenciler ve diğer çalışanların da belirli oranlardaki temsilcileri seçimde oy
kullanabilmelidir. Bu doğrudan seçim yerine nitelikli seçim şeklinde olabilir.
Ama öncelikle bu nitelikli grupların tam özerkliği olmalıdır. Ve seçilmenin
bilimsel ve yönetsel ölçütlere bağlı olması gerekir. </p>
<p><b>Rektörler Kurullara ve Demokratik Yollarla Oluşacak Özerk SENATO’ya Karşı
Sorumlu Olmalıdır</b></p>

<p>Bunun için ya
rektörlerin yetkileri kurullara bırakılmalı, ya da rektör kurullara karşı bu
yetkilerini kullanmaktan dolayı sorumlu hale gelmelidir.&nbsp; Hem denetim olanaklarının hiç bulunmadığı,
hem de yönetici konumundaki rektörlerin “mutlak” yetkilere sahip olduğu bu YÖK
yapılanması ile üniversitelerin bilimsel verimliliğinin geliştirilemeyeceği
açıktır. Bu nedenle üzerinde çalışılan tasarıda mutlak yetkilerle donatılmış
güçlü rektör yerine, karar süreçlerini seçilmiş organlarla paylaşan, katılımı
teşvik eden, üniversitenin yukarıdan aşağıya hiyerarşik bir kurum değil, tam
tersine aşağıdan yukarıya doğru demokratik bir biçimde yapılanmasına katkı
sağlayabilecek bir rektör öngörmek daha gerçekçi olacaktır.&nbsp; </p>

<p>Mevcut hali ile rektör yetkileri fazladır ve bu
gücün kurumun işleyişine zarar verdiği uzun zamandır konuşuluyor. Rektörün
senato ve yönetim kurlu görüşlerini organize etme ve denetim görevini içerecek
yeni bir görev tanımının yapılması gerekiyor. Rektörün mutlaka yetkiler
sınırlandıracak, senato ve yönetim kurulularını etkin kılan bir yapılanma
sağlanarak rektörün hesap verilebilirliği sağlanmalıdır. Üniversite rektörünün
atanmasını yapan kurul aynı zamanda görevde alabilmesini de sağlayabilmelidir.
Üniversite rektörü bu bağlamda atanmışlardan değil seçilmişlerin senatosuna
karşı sorumlu ve hesap verebilir durumda olmalıdır.&nbsp; </p>
<b>

<p><b>Üniversitelerde
Seçim Sistemleri-3</b></p>

<p><b>Bir Defalığına Seçilmek</b></p>
<p><b>Üniversitenin Kendisini Yönetmesi Zorunlu</b></p>

<p>Platon
“kendini yöneten dünyayı yönetir” diyor. Dünyayı yönetmeye talip olan
üniversiteler kendilerini yönetemese ne topluma ne de çağa yön verebilir.</p>

<p>Seçim
sistemlerinde, birinin tercihi değil; hak-hukuk esasında düşünebilme,
üretebilme, eleştirebilme, katılma ve denetleme niteliğini merkeze alan
demokrasidedir. Yükseköğretim reform da bu anlamda nitel bir reform olmalıdır. </p>

<p>Sorun üniversite üst yönetimini belirlemek değil, daha temelden
üniversiteyi yönetmeye talip olan adayların üniversiteye ilk alınmalarında
doğru seçimi yapmaktır. Üniversiteler akademisyenlerini doğru seçer, iyi
yetiştirir ve liyakati ön planda tutarsa, eminim ki kendi bölüm başkanını,
dekanını ve rektörünü de doğru seçecektir. Maalesef doğru bilim adamı
seçemediğimiz için doğru üst yönetim seçiminde de zorlanmaktayız.</p>
<p><b>Demokrasi Hak Kavramına Dayanır, Seçim Bir Araçtır.</b></p>

<p>Seçim
Türkiye’de yalnızca oy vermek olarak algılanmaktadır. Örneğin herkes toplansa
ve bir kişinin öldürülmesine karar verse bu, demokratik bir eylem olarak mı
görülecektir? Elbette hayır! Çünkü demokrasinin birinci kuralı “hak” ve
“eşitlik” kavramıdır; aynı yöntemlerin herkes için geçerli olmasıdır. Bilime,
akademisyenliğe, öğrencisine, topluma ve insanlığa katkı sunma amacını
taşımayan herhangi bir yönetim veya reform arayışı anti-demokratiktir. </p>

<p>Maalesef
günümüzde anti-demokratik bir anlayışla reform tartışması yapılmaktadır.
Demokrasinin basit bir seçim (çoğunluk rejimi) değil, azınlıklar da dahil hak
edenin yükselebileceği bir rejim olduğunu kabul etmek zorundayız.&nbsp; Kaldı ki, demokrasilerde katılım sistemin
sadece bir kısmıdır. Esas olan diğer kısım ise denetlemedir. Bunun için
yurttaşın katılımı, özgürlüğü, kurulların özerkliği şarttır. Özerklik olmadan
katılım ve denetleme, yani demokrasi olamaz!</p>

<p>Demokrasi yalnızca çoğunluk tarafından seçilmiş olmak değildir; başta
Sayıştay ve mahkemeler olmak üzere tüm kamu ve sivil toplum örgütlerinin
denetimine açık olmayı gerektirir. Bu gereklilik mevcut YÖK sisteminin en büyük
zaaflarından birini oluşturmaktadır.</p>
<p><b>Ne Yapılabilir?</b></p>

<p>YÖK yerine yeni bir özerk yüksek öğretim yasasının
çıkarılması ve üniversitenin nitelik esasına göre rektörünü belirlemesi
zorunlu. Ancak kısa sürede böyle bir yasanın gündemde olmamamsı nedeniyle
acilen üniversitelerin kendi sistemlerini ortaya koymaları gerekir. Mevcut hali
ile üniversiteler, yöneticilerini belirleme süreci için YÖK yasasına
başvurmadan kendi yöntemlerini belirlemede bazı mekanizmalar geliştirerek yine
YÖK’e 6 adayın ismini bildirebilirler. Bunun için öncelikli üniversitenin ne
istediğini, veya yaşananlardan ders çıkararak neyi istemediğini net olarak
bilmesi gerekir. </p>

<p>1.Nasıl bir üniversite istiyoruz sorusunu
sormamız ve kafamızın berrak olması gerekir. Veya nasıl bir rektör istiyoruz?
Tersinden, yaşanan tecrübe ile nasıl bir rektör istemiyoruz sorularının net
olarak kendimize sormamız gerekiyor. Bu soruların sürekli sorulduğu ortamlarda
sağlıklı adayların çıkacağı beklenilmektedir.&nbsp;
</p>

<p>2.&nbsp; &nbsp;Aradığımız üniversiteyi yönetecek rektörde ne
tür özellikler olmalı? </p>

<ol>
 <li>Bu
     niteliklere uygun aday adaylar nasıl belirlenir?</li>
 <li>Üniversite
     iç enerjisini tüketmeden nasıl seçime hazırlanır? Sorularını sorarak kendi
     içinde beyin fırtınası yaratabilir. Örneğin özerk üniversitenin birinci
     koşulu olan ve Afrika ülkelerinde bile uygulanan öğrenci ve diğer
     çalışanların eğilimi ve ne düşündüğü küçük anket çalışması ile
     sağlanabilir. Üniversite yasada olmamasına karşın, demokratik davranarak
     gayrı resmi olarak öğrenci, asistan ve çalışanların nabzı bir şekilde
     tutulabilir. </li>
 <li>Üniversiteye
     yakışır, zekâsı, karakteri, insani nitelikleri, yönetme becerisi,
     üniversitelilik bilinci, projeleri, niteliği olan adayların kendilerini ve
     projelerini&nbsp; üniversite kamuoyuna
     açıklayabilmesi için kendilerine fırsat sağlanabilir. Öğretim üyesi
     dernekleri bu konuda ortam hazırlayabilir.</li>
</ol>

<p>Gerekirse iki veya daha fazla ön seçimle en azından üniversitenin %50’sinin
takdirini alan adayların önceden belirlenmesi sağlanabilir. Böylece
üniversitelerin kendi içinde ağırlıklı olarak arkasında durabilecekleri bir
adayını <span>YÖK’e bildirebilir. Böyle bir durumda YÖK
veya cumhurbaşkanlığının da daha düşük oy alan bir adayın atanması yerine üniversitenin
tercihine değer vereceği, hatta YÖK veya
cumhurbaşkanlığının da elini güçlendirecektir. Üniversitenin güç birliği
göstermesi durumunda üniversitenin ağırlıklı desteğini almayan bir
rektöründe rahat çalışamayacağı kendiliğinden ortay çıkacaktır.</span></p>
<p><b>Seçilme ve Atama Kriterleri
Yeniden Belirlenmelidir?</b></p>

<p>Üniversitelerin birinci sorunu haline gelen rektör belirleme sisteminin
zafiyeti üniversitelerde ciddi sorunları da beraberinde getirmektedir. Bugün ki
hali ile üniversitelerin yönetim anlayışı&nbsp;
ve üst yönetimi belirleme şekli, mahalli idare şekline benzemektedir.
Üniversite öğretim üyeleri tarafından belirlenen adayların birinci sırada olan
dahi çoğu zaman çoğunluğu temsil etmedikleri de görülmektedir. 6 adayın YÖK’e
isim bildirmesi nedeniyle çoğu üniversitede adayların aldığı oy dağılımına göre
%25-30 aralığında oy alarak birinci olan adayın üniversitenin tam desteğine
sahip olmadığı görülmektedir. Mutlaka çoğunluğun güvenini ve desteğini alan
adayların yönetici olması sağlanmalıdır. Bir defalığına iki dereceli seçim
yararlı bir yöntem olabilir. Atanacak aday en az üniversitenin %50 sinden
fazlasını arkasına almalıdır. Üniversite dışında adaylar gelişmiş
üniversitelerde olduğu gibi ilan süreci ile dosyaları ve projeleri ile
üniversiteyi ikna ederek seçime katılabilmelidir. Üniversitelerin tek adam
hakimiyetinden ve popülizmden uzak, birinci önceliği bilim olan, paylaşımcı ve
kendi içinde geniş istişare ile fikir oluşturan bir yapıya kavuşturulması
gerekir. Bu bağlamda Rektör belirleme ölçütlerinin mutlaka belirlenmesi,
üniversitenin çoğunluğunun benimsediği bilimsel yönden erkini ispatlamış,
belirli bir birikimi olan, yönetim becerisi sergileyebilecek akademisyenlerin
adaylığa daveti daha sağlıklı olacaktır. </p>

<p>&nbsp;Asıl olanın bilim adamlığı olduğu
ilkesinden hareketle adayların yönetici hastalığına yakalanmaması için bir
defalığına seçilmesi üniversite sağlığı için yararlı olmaktadır. </p>

<p>Bazı ülkelerde olduğu gibi rektörlük merkezi rektör ve yardımcı ekibi ile
birlikte üniversiteyi paylaşarak yönetilebilir. Bu bağlamda üniversiteler kendi
dışındaki kurumlara da model alacağı nitelikte nitel seçimler ve yönetim
şekilleri geliştirmelidir.</p>
<p><b>Rektör Göreve Başlamadan En
Az 12-6 Ay Önceden Seçilmiş Ve Eski Rektör İle Çalışıyor Olması Gerekir</b></p>

<p>Üniversite gibi sürekliliği olan kurumaların
muhali idareler gibi yönetilmemesi için yöneticilerin devir teslim öncesi
mutlak ve mutlak yöneticiler görev süresinden en azından 12-6 ay önceden
seçilmeli ve eski rektör ile çalışarak süreci tanımalı, performansını ortaya
koyma becerisini gösterebilmedir. </p>

<p>Hatta pro-rektörlerin (bir önceki rektörlerin)
üniversite yönetim kurularında bulunması bu bağlamda yaralı olacaktır.</p>
<p><b>Aday Belirleme Şekli Önemli</b></p>

<p>Mevcut hali ile genelde cesaret gösterip aday olan kişiler sürece
üniversitede oy kullanma hakkı olan kişileri ziyaret etmesi ile başlar.
Belirlenen günde her profesör doğal aday olduğu için kullanılan oyların
dağılımında ilk altı sıraya giren adaylar YÖK’e rektör adayı olarak bildirilir.
</p>

<p>Aday belirlenmesi sürecine çok adayla katılmak her
zaman iyidir. Ancak adayların aday olma biçimi de önemli olmaktadır. Bu
bağlamda kişilerin adaylığını açıklaması iyi, ancak esası yeni önerilerin ve
üniversite politikalarının geliştirilebilmesi konusunda tabandan gelecek
öneriler ile adayların belirlenmesi gerekir.</p>

<p>Bu bağlamda artık adayların tek tek adaylıklarını
açıklaması yanında hatta belki de daha da önemlisi üniversite dinamiklerinin
kendi içinde geliştirecekleri yöntemler ile ne aradıklarını belirleyebilirler.
Asıl olanı üniversite, yönetim anlayışını belirleyerek buna uygun adayların
kimler olabileceği konusunu gündeme getirmelidir. Ayrıca belirli ilkeler de
netleştirilerek üniversitenin bilgisine sunulmalıdır. Böylece sözde değil de
uygulanabilir ilkeler geliştirilmelidir. </p>

<p>Çoğunlukla oy kullananların örgütsüz olması veya
yukarıda belirtildiği gibi rektör belirleme sürecindeki belirsizlik nedeniyle
pasif kalmakta ve çoğunlukla sürecin dışında kalmayı tercih etmektedirler.
Oylamaya katılanların çoğu bu şekildeki seçimde ehveni şer tercih etliklerini
belirtmektedirler. Ülkemizde ziyaret ettiğim üniversitelerde ve aldığım
yüzlerce e-postadan edindiğim izlenim, üniversite üst yönetimlerine nitelikli
adayların sürecin belirsizliklerinden dolayı talip olmaktan kaçındıkları yönündedir.</p>
<p><b>Üniversite Seçim
Üniversiteyi Ayrıştırmaktadır</b></p>

<p>Prof. Dr. Osman Demircan, 5 Ekim 2007 tarihli CBT
sayı 1072’de “Bir rektörlük seçiminin ardından” adlı yazısında, üniversitelerde
rektör belirleme seçimin de yaşananları değerlendirdi. Sonuç olarak üniversite
gibi bir entelektüel ortamda dedikodu, karalama, ortalıkta dolaşan isimsiz
mailler, harcanan emek ve boşa giden zamanın önemini vurguluyor. Dr. Demircan
üniversiteleri bu hengameden kurtarmak için bir şeyler yapılması gerektiğini
belirtmektedir. Öneri olarak açık ilanla rektör aranmasını ve belirli kriterlerin
getirilmesini önermektedir. Gerçekten sayın Demircan hocanın dediklerine
katılmamak elde değil. YÖK’ün kuruluşu ve sonrasında yapılan Rektör belirleme
ve atama sürecinin akademik dünyanın yapısına uygun olmayan şekli maalesef
bugün üniversitelere büyük zarar vermiş, yaratılan ayrışmalarla iyice içinden
çıkılamaz bir duruma gelmiştir. </p>

<p>Ne yazık ki yaşananlardan, seçim sürecinde
adayların ister istemez yandaşlarını seçimi kazanan adayın atanması veya
atanmaması durumunda kendisini desteklemeyen veya destekleyen öğretim üyelerine
karşı olan muhtemel tutumu öğretim üyelerini kaygılandırmakta çalışma barışını
tehdit edebilecek duruma kadar gelebilmektedir. Üniversitelerde yapılan
seçimlerin üniversiteleri kamplaştırdığı, verimini düşürdüğü ve kendi içinde
işlenemez duruma geldiği açıktır. </p>
<p><b>Üniversiteler Üst Yönetimlerini Kendileri İç Dinamikleri İle Belirlemeli</b></p>

<p>Doğal olarak her seçim öncesi herkesin kafasında nasıl bir aday uygun olur
sorusu bulunmaktadır. Fakat bunu harekete geçirecek ortak aklı kullanarak,
üniversitelerin yönetim anlayışını siyasi partilerin hizmet yarışı anlayışından
çıkaracak sürece getirmek gerekir. Üniversitelerin üst yönetimlerinin
belirlenmesi süreci bir hizmet yarışı süreci olmakla beraber, tansiyonların
yükseldiği ancak tam bir seçim de olmadığı için sonuçta üniversitelerin iç
enerjilerinin olumsuz yönde heba olmasına neden olmaktadır. Bugüne kadar
yaşananlardan da bazı dersler çıkarılarak geleceğe yönelik bazı mekanizmaların
da oluşması gerekir. </p>

<p>Maalesef bugüne kadar çok büyük vaatler ile yönetime gelen yöneticiler, ilk
günden gelecek seferin hesabını yapmaya ve ne yazık ki ona göre de ödünler
vermeye başladıkları en sık konuşulan konuların başında gelmektedir.Bundan
mutlaka kurulmak için herkesin üzerinde anlaşabileceği objektif yöntemlerin
bulunması için çalışmalar yapılmalıdır.</p>
<p><b>Üniversite İçi Denetim Mekanizması Geliştirlmedi </b></p>

<p>Üniversitelerde genel seçimler gibi dört yılda bir
adaylara oy vererek vatandaşlık görevlerini yaptıklarını düşünüyorlar. Ancak
siyasete muhalefet var ancak üniversitede muhalefet olmadığı için kendi
dinamiğini kendisi yaratmalıdır. Ayrıca üniversite gibi tartışma ve araştırmanın
merkezinde kritik yapmanın önemi nedeniyle mutlaka yönetimler aralıklarla
kritik edilmelidir.</p>

<p>Adayların seçim öncesi verdiği sözler ve daha
sonraki süreçte bunlara uygun hareket edip etmediğini izleyebilecek
mekanizmalar oluşturulmalıdır. Kötü yönetim gösterenleri denetleyici yollar
bulunmalıdır. Onun için hangi makama aday oluyorsa olsun, üniversitelerin iç
denetimi de yine üniversite dinamikleri tarafından takip edilmeli gerekir. Bu
anlamda özerk üniversiteye yakışı eleştirinin yapılması kaçınılmazdır. İç
denetim, üniversite hocasına yakışır şekilde doğruya doğru, yanlışa yanlış
diyerek sağlanmalıdır. Yoksa “efendim çok iyisin”, “siz olmasanız bu kurum
batar” diyerek değil. YÖK yasasında kötü yönetimler konusunda mahkeme kararı ve
YÖK’ün önerisi ile görevden almalar olmaktaydı ancak etkili bir yöntem olmadığı
bilinmektedir.</p>
<p><b>Bir Defalığına Seçim
Üniversitenin Sağlığı İçin Önemli</b></p>

<p>Yaşanan tecrübeler çok değerli, başarılı
çalışmalar yapan rektörlerimizin olması bir yana, ikinci defa seçimin
üniversiteleri çalıştırmadığı, akademik kadroların zayıflamasına neden olduğu,
kayırmacılık ve diğer istenmeyen olaylar sık konuşulan veya eleştirilen
konuların başında geliyor. Mevcut hali ile bir aday en fazla iki defa
atanabiliyor, eğer yasal engelleme olmasa çok sayıda rektör adayı yeniden
seçilmek için çok doğal olarak istenmeyen tavizler vermek ve profili düşük
akademik kadroların üniversiteye alınmasına neden olacaktır. Bugün evrensel
nitelikten yoksun akademik kadroların oluşmasında önemli ölçüde seçim
tavizlerinin büyük rolü bulunmaktadır. Adaylık sürecinde verilen yüksek
vaatlerin ne yazık ki tutulmadığı hepimizin yaşadığı tecrübe ile sabittir. </p>

<p>Üniversitelerimizde çoğunlukla dekanlık ve
rektörlük seçimleri sürecinde ne yazık ki sıkıntılı dönemler yaşanmaktadır. Öğretim
üyeleri seçim süreçlerini kendi üzerlerinde bir psikolojik baskı olarak
görüyorlar. Üniversitelerdeki seçim sürecinde yapılan kulisler, popülist
uygulamalar (seçim vaatleri) öğretim üyeleri üzerinde psikolojik baskıları
oluşturmaktadır. Oluşan tarafgirlikler ve grupların zamanlarının önemli bir
kısmını bu sürece ayırması neredeyse günlük siyasi polemiklere dönüşen
söylemler ile uç veren verimsizlikler öğretim üyelerini rahatsız etmektedir.
Çoğu kişi istemeden bu süreçlere dahil edildiği için akademik çalışmalarının
sekteye uğradığını belirtmektedirler.</p>
<p><b>Bir Defalığına Seçilmek
Üniversitenin Yararınadır</b></p>

<p>Bölüm başkanlığı dahil dekanlık ve rektörlüğün bir
defalığına sağlanması, seçimin çoğunluk esasına göre değil, nitel olması için
de üniversite bilim adamı, çalışma prensiplerine uygun yeni modelleri de
üretebilmeliyiz. Bu bağlamda mutlaka üniversiteler YÖK ve Cumhurbaşkanının
takdirine sunacağı adaylarını kendi içinde nitel seçimle belirlemeli ve adaylar
mutlaka bir defalığına seçilmeyi kabul etmelidirler.</p>

<p>&nbsp; Bugün çok değerli
yöneticilerimiz bulunabilir, ancak unutmayalım ki çok kötü yönetimler
sergileyen yöneticilerimiz ülkemizin insan manzaraları gerçeği ile yeniden
seçilmek için sergilediği davranışlar ile yeniden seçilebildikleri de
görülmüştür. Ayrıca çoğunluğun baskısı ile iktidara gelip arzu edilmeyen
süreçleri yaratan kişilerin de olduğu da bilinmektedir. Bu bağlamda önce
üniversitelerin örnek davranışlar sergileyerek bilim adamının ağırlığına
yakışır yönetim modelleri oluşturarak siyasilerin ve diğer seçim süreçlerinin
sağlıklı yürümesine yardımcı olabiliriz.</p>

<p>İkinci dönem adaylığına yapılan elentilerin
başında birinci dönemde yöneticilerin taviz vermekten çok bazı yaşanan
gelişmeler karşısında ikircikli davrandıkları ve taraf olmak yerine süreci
kendi haline bıraktıkları şeklindedir. Yöneticilerin doğru yerde doğru tavrı
almamalarının üniversiteye zarar verdiği belirtilmektedir.</p>

<p>Bu bağlamda öğretim üyelerinin çoğunluğunun ikinci
defa seçilme sürecine soğuk baktıkları, daha demokratik, nitelikli ve
üniversiteyi temsil edecek adayların yarıştığı bir seçim sistemini
arzuladıklarını ve bir defalığına seçimi çok benimsediklerini belirtiyorlar.
Son yıllarda değişik üniversitelerde bazı dekan ve rektör adaylarının bir
defalığına adaylığını açıkladıkları ve büyük ilgi duyulduğu görülmektedir. </p>
<p><b>Üniversite Yöneticiliği Değil, Öğretim Üyeliği İsteklendirilmeli</b></p>

<p>Üniversitenin asıl görevi bilimsel araştırma, eğitim-öğretim ve toplumu
aydınlatma görevi olduğu gerçeği ile üniversitelerin bütün bileşenlerinin üst
yönetimi belirlemede diğer ülkelerde olduğu gibi nitelikli katılımı önemli
görülmektedir. Rosovsky’nin belirttiği gibi, kuruluşun tümü, öğretim üyelerine
görevlerini yapabilmeleri için yüksek düzeyde fırsat verecek ve olabildiği
kadar onların bu amaçtan sapmalarını azaltacak ve özellikle gereğinden çok
idari göreve ayrılmalarını resmi olarak özendirmeyecek bir biçimde
örgütlenmelidir. </p>

<p>Üniversitelerde son yıllarda akademik yaşam ve araştırma kalitesinin
düşmesi ile ilişkili olsa gerek ki çok sayıda kişi yöneticiliğe yönelmiştir.
Akademik takdirin ve isteklendirilmelerin olmadığı ortamda yöneticilik
talebinin araştırılması ayrıca önemlidir. Adaylık ile birlikte üniversite
dokusuna zarar veren süreçlerin oluştuğu sık sık konuşulmaya başlanmıştır.
Artan yöneticilik özlemlerinin önüne geçecek tedbirlerin alınması ve bilim
adamlarının asıl görevlerini yapacak özendirici tedbirler alınmalıdır. Akademik
yükselmelerde, yöneticilik yapmış olmanın getirisi, bilimsel çalışmalarla
ilişkilendirilmemelidir. Çok sık yapılan bir eleştiri de genç yaşta bilim
yapacak nitelikteki kişilerin yöneticiliğe soyunması ve buna bağlı olarak
sınırlı sayıdaki üniversite akademisyeninden istenilen verim elde
edilememektedir. </p>
<p><b>Üniversitelerde Yöneticilik Görevi Yoktur</b></p>

<p>Genelde üniversitelerdeki idari görevler sanki
asli bir görevmiş gibi algılanmaktadır. Üniversitelerde yöneticilik gibi bir
görevin olmadığı, ancak üniversitenin faaliyetlerinin koordineli olarak
işlemesi için&nbsp; zorunlu olarak
üniversitenin birikimli hocaları arasında bu işi en iyi yapabilecek ve bu
yeteneklere sahip olanların kısa süreliğine bilimsel çalışmalarından fedakarlık
yapması bilinci ile görev yapmasıdır. Bilgim dahilince, dünyadaki başarılı
tecrübeler, bilim adamı görev ve sorumluluğu ve üniversitelilik bilinci ile
üniversiteye fayda sağlamadığı yönünde. Bilim adamının birinci görevi bilimsel
çalışmalarıdır. Yöneticilik akademik birimlerde işler düzensiz gitmesin diye
yapılır. Kesinlikle bir zorunluluk yoktur. Ancak doğal olarak birisinin de sıra
ile de olsa gönüllülük esasına göre yöneticilik yapası gerekiyor.</p>
<p><b>Yöneticilik Değil Bilim
Adamlığı Daha Önemlidir</b></p>

<p>&nbsp;Asıl amacı
bilim ve aydınlanma olan gelişmiş üniversitelerde, Dekanlık ve Bölüm
başkanlıklarının getirdiği birtakım idari ve kırtasiye görevler nedeniyle kimse
yönetici olmak istemez ve çoğu zaman kişiler zorla bir veya birkaç yıllığına
zoraki görev yapar. Söz konusu üniversitelerde sistem Dekan veya Bölüm Başkanı
olarak değil, öğretim üyesi olarak hesap vermeyi zorunlu tutuğu için insanlar
bilim yapmayı daha çok tercih etmektedirler. Tabii doğal olarak üniversite hocası
bilimsel çalışmalarında doyuma ulaştığı içinde makam için çabalamıyor.</p>

<p>Gelişmiş ülkelerde bu tür makamlara aday
gösterilen de çoğunlukla adayın kendisinden değil, kendisinin çevresinden ve
üniversitelerin yetkili organlarından teklif gelir.</p>

<p>Dolayısıyla bilimsel çalışma ve araştırmaların
kısmen uzağında yer alan yönetsel konumdaki Rektör, Dekan, Bölüm Başkanı,
Anabilim Dalı Başkanı ve Yüksek Okul Müdürü olmaya yönelik çaba ve
beklentilerin nedenleri ve kriterleri açık olmalıdır. Belki de batılı ülkelerde
olduğu gibi yöneticilik yapacak kadroların da ayrılması gerekecektir. Ancak
akademisyenler liyakat olarak her zaman daha önde olmak zorundadırlar.</p>
<p><b><span>Üniversitelerde Seçim Sistemleri- 4</span></b></p>
<p><b>Dünyadaki Üniversiteler Rektörü nasıl belirliyor</b></p>

<p>Üniversitelerde
eğilim belirleme ile dekan ve rektör belirleme sürecinde yaşanan sorunların
giderilebilmesi için seçme, seçilme ve atama kriterlerinin yeniden gözden
geçirilmesi ve dünyadaki tecrübelerden da faydalanılarak ülkemiz koşullarına
uygun bir modelin oluşturması zorunluluk arz etmektedir. </p>

<p>Batıdaki üniversiteler bugün yaşadığımıza benzer sorunları yaşamışlar ve
yaşananlardan ders çıkararak üniversiteye uygun bilim adamı belirleme yöntemi
belirlemişlerdir.</p>
<p><b>Pekâlâ, bunun çözümü yok mu?&nbsp; Bütün
dünya bu işi nasıl yapıyor? </b></p>

<p>Avrupa ile
Amerikan modelleri arasında farklılıklar olmasına karşın yine de seçilme
esasları “BİLİMSEL VE YÖNETSEL ÖLÇÜTLER”dir. Üniversite tarihlerine
bakıldığında, batıda yönetici seçiminde hep öğrencilerin etkin rol aldığına
tanık olunacaktır. </p>

<p>Üniversite
yasasında kritik noktayı genelde Rektörlük seçimleri oluşturur. Genelde de
adayın kaç kez peş peşe seçileceği ve disiplinler arasında dönüşüm sağlanacak
mı gibisinden konular gündeme gelmektedir. Ancak adayın bilimsel nitelikleri
neredeyse hiç söz konusu edilmemektedir. Bu anlamda üniversitelerde seçim,
mahalli seçimlere benzemektedir. </p>

<p>Amerikan
sisteminde, bölüm başkanları, dekanlar, rektör yar­dımcıları gibi üst ve orta
düzey yöneticiler göreve seçimle gel­mezler. Ancak atamayla göreve başlarken
yüksek kriterler ile belirlenir, ancak gerektiğinde de işlerine son
verilebilir. Henry Rosovsky işin püf noktasını ise şöyle açıklıyor “Çünkü
öğretim üyelerince yapılan se­çimler genellikle zayıf liderlerin iş başına
gelmesine yol açar” diyor. Örnek olarak da “Aklı başındaki hangi profesör kendi
dalında bütçe kesintileri yapılmasını öneren bir dekan adayına oy verir?” diye
de soruyorlar.</p>

<p>Rosovsky,
kitabında ellerim titreyerek yazıyorum, ileride gerici olarak eleştirileceğimi
biliyorum diyor ve ekliyor, “her şey daha demokratik davranarak düzelmez”.
Ayrıca demokratik uygulamalar ile her şeyin daha iyi gitmeyeceğini de biliyoruz
diyor. Bu nitelikteki kişilerin veya üniversite yönetiminin en iyi şekilde
işlemesi için çıkar çatışmalarının en alt düzeyde kalması gerektiğini de
öğrenmiş bulunuyoruz diyor. Açıkçası ülkemizde yönetim için verilen tavizlerin
çok önceden ABD’de yaşandığını belirtiyor. Bu bağlamda üniversitelerimizde
bugün yaşanan seçimler demokrasinin bir göstergesi olmadığı gibi yansıması da
değildir. Asıl olan akademik özgürlük ve özerk değerlerdir.</p>

<p>Gelişmiş
üniversitelerinin bir çoğunda rektörün belirlenmesi süreci siyasi otorite
dışında ve üniversitelerin kendi iç dinamikleri ile belirlenmektedir.
Üniversite geleneklerinin yerleştiği ülkelerde üst yönetici atama kararı
sembolik olarak Milli Eğitim bakanlığı veya hükümet veya Devlet başkanının
onayına tabi olmaktadır. Esas olan üniversitenin kendi kararıdır.</p>

<p>Pekâlâ, bunun
çözümü yok mu?&nbsp; Bütün dünya bu işi nasıl
yapıyor? </p>

<p>Avrupa ile
Amerikan modelleri arasında farklılıklar olmasına karşın yine de seçilme
esasları “BİLİMSEL VE YÖNETSEL ÖLÇÜTLER”dir. Üniversite tarihlerine
bakıldığında, batıda yönetici seçiminde hep öğrencilerin etkin rol aldığına
tanık olunacaktır. </p>

<p>Üniversite
yasasında kritik noktayı genelde Rektörlük seçimleri oluşturur. Genelde de
adayın kaç kez peş peşe seçileceği ve disiplinler arasında dönüşüm sağlanacak
mı gibisinden konular gündeme gelmektedir. Ancak adayın bilimsel nitelikleri
neredeyse hiç söz konusu edilmemektedir. Bu anlamda üniversitelerde seçim,
mahalli seçimlere benzemektedir. </p>

<p>&nbsp; Eski YÖK başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz’ün
yönetim anlayışının aksine, hazırladığı “Dünyada ve Türkiye’de Yükseköğretim”
adlı kitapta bütün batı ülkelerinde Almanya, Fransa, İspanya, Yunanistan,
Norveç, İsveç ve diğer batı ülkelerinde seçici kurullar (öğretim üyesi,
çalışanlar, asistanlar ve öğrencilerden) akademik ölçütler doğrultusunda
atandığı görülmektedir. Örneğin Almanya'da Baden Württemberg eyaletinde
üniversitelerin bir büyük bir de küçük senatosu bulunmaktadır. Küçük senatoda
dekanlar, profesör temsilcileri, araştırma görevlilerinin temsilcisi ve öğrenci
temsilcisi bulunmaktadır. Büyük senatoda ise bütün profesörlerin yanında
öğrencileri, araştırma görevlilerini ve diğer çalışanları temsilen 5’er üye
bulunmaktadır. Rektör seçimi için küçük senato bir komite kurar ve bu komite
rektörlük için gerekli işlemleri başlatır; her tarafa ilan verir. Başvuru
dosyaları inceden inceye araştırılır ve ilk üçe giren adaylar büyük senatoya
brifing verir ve vizyonları ile birlikte projelerini anlatırlar. Büyük senato
adaylardan birisini seçer ve Eğitim Bakanlığına atama için önerir. Eğitim
Bakanı da yüksek onur ve şeref ünvanı ile ve tam yetkili olarak seçilen adayı
rektörlüğe atar. </p>

<p>Dünyanın en
eski üniversite geleneğine sahip İngiltere’deki Cambridge Üniversitesinde
yönetimin belirlenmesi&nbsp; “üniversite
parlamentosu” adı verilen The Regent House tarafından yönetilir. Regent House,
idari ve akademik personelinden oluşan geniş bir yapıya sahiptir. Bazı
üniversitelerde öğrencilerde bu sürece girmektedir. Üniversitenin akademik ve
idari yönetim görevini üstlenen başkan yardımcısını ve 21 üyeli senatonun
19’unu doğrudan üniversite parlamentosu belirlemektedir. Rektör veya temsili
statüdeki başkan ise senato tarafından seçilmektedir. 21 üyeli Senato, başkan
ve başkan yardımcısının yanı sıra 16’sı Regent House ve üçü de öğrenci konseyi
tarafından seçilmektedir. İskoçya’daki Glasgow Üniversitesinde ise rektör,
öğrenciler tarafından seçilmektedir. İngiltere’de bazı üniversitelerde Rektörü
belirlemek için her birim kendi içinde seçiciler kurulu adayını belirtmektedir.
Adaylar fakültelerde seçimle belirlenmektedir. Seçiciler kuruluda seçimin
şeklini ve niteliklerini belirleyerek üniversiteyi seçime hazırlamaktadır. </p>

<p>Fransa’da
rektör, öğretim üyeleri, öğrenci ve idari personel temsilcilerinin oluşturduğu
konseyde seçilir ve Milli Eğitim Bakanınca atanır. Kısacası, belli bir
saygınlığı olan üniversitelerin yönetiminde şu veya bu yolla bir seçim
mekanizması belirleyici olmaktadır.</p>

<p>Almanya
üniversiteleri ise tümüyle kurum içi karar alma sürecinin işlediği bir yapı arz
eder.&nbsp; Almanya’da rektörler
fakültelerdeki akademisyenler tarafından (bazılarında akademik olmayan personel
ve öğrenciler de yer almaktadır) seçilirler. Bu işleyiş “akademik öz yönetimin”
bir ifadesi olarak görülür.&nbsp; </p>

<p>Avusturya’da
üniversite yöneticisini belirlemek için bir seçiciler konseyi oluşturmaktadır.
Senato 3 kişi, Federal hükümet 3 kişi ve diğer paydaşlar ile birlikte üst
yöneticiyi belirlemektedir. </p>

<p>İsviçre
üniversitesinde rektör seçimi uzun bir elemine sonucu öğrenci, asistanlar,
çalışanlar ve öğretim üyeleri temsilcilerinden oluşan üçer kişilik bir konsey
tarafından yapılmaktadır. Üniversite yönetimi üzerinde öğrenci ve asistanların
büyük etkisi bulunmaktadır. İlan ile aranan rektörün nitelikleri belirlenir,
başvurular alınır adaylar değişik kurullardan 3’e kadar indirilir ve bunlar
arasında konsey oy kullanarak seçim yapar. Rektörün illa da aynı üniversiteden
olması gerekmez. Benzer durum Avrupa ve Amerikan Üniversitelerinde de
görülmektedir.</p>

<p>Kanada da
Üniversite Mütevelli heyeti Üniversite Başkanı (rektörünü) seçiminde görev
almak için değişik kesimlerden oluşan secici bir jüri belirleyerek seçim
yapmaktadır. Seçim kurulu adayları ön elemeden sonra üçe indirgiyor. Üniversite
başkanlığı için müracaat edenler arasından şartları uygun olan 3 kişiyi başkan
seçilebilmesi için belirli bir sure içinde yapacağı konuşma ve tanıtma sonunda
jüri üyelerine başkan olabilecek liderlikteki kişiyi, 1-Eğitim,2-Bilgi,
3-Yetenek, 4-Şahsi uyumluluk, gibi 4 ana konuda değerlendirmeye tabii
tutmaktadır. Jüri üyeleri daha önce kendilerine dağıtılan forma uygun
gördükleri adaylarını belirlenen ilkeler üzerinde oylayarak seçiyorlar.
Kanada’nın Saskachewan üniversitesinde mütevelli heyet adaylarını anket
şirketleri aracılığı ile değişik kurumlara sorarak adayların niteliklerini ve
tercih edilme süreçlerini belirliyor ve seçiciler kuruluna bilgi sunmaktadır.
Seçiciler kurulu niteliği belirlenen adaylar hakkındaki bilgiyi üniversiteye
sunarak seçime toplumu hazırlamaktadırlar.</p>

<p>Amerikan
üniversitelerinin kıta Avrupa’sından farkı yönetim anlayışı ve yönetici
belirleme şekilleridir.</p>

<p>Amerikan
sistemi üniversite biraz bizdekine benzer tek kişi rektör ağırlıklıdır. Sistem
içinde çok iyi devlet üniversiteleri olduğu gibi çok iyi özel yüksek öğrenim
kurumlarının olmasının rolü önemli bir faktördür. Ancak, özel üniversiteler ile
kamu üniversitelerinin yönetimi birbirine çok benzer ve "Avrupa
modellerinden" önemli ölçüde farklıdır. Henry Rosovsky, Rektörün yetki
alanı şöyle tanımlıyor “Normal olarak, eğitim politikasında, yani ders
programları verilen diplomaların niteliği, öğretim üyelerinin seçimi, kabul
şartları vs. gibi konularda karar öğretim üyelerine bırakılır. Ancak bütçe,
bağışlara dayalı programların yönetimi, yeni programlar hakkında karar verme,
uzun vadeli planlar ve benzeri konularda yetki, bir mütevelli heyetine karşı
sorumlu, bir rektörün başkanlığını yaptığı, bir hiyerarşinin elindedir”. </p>

<p>Amerikan kamu
üniversitelerinde de seçim esastır. ABD'de seçim bir yıl önceden bir arama
süreci yaşanmaktadır. Öğrenci, çalışan ve kentin önde gelen kişileri de sürece
katılabilmektedir. Amerikan kamu üniversitelerinin mütevelli heyetleri, bir çok
durumda seçimle oluşur ve bu heyet fakülte ve öğrencileri ile kamu
üniversitelerinin kurumsal özerkliklerinin istihkâm mevzii olarak görülür. </p>

<p>Amerikan
modelinde atamada rektör sözleşmeli olmak koşulu ile bütün dünyaya ilan verilir
ve başvuran yüzlerce aday arasından öğretim üyeleri, öğrenci birlikleri,
üniversite mezunlar dernekleri, diğer üniversite çalışanları ve bölgenin ilgili
diğer sivil ve resmi örgütlerinin bilgisine başvurulur. Adaylar arasında
yapılan ilk elemeden sonra kalan birkaç kişi kendi projelerini ve
yapabileceklerini ve vizyonlarını anlatırlar ve seçiciler kurulu seçimini yine
bilimden ve verimlilikten yana yaparlar. Süresi dolmadan bir yıl önce mevcut
rektörün performansı masaya yatırılır; eğer Rektörün icraatından memnunlarsa
mevcut rektörle yeniden yeni dönem için pazarlığa oturulur, değilse yeni rektör
arayışı başlar.</p>

<p>Çoğu Asya ve
Afrika ülkelerindeki üniversitelerde sistem İngiliz ve Amerikan
üniversitelerine bezer şekilde seçim ve atama yapılmaktadır.</p>

<p>Tabii bütün
süreç verimlilik, bilimsel işlev ve özdenetim üzerine işlediği için kişinin
atanması veya seçilmesi pek sorun yaratmamaktadır. Bizim ile batı
üniversiteleri arasındaki temel fark, demokrasinin tam anlaşılmaması ile buna
bağlı olarak bilimsel ölçütlerin olmamasının yanında denetim mekanizmasının da
işletilmemesinden kaynaklanmaktadır.</p>
<p><b>Vargı</b></p>

<p>Üniversitelerin
Sorunu Yönetim adroalrını çıkaramamktır.</p>

<p>Üniversitelerin
bugün en ciddi sorunu yönetim sorunudur. Üniversiteyi yöneten akademik
kadroların bir görevide, kendilerinden sonraki akademik kadrolar yanında
yönetim kadrolarına da kişilerei hazırlamalrıdır. Bu bağlamda bilisel ve
yöentesel erki yüksek kişilerein aynız zanada yönetim organalrına da
yardımcılık sıfatı ile alınması ve buralardan yetişerek yukarıya çıkmasının
yolu açılmalıdır. Ugüne kadar yöneticilerimiz bunun yolunu açmadılar. Her
yönetici kendi çevresini getirdi ancak kurumsal bir yapılanma oluşmadı.</p>
<p>Üniversitelerin temelde kriterlerinin olmasının yaratığı zincirleme
sorunlar bugün sistemin çatışmamasına neden olmuştur. YÖK yasası kurulduğundan
ve sonradan değiştirilen hükümlerine göre üniversitelerde rektör ve diğer
yöneticileri belirleme şekli üniversitelerin nitelikli olarak yönetilmesine
yetmediği, üniversitelerde huzursuzluğu artırdığı görülmüş. Üniversitelerin
başında beri olmayan bilim insanı kriterlerinin olmamamsı nedeniyle
üniversitelerde olmaması gereken zayıf kişiliklerin önünü açmasına neden olmuş,
bu durumda üniversite verimliliğini düşürmüştür. Üniversitelerde tek kişinin
yönetimine bırakılan yapılanmanın yarattığı yanlışlardan ders çıkarılarak, her
üniversitenin ademi merkeziyet anlayışı ile yerinde yönetim ve kısmi özerk
yapılarına uygun olarak kendi içinde kendi modellerini geliştirmesi gerekir.
Bunun için güçlü bir irade ve çabanın üniversite çoğunluğunca gösterilmesi&nbsp; gerekir. Ne yazık ki YÖK ve üniversitelerin
yaratığı oteriteryan anlayış üniversite dinamiklerinin kırılmasına ve işlevsiz
kalmasına neden olmuştur.</p>

<p>Üniversitelerin temel özerklik sorunu yanında
yönetici belirleme sürecinin de sistemi kilitlediği görülmektedir. Ülkemizde de
yaşanan tecrübeler ve kritikler dikkate alınarak mutlaka acilen yasal
düzenlemeye gidilmelidir. Kaldı ki yeni bir yasaya kadar üniversitelere en alt
birimden en üst yapıya kadar öğretim üyeleri dernekleri, sendikaları,
platformlar veya diğer tartışma grupları kendi çevrelerinde bu şekilde talepler
oluşturarak, bir defalığına bölüm başkanlığını, dekanlığı ve rektörlüğü yazılı
olmayan kurallar haline getirebilirler. </p>

<p>1982 Anayasasının orijinal metnindeki 101.
maddesinde belirtilen “Bir kişi iki kez üst-üste Cumhurbaşkanı seçilmez”
ilkesinden hareketle rektörlerin de yukarıda belirtildiği gibi yalnız bir dönem
görev yapmasında yarar vardır. Çünkü demokratik geleneklerin tam oturmadığı
yerlerde bu tür üst düzey yöneticiliklerde uzun süre kalınması yöneticilerin
kendini kurumla, kurumu kendileriyle özdeşleştirmesine ve bunun beraberinde
getirdiği olumsuzluklar zamanla kurumlarda telafisi zor süreçlere yol
açmaktadır. Hele bir de akademik anlayışa aykırı biçimde örgütlenme
sağlanıyorsa olay bir bütün olarak çıkmaza girmektedir.</p>

<p>Bu bağlamda üniversiteler kendi modellerini
geliştirirlerse üniversite olurlar. Eğer üniversiteler kendi geleceklerinin
kendileri var olan kısmi özerk yapıları içinde geliştiremezse, daha önce de
değişik şekillerde ifade edildiği gibi üniversiteler dış dinamiklerin etkisinde
kalır ve ilerde tamiri mümkün olmayan yaralar alır ki, ülkemizin geleceği olan
güzide kurumlar istenilen nitelikte görev yapamazlar. Bu gidişatın
üniversiteleri politize olmaya doğru sürükleyeceğini söylemek kâhinlik
olmayacaktır.</p>

<p>Mevcut YÖK yasası ile üniversitelerde yakın
gelecekte radikal değişimlerin gerçekleştirilmesi beklenilmemektedir. Yeni bir
yasa ile seçim yöntemi, rektörlerin görev, yetki ve sorumlulukları hukuki
çerçevede yeniden düzenlene kadar, şimdilik en azından üniversiteler kendi
içinde kendi seçim modelleri geliştirerek üniversitenin dış etkilerden
korunması ve topluma örnek olması bakımından önem arz etmektedir.</p>

<p>Bugün
geldiğimiz nokta itibarıyla üniversiteler kısa sürede kendi yasasını nesnel
akademik ölçütlere göre hazırlamaz ve gerçek anlamda özerk olamazlarsa,
korkarım bugün siyasette olduğu gibi üniversitelerde toplum nezdinde zeminini
kaybedecektir. Bunun telafisiyse kısa sürede olanaklı olmayacaktır. Bunun için
herkes üniversitelilik bilinci içinde bilimin gösterdiği yolda hareket etmek,
kronik iktidar özlemlerini kendinden ve kurumundan uzak tutmak zorundadır. </p>

<p>Sonuç itibarı
ile ülkemizin belirli bir bilim adamı belirleme ve yönetici seçme politikasını
belirlemesi gerekmektedir. Sübjektif olmayan, nitelikli üniversiteyi dış
etkilere maruz bırakmayacak bir köklü reforma ihtiyaç duyulduğu muhakkaktır.</p>

<p>Daha nice sağduyulu, virajları keskin almayan,
aydın, üniversite kimliğine yakışır seçimler dileğiyle.</p>
<p><b><span>Değişik Ülkelerde Rektörün Görevi, Sorumluluğu ve Seçilme Şekli</span></b></p>
<p><b>Avusturya</b></p>

<p>Avusturya da
Üniversite Konseyi 9 kişiden oluşur, 1 rektör, 4’ü Üniversite senatosundan, 4’ü
Federal Hükümet tarafından seçilenlerden oluşturur. Üniversite konseyi genelde
Bütçeyi oluşturur, Üniversitenin gelişme ve organizasyon planını onaylar.
Üniversite ile Bakanlık arasındaki Performans Sözleşmesi’ni düzenler.</p>

<p>Ayrıca Senato
da var. Senato özellikle akademik konularda danışma kurulu görevi görür. Senato
profesörlerin atanma ve devamlı kadroya geçiş kriterlerini belirler.</p>

<p>Üye sayısı
18’dir. 10’u profesör, 5’i öğrencilerden oluşur.</p>

<p>Rektörlük
Rektör ve en çok dört yardımcıdan oluşur. Kararlar basit çoğunlukla alınır.</p>

<p>Rektör
üniversiteyi yönetip temsil eder. Bütçeyi kullandırır. Birimlerin başkanlarını
atar. Rektör, senatonun önerdiği 3 aday arasından üniversite konseyi tarafından
seçilir.</p>
<p><b>Finlandiya</b></p>

<p>Finlandiya da
da üniversite kurul aynı zamanda en üst karar alma organı olarak görev yapar.
Kurul 18 üyeden oluşur. Rektör, 1 rektör yardımcısı, 6 dekan, 2 öğretim üyesi,
2 yönetsel, 6 öğrencilerden oluşur. </p>

<p>Rektör 5
yıllığına öğretim üyeleri tarafından nitel çoğunlukla seçilir. Rektör
üniversitenin icraatından sorumlu. Chancellor 5 yıllığına Cumhurbaşkanı
tarafından atanır. Üniversitenin bilimsel alanda öne çıkmasını sağlamaya
çalışır. Üniversitenin genel çıkarlarını gözetir ve çalışmaları denetler.
Profesör ve doçentlerin atamasını yapar. </p>
<p><b>Fransa</b></p>

<p>Fransa’da
üniversite yönetimi için üç ayrı kurul veya konsey bulunmaktadır. </p>

<p>1. Yönetim
Konseyi, en üst yönetim kurulu olarak bilinir. </p>

<p>Yönetim kurul
bütçe konularında yetkili organ olarak görev yapar.</p>

<p>&nbsp; 2. Akademik Konsey.&nbsp; Akademik konsey akademik konular ve öğrenci
işleri ile ilgilenir. Daha çok bir danışma kurulu özelliğini taşır.</p>

<p>&nbsp; 3. Bilimsel Konsey ise araştırmalar ve
endüstri ile ilişkiler konularında danışmanlık görevi yapar. Her üç konsey de
seçilmiş öğretim üyeleri, öğrenciler ve yönetsel personelden oluşur. </p>

<p>Rektör
kurulların en yetkili kişisidir. 3 konseye de başkanlık eder. Doğrudan bütçeden
sorumlu olan kişidir. Rektör üniversite bileşenindeki her kesimin katıldığı
seçimle 5 yıllık süre için Milli Eğitim Bakanı tarafından atanır.</p>
<p><b>İngiltere</b></p>

<p>İngiltere’de
üniversitenin mali işlerden de sorumlu en üst yönetim kurulu üniversite
konseyidir. 39 üyeden oluşur. Chancellor, Rektör, Senatodan 9 üye ve 2 öğrenci
temsilciden oluşur. Konsey yılda 6 defa toplanır. Ayrıca Senato da var ve
senato akademik konularda en üst kurul. Senato 40 üyeden oluşur. Rektör,
yardımcıları, Dekanlar, Kütüphane Müdürü, seçilmiş 12 profesör, 3 öğrenci
temsilcisinden oluşmaktadır. Senato yılda 5 defa toplanır.</p>

<p>Chancellor
Üniversitenin resmi başkanı. Kraliçe tarafından atanır.Daha çok törensel görevi
var. Vice-Chancellor (Rektör) Üniversitenin genel yöneticisi. </p>
<p><b>İsveç</b></p>

<p>İsveç'te
üniversite kurulu en üst karar organı. Rektör doğal üye olduğu kurulda 1’i
öğretim üyeleri arasından, 1’de öğrenciler arasından seçilir, diğer üyeler
dıştan hükümet tarafından atanan 11 üyeden oluşur. Kurul genel planlama ve
koordinasyondan ve işlerin takibinden sorumlu. </p>

<p>Üniversite
Yönetim Grubu strateji üreten organ olarak görev yapar.&nbsp; Yönetim organı Rektör, pro-rektör, rektör
yardımcıları ve bölüm başkanlarından oluşur. </p>

<p>Rektör ise
kurul adına üniversitenin işleyişinden sorumlu. Rektör kurul’un görüşü
doğrultusunda hükümet tarafından atanır. Atama semboliktir.</p>
<p><b>Norveç</b></p>

<p>Norveç’te
üniversite kurulu Rektör, pro-rektör, öğretim üyeleri arasından seçilmiş 2 üye,
1 yönetsel üye, 2 öğrenci temsilcisi ve dıştan 4 üyeden oluşan en üst yönetim
kurulu. Akademik etkinliklerin en üst standartlarda yürütülmesinden sorumlu.
Bütçenin kullanımından bakana karşı sorumlu. Konsey ise öğretim elemanları ve
öğrenci temsilcilerinden oluşur. Çoğunluk ile üniversitenin iç işleyiş ile
ilgili danışma kurulu gibi çalışır.</p>

<p>Rektör
kurulun başkanı. Üniversitenin genel işleyişinden sorumlu. Rektör ve pro-rektör
öğretim üyeleri, teknik ve yönetsel personel ile öğrencilerin farklı ağırlıklı
oyları ile 4 yıllığına seçilirler.</p>
<p><b>İtalya </b></p>

<p>İtalya’da 26
kişiden oluşan mütevelli Heyeti Rektör, rektör yardımcısı, öğretim üyeleri ve
yönetsel personel temsilcileri, hükümet ve şehir temsilcileri, 4 öğrenci
temsilcisinden oluşur.&nbsp; Heyet
üniversitenin tüm yönetsel, mali ve personel işlerini denetler.</p>

<p>42 üyeli
senato Rektör, rektör yardımcısı, dekanlar, değişik disiplinlerin temsilcileri,
öğrenci konseyi tarafından görevlendirilen 5 öğrenci temsilcisinde
oluşmaktadır. Üniversitenin öğretim ve araştırma etkinliklerini planlar ve
koordine eden ayrı bir organdır. Üniversitenin gelişmesini planlar..Rektör
Mütevelli Heyete ve Senatoya başkanlık eder. Rektör üniversite profesörleri
tarafından seçilir.</p>
</b><br></p><br>
							
							&nbsp;
							<hr><span class="post-meta-comments"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=https://ibrahimortas.com.tr/blog-detay.asp?id=1150"><i class="fab fa-facebook-f"></i>Paylaş</a></span>
							<br><span class="post-meta-comments"><a href="https://twitter.com/share" target="_blank" data-url="https://ibrahimortas.com.tr/blog-detay.asp?id=1150"  data-lang="tr" ><i class="fab fa-twitter"></i>Paylaş</a></a>

							</div>  
							<div class="col-lg-3">
							<div class="widget  widget-tags">
                            <div class="tags">
							 <a href="blog.asp?tur=72">Üniversite</a>
							
                            </div>
							</div>                              
							</div>
						</div>

                </div>   
            </div>
        </section>

   
<div class="footer-content">
      <div class="container">
        <div class="row">
          
		  
		  <div class="col-md-8"> 
            <!-- Footer widget area 2 -->
            <div class="widget">  


						<form  method="post"> <h1>İletişim</h1>
                            <div class="row">
                                <div class="form-group col-sm-3">
                                    <label for="name">Adınız Soyadınız</label>
									<input  aria-required="true" required class="form-control required" placeholder="Adınız Soyadınız" type="text" id="adsoyad" name="adsoyad" tabindex="1" maxlength="150">
                                     <label for="email">E - Posta</label>
                                    <input  aria-required="true" required placeholder="E - Postanız" class="form-control required" type="email" id="eposta" name="eposta" tabindex="3" maxlength="100"> 
									 <label for="email">Telefonunuz</label>
                                    <input  aria-required="true" required placeholder="Telefonunuz" class="form-control required" type="text" id="ceptel" name="ceptel" tabindex="2" maxlength="15"> 
									
                                </div>
                                <div class="form-group col-sm-9">
                                    <div class="form-group">
                                    <label for="message">Mesajınız</label>
                                    <textarea aria-required="true" required name="icerik" rows="5" class="form-control required" placeholder="İçeriği yazınız"></textarea>
                                </div>
								<img src="guvenlik.asp" alt="Güvenlik Kodu Resmi Yüklenemedi" id="guvenlik" />&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="javascript:guvenlikyenile();"><font color="#FF6600">Kodu Değiştir</font></a>
                                    <input required placeholder="Güvenlik Kodu" type="text" id="gk" name="gk" tabindex="3" maxlength="4" class="form-control input-lg">
                                </div>
                            </div>
							

                         
								
                            <button class="btn btn-primary" type="submit" ><i class="fa fa-paper-plane"></i>&nbsp;Gönder</button>
                        </form>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>		 
	
        <!-- Footer -->


<footer id="footer">
            <div class="footer-content">
                <div class="container">
                    <div class="row" style="background-image: url('images/world-map-dark.png'); background-position: 50% 20px; background-repeat: repeat-x">
                        <div class="col-md-4">
						<iframe src="https://www.google.com/maps/embed?pb=!1m18!1m12!1m3!1d1592.0016611110736!2d35.35919519658733!3d37.057404008126014!2m3!1f0!2f0!3f0!3m2!1i1024!2i768!4f13.1!3m3!1m2!1s0x15288dc56e005e67%3A0xd4a5074295a90c96!2sZiraat%20Fak%C3%BCltesi!5e0!3m2!1str!2str!4v1752756698806!5m2!1str!2str" width="100" height="200" style="border:0;" allowfullscreen="" loading="lazy" referrerpolicy="no-referrer-when-downgrade"></iframe>
						</div>
						<div class="col-md-4">
							<div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="icon-phone"></i></a>
                                </div>
                                <h3>İletişim</h3>
                                <p><strong>Tel:&nbsp;</strong><a href="tel:+90 5337692415 ">+90 5337692415 </a>
								<br><strong>Faks:&nbsp;</strong><a href="tel:"></a>
                                    <br><strong>E-Posta:&nbsp;</strong><a href="mailto:info@ibrahimortas.com.tr">info@ibrahimortas.com.tr</a> 
                                    <hr>
                                </p>
                            </div>
							<div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="icon-clock"></i></a>
                                </div>
                                <h3>Çalışma Gün / Saatleri</h3>
                                <p><strong>Hafta İçi</strong>
                                    <br>08:00 - 19:00</p>
                                <p><strong>Cumartesi</strong>
                                    <br>09:00 - 17:00</p>
                            </div>
                        </div>
						<div class="col-md-4">
                                    <div class="widget">
                                        <div class="widget-title">Yönergeler</div>
                                        <ul class="list">

                                            <li><a href="sayfa-ayrinti.asp?dil=0&id=259">Gizlilik Politikası</a></li>

                                            <li><a href="sayfa-ayrinti.asp?dil=0&id=262">Çerez politikası</a></li>
 
                                        </ul>
                                    </div>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
            <div class="copyright-content">
                <div class="container">
                    <div class="row">
                        <div class="col-lg-6">
                            <!-- Social icons -->
                            <div class="social-icons social-icons-colored float-left">
                                <ul>
			<li class="social-instagram"><a target="_blank" href="https://www.instagram.com/iortas2018/"><i class="fab fa-instagram"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://maps.app.goo.gl/m2qyE98GZKLQt4po6"><i class="fa fa-map-marker"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://wa.me/905337692415"><i class="fab fa-whatsapp"></i></a></li>
		
								</ul>
                            </div>
                            <!-- end: Social icons -->
                        </div>
                        <div class="col-lg-6">
                            <div class="copyright-text text-center">&copy; 2025 ibrahimortas.com.tr</div>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
        </footer>
	        
        <!-- end: Footer -->
		
    </div>
    <!-- end: Body Inner -->
    <!-- Scroll top -->
    <a id="scrollTop"><i class="icon-chevron-up"></i><i class="icon-chevron-up"></i></a>
    <!--Plugins-->
    <script src="js/jquery.js"></script>
    <script src="js/plugins.js"></script>
    <!--Template functions-->
    <script src="js/functions.js"></script>

</body>

</html>