

<!DOCTYPE html>


<html xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml" lang="tr" xml:lang="tr">



 <head> 

<meta http-equiv="Content-Language" content="tr">
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=windows-1254">
 
 

    <meta name="viewport" content="width=device-width, initial-scale=1" />





<meta name="rating" content="All" />
<meta name="robots" content="index, follow" />
<META NAME="AUTHOR" CONTENT="Erkan TİYEKLİ">

<meta name="Dmoz" content="" />
<meta name="Yahoo" content="" />
<meta name="Altavista" content=""/>
<meta name="Scooter" content="" />
<meta name="robots" content="" />

<META HTTP-EQUIV="Copyright" CONTENT="Copyright Â© ">
<META NAME="description" CONTENT="">
<META NAME="keywords" CONTENT="">






<link rel="apple-touch-icon" sizes="180x180" href="/apple-touch-icon.png">
<link rel="icon" type="image/png" sizes="32x32" href="/favicon-32x32.png">
<link rel="icon" type="image/png" sizes="16x16" href="/favicon-16x16.png">
<link rel="manifest" href="/site.webmanifest">


    <!-- Document title -->


    <title>YÖK, ÜNİVERSİTE VE SİVİL TOPLUM</title>

    <!-- Stylesheets & Fonts -->
    <link href="css/plugins.css" rel="stylesheet">
    <link href="css/style.css" rel="stylesheet">

</head>

<body>
    <!-- Body Inner -->
    <div class="body-inner">

        <!-- Topbar -->
	

		 <div id="topbar" class="d-none d-xl-block d-lg-block">
            <div class="container">
                <div class="row">
                    <div class="col-md-6">
                        <ul class="top-menu">
                            <li><a href="tel:+90 5337692415 "><i class="icon-phone-call"> </i> +90 5337692415 </a></li>
							<li><a href="mailto:info@ibrahimortas.com.tr"><i class="icon-mail"> </i> info@ibrahimortas.com.tr</a></li>
                        </ul>
                    </div>
                    <div class="col-md-6 d-none d-sm-block">
                        <div class="social-icons social-icons-colored-hover">
                            <ul>
			<li class="social-instagram"><a target="_blank" href="https://www.instagram.com/iortas2018/"><i class="fab fa-instagram"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://maps.app.goo.gl/m2qyE98GZKLQt4po6"><i class="fa fa-map-marker"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://wa.me/905337692415"><i class="fab fa-whatsapp"></i></a></li>
			
                            </ul>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
        </div>
		
		
        <!-- end: Topbar -->	
	
        <!-- Header -->
        <header id="header">
            <div class="header-inner">
                <div class="container"

                    <!--Logo-->
     

                    <!--Logo-->
                    <div id="logo">
                        <a href="default.asp?dil=0">
                            <span class="logo-default"><font size="4" class="logoslogan">Prof. Dr. İbrahim Ortaş</font><img src="images/logo.png" height="30"></span>
                            <span class="logo-dark">Prof. Dr. İbrahim Ortaş</span>
                        </a>
                    </div>
                    <!--End: Logo-->




<script async src="https://cse.google.com/cse.js?cx=c5ac765fc9c9740e8"></script>


							<div id="modalShop" class="modal no-padding" data-delay="2000" style="max-width: 700px;">
                                <div class="row">
                                    
                                    <div class="col-md-12">
                                        <div class="p-40 p-xs-20">
											<div class="gcse-search"></div>
                                        </div>
                                    </div>
                                </div>
                            </div>					
                    <!-- end: search -->
                    <!--Header Extras-->
                    <div class="header-extras">
                        <ul>
                            <li>
                                <a href="#modalShop" data-lightbox="inline" > <i class="icon-search"></i></a>
                            </li>
                            <li>
                                <div class="p-dropdown">
                                    <a href="#">
									<image src="images/Turkey.png" width="20">
                                    <ul class="p-dropdown-content">
                                        <li><a href="blog-detay.asp?dil=0&id=1171"><image src="images/Turkey.png" width="20"></a></li>
                                        <li><a href="blog-detay.asp?dil=2&id=1171"><image src="images/United-Kingdom.png" width="20"></a></li>
										<li><a href="blog-detay.asp?dil=3&id=1171"><image src="images/germany.png" width="20"></a></li>
                                    </ul>
                                </div>
                            </li>
                        </ul>
                    </div>
                    <!--end: Header Extras-->
                    <!--Navigation Resposnive Trigger-->
                    <div id="mainMenu-trigger">
                        <a class="lines-button x"><span class="lines"></span></a>
                    </div>
                    <!--end: Navigation Resposnive Trigger-->
                    <!--Navigation-->
					<div id="mainMenu">
                        <div class="container">
                            <nav>
                                <ul>
									<li class="dropdown-submenu"><a href="sayfa-ayrinti.asp?ID=267&dil=0">Özgeçmişim</a></li>
                                    <li class="dropdown-submenu"><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?dil=0">Bilimsel Çalışmalar</a>
                                        
                                         <ul class="dropdown-menu">
                                          <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Bilimsel_Makale=1&dil=0">Bilimsel Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?SCI_Makale=1&dil=0">SCI Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Indeksli_Makale=1&dil=0">İndeksli Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Kongreler=1&dil=0">Kongreler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Konferanslar=1&dil=0">Konferanslar</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Soylesiler=1&dil=0">Söyleşiler</a></li>
									      <hr>
										 
									     </ul>   								
									</li>
									<li><a href="kitaplar-ayrinti.asp?dil=0">Kitaplarım</a></li>
									<li><a href="Projeler-ayrinti.asp?dil=0">Projeler</a></li>
									<li><a href="videolar.asp?dil=0">Videolar</a></li>
									
									<li><a href="iletisim.asp?dil=0">İletişim</a></li>
									<li><a href="blog.asp?dil=0">Günlük Yazılar</a></li>
								</ul>
                            </nav>
                        </div>
                    </div>
									
						
                    <!--end: Navigation-->
                </div>
            </div>
        </header>
        <!-- end: Header -->			
        <!-- end: Header -->




     <section class="parallax text-light" style="border-bottom: 4px solid #f9b338;" data-bg-parallax="images/slider/banner6.jpg">

     </section>
        <!-- end: SECTION FULLSCREEN -->
		<section class="background-grey">
            <div class="container">
                <div class="row  m-b-50">
                    <div class="col-lg-12">

                        <div class="heading-text heading-section">
						<h2>YÖK, ÜNİVERSİTE VE SİVİL TOPLUM</h2>
                        </div>
                    </div>

                        <div class="row">
                            <div class="col-lg-9">
							<img src="blog/resimyok.png" height="200"><br>
							<p><p></p>

<p><b>YÖK, </b><b>ÜNİVERSİTE VE SİVİL TOPLUM</b></p>

<p>Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ</p>

<p>Çukurova Üniversitesi, <a href="mailto:iortas@cu.edu.tr">iortas@cu.edu.tr</a></p>
<p>Kuruluş olarak en azından üç üniversite bulunmaktadır:
“Devlet kurumu” olarak, bir “meslek” olarak ve bir “özerk” kuruluş olarak
üniversite. Bunlardan hangisi “sivil” sayılabilir? “Sivil olmayan” bir
üniversite, üniversite sayılabilir mi? Üniversite sayılan bir kurum pür anlamda
“sivil” olabilir mi? </p>

<h1>&nbsp; Tanım
olarak bir kaç şekilde ifade edilen üniversite; en yaygın ifade ile kamu yararı için bilgi üreten, bilgiyi ileten ve
yayan özerk bir öğretim ve araştırma kurumudur.
Üniversitelerin sorunları evrensel boyutta olduğu için sınırlarının alanları
dünyanın da sınırlarının ötesine taşınan yapıdadır. Bu ortamlarda her türlü düşünce otoriteye, tabulara
ve kişilere bağlı olmaksızın tartışılmaktadır. Yani
hayata dair her şeyi sorgulayan, nereden geldik, nereye gidiyoruz, bu dünyada
bulunma sebebimiz nedir? Bu dünya ne zaman kuruldu? Yer yüzeyindeki bütün
oluşumlar kendiliğinden mi oluştu yoksa bunların bir sahibi var mı? Kimya,
fizik ve biyoloji arasındaki yasalar nelerdir, uyum veya uyumsuzluğun kaynağı
nedir gibi arkası gelmez sorular üniversitelilerin kafalarındaki sorulardır.</h1>

<p>Üniversite anlayışı, bir sivil inisiyatif anlayışıdır.
Üniversite kavramının en önemli özelliği olan özgür ortamda düşünebilme ve
düşündüğünü ifade edebilme yeridir. Bilinmeyeni araştırmak ve bilim yapmak
anlamındaki ifade, aynı zamanda bir sivil inisiyatif anlayışıdır.</p>

<p>Sivil anlayış ile demokrasi örtüşmektedir. Her ikisi
de “devlet” tarafından dikte edilene karşı, devlet dışı olarak kendi
aralarındaki (çokluk, akıl veya yöntem üzerinden) uzlaşım anlamına geliyor. Her
ikisi de kurallıdır ama birini “yönetim”, diğerini “sivil/burjuva” belirliyor. </p>
<p><b>Sivil
Üniversite, Sermaye Üniversitesi Mi?</b></p>

<p>Peki, son günlerde başbakanın sık sık sözünü ettiği
“özel üniversite” gerçekten “sivili” mi ifade ediyor? Eğer bu “sivil”, devlet
yöneticilerinin değil de sermaye sahiplerinin karar vericiliği anlamına
geliyorsa, yanıt evet olmalı. Sivil üniversite, özel üniversitedir. Çünkü
vergilerin hazineye dönmesi üzerinden bir şekilde devletleştirilmiş olan
kamusal kaynaklardan desteklenen üniversiteler “tam sivil” olamaz. Tam sivil,
ancak kendi kaynaklarını bütünüyle kendisi yaratan, örneğin sermaye
sahiplerinin kurduğu, dolayısıyla kaynağını da karar vericiliğini de kendisinin
yürüttüğü organlardır.</p>

<p>Eğer “sivilden” kasıt “hiçbir etki ve baskıya, tabii
engellemeye maruz kalmadan insanların kendi kendilerine kurup yönettiği”
oluşumlar anlaşılıyorsa, ne demokrasi sivildir, ne de hele hele “kamu
üniversiteleri” sivildir. Önce “sivilden” ne anlaşılması gerektiği sorusu
merkeze alınmalıdır ki, ancak “sermaye” hareketleri devletten özerk, hatta
devlete hakim olarak sivil olma sıfatı taşıyabilmektedir. “Paranın dini-imanı
olmaz”, tabii “devleti de olmaz”. Paranın insani bir değeri yoksa, sermaye
üniversiteleri insani olmadığı gibi, hiçbir şekilde toplumsal değildir.
Dolayısıyla sivil olan “sermayeye ait ama insani veya kamusal yarar gözetmeyen”
anlamına gelmektedir.</p>
<h2><b>Özerk Üniversite Sivil Değildir</b></h2>

<p>Eğer herhangi bir etki veya baskılamadan
etkilenmeksizin kendi kendini yönlendiren oluşumlar anlamında üniversiteleri
tanımlarsak, “sivil/burjuvaziden” özerk olması gerekir. O halde, sermayeye
bağımlı üniversite ya özerk değildir, ya da sivil değildir.</p>
<h1>Türkiye’de Üniversiteler Tarihi</h1>

<p>Osmanlı Medreseleri ve Enderunlar ilk üniversitelerin
nüvelerini oluşturması ile başlamış olan üniversite düzeyindeki eğitim 1870’te
“Darülfünun-u Osmani” adı altında kurulmuş, 1900’de Darülfünun-u Şahane,
1908’te yeniden Darülfünun-u Osmani, 1924’te ise İstanbul Darülfünunusü ve
1933’te de İstanbul Üniversitesi ile gerçek kimliğine kavuşmuştur.</p>

<h1>1980 yılına kadar başta İstanbul, İstanbul Teknik, Ankara, Erzurum
Atatürk, ODTÜ, Ege, Karadeniz Teknik, Boğaziçi, Hacettepe, Dicle, Çukurova ve Uludağ Üniversiteleri Cumhuriyet
döneminin ilk üniversiteleri olarak kanunla ve güçlü desteklerle kurulmuşladır.
</h1>

<p>1980 sonrası açılan bir çok üniversite ile birlikte
1994 yılında 14 yeni üniversite alt yapı, akademik kadro ve hedefler dikkate
alınmadan açılmış. 1995 sonrası açılan Vakıf üniversiteleri ile birlikte bugün
56’sı devlet 16’sı vakıf olmak üzere toplam 72 üniversite ile eğitim ve öğretim
yapılmaktadır. </p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu tarihten bu yana 493,
2252, 2476, 2291, 4936, 115, 1750 ve nihayet 2547 sayılı Yüksek öğretim
yasaları hazırlanmış, ancak bu yasalar bilim arayışı yerine daha çok
“olağanüstü” bir yön verme arayışıyla şekillendirilmiştir. Bugüne kadar ciddi
anlamda sivil (pür anlamda piyasaya-sermayeye bağımlı) bir yüksek öğretim
yasası hazırlanamamış olup üniversitelerle piyasanın veya tüccarın iyi
anlaşamamasının nedenlerini biraz da buralarda aramak gerekir. İdari hiyerarşik
yapılanmaya bağlı olarak üniversite yöneticileri atanmış ve önemli derecede
yasakları içeren hükümler nedeniyle sermaye istediği gibi üniversiteye hakim
olamamıştır.</p>

<p>&nbsp;Yine kendi
kendisini yönetip yönlendiren “sivillik” de üniversiteler de yeterli alanı
bulamamış; öğrenci, öğretim üyeleri ve çalışanlarının düşünceleri pek dikkate
alınmamıştır.</p>

<p>12 Eylül sonrası önce 2547 sayılı YÖK yasası çıkarıldı
sonra da Anayasa çalışması tamamlandı. O dönemin yönetimi üniversiteleri
anarşinin kaynağı gördü ve sorunu yasaklarla çözeceğini ifade etti. Ancak 25
yıllık bir deneyim üniversitelerin yasa ile demokratikleşmediği ve ileriye
gitmediği yönündedir. Ancak üniversite gibi elitlerin olduğu kurumlarda yasa ve
yasaklar ile değil, bu elitist özelliği ile de “insan” ve “toplumundan” bir
miktar kopuk sayılır. Yani elitist özellikleriyle de, üniversiteler sivil değildir.</p>

<p><b>Bilimi,
Öğrenciye Esas Almayan Üniversite Sivil Değildir</b></p>

<p>Üniversite bugünkü sistemde bilimsel hiyerarşiden
öteye akademik hiyerarşiye dayalı olarak yönetilmektedir. Üniversitelere de
yukarıdan aşağıya doğru otoriter yönetim anlayışının hakim olduğu ortaöğretim
anlayışı ile sorun çözülmez. Maalesef bugün üniversitelerde bilim odaklı bir
yönetim anlayışından çok uzak konumdayız. </p>

<p>Üniversiteler
YÖK ile birlikte yukarıdan aşağı bir hiyerarşik yapılanma ile kuruldu. Yönetimi
öncelikli olarak profesörler, yoksa doçent, pek çok fakülte ve nerdeyse
sistemin yarısını oluşturan meslek yüksek okullarının hakim olduğu sistemde
öğretim görevlilerinin yönetmesi istendi. Yani bilimsel bakımdan çok yetkin
olmanız değil, sahip olduğunuz akademik unvan ön planda tutuldu. Bu anlamda da,
üniversite sivil olamadı.</p>

<p>Bu
süreçte hepsi olmasa da çoğu üniversite rektörü YÖK’ün yasakçı görüşlerini
savunuyor. Çoğunun aklına özgürlüğün alanı olan üniversitelerde bireylerin
kendini gerçekleştireceği fikri hiç gelmemiştir. YÖK’ün kurulduğu günden bu
güne kadar işlevi ve etkinliği YÖK başkanın bakış açısı ile şekillenmiştir.
Sayın Doğramacı döneminde olağanüstü kuraları işletildi ve son olarak da vakıf
üniversiteleri yasasını meclisten geçirerek tamamlamıştır. Sayın Mehmet Sağlam
kısa süre kalmış sonra Sayın Kemal Gürüz gelmişlerdir. Bir taraftan
üniversitede kaliteyi artırmayı öngörürken diğer taraftan üniversitelerde
özgürlüklerin gelişmesine pek sıcak bakmamışlar. Sayın Gürüz'ü takiben atanan
Sayın Teziç iyi niyetle bazı düzenlemeler yapmayı hedeflemiş, ancak her nedense
beklenilen bilim ve öğrencisine dönme şu ana kadar sağlanamamıştır. Sayın Teziç
hukukun üstünlüğü ilkesine uymayı ve üniversitelere çok fazla karışmamayı şu
ana kadar benimsemiş gözükse de, üniversiteleri yönetme yetkisinin devrinden
yana bir somut çıktı elde edilememiştir. </p>

<p>Ancak mevcut YÖK sistemi ve onun anayasal dayanağı
olan 130. ve 131. maddeleri şimdilik bir çok şeyi engellemektedir.
Üniversitelerde sistem, eskisi gibi tamamen yönetimin inisiyatifine kalmıştır.
Bir rektör kısmen yetkilerini alttaki elemanlarla paylaşarak üniversitede biraz
rahatlık yaratırken, bir sonraki tam tersi tekçi ve sıkı bir yapılanmaya
girebilmektedir.&nbsp; Bugün bir çok rektör;
kültürel alt yapısı gelişmiş, bilim kültürü ve bilim etik kurallarını
özümsemiş, üniversitelerini ileriye taşıma inisiyatifinde bulunmaktadır. YÖK ve
rektör yetkisinin, maalesef çoğu zaman insana bazı şeyleri unutturduğunu da
görüyoruz. </p>
<p><b>Üniversiteler
Sivil Toplum Anlayışından Uzak</b></p>

<p>Üniversiteler
bugüne kadar maalesef devletin çerçevesini çizdiği Kıbrıs, Yunanistan ve Ermeni
meselesi alanların dışına çıkamamışlar. Üniversite Senatoları, ülkenin
demokratikleşmesi konusunda hiçbir düşünce geliştirememişlerdir. Üniversiteler
kendilerine devletin savunucusu ve hamiline soyunmuş, ancak özerklik, özgürlük
ve bilim politikalarını geliştirememiştir. Ancak öğretim üyeleri de bilim
adamına yakışır şekilde bırakın ülkenin sorunlarına sahip çıkmayı üniversitenin
kendi sorununa sahip çıkmalarını bile sağlamadığı görülmektedir. Herhangi bir
sivil inisiyatif gösterme konusunda en ufak bir adım bile atamamışlardır. </p>

<p>Türkiye
üniversitelerindeki öğretim üyelerinin % 64’nün hiçbir sivil toplum örgütüne
üye olmayışı çok düşündürücü. Çağdaş toplum örgütlü toplumdur anlayışı ile
hareket edecek olursak üniversite öğretim üyelerinin örgütsüz olması toplumun
da örgütsüzlüğüne kötü örnek oluşturmaktadır. Bu da öğretim üyelerinin
kapasitesi ve kalitesi ile ilgilidir. Maalesef üniversitelik bilinci olan az
sayıda bilim insanı bugün üniversitelerde örgütlülük bilincini savunmaktadır.
Her yönü ile topluma örnek olması gereken bilim insanlarının toplumsal yaşamdan
bu denli kopuk olmaları, toplumun da gözünden kaçmamaktadır. Son yıllarda sık
sık bilim adamlarının aydın–entelektüel–altyapılarının çok zayıf olduğu
eleştiri konusu olmaktadır.&nbsp; </p>

<p>Üniversitelerin
temel görevlerinden olan eğitim, öğretim, araştırma ve toplumu aydınlatma
görevinde istenilen ölçüye gelinememiştir. Temelde öğretim üyeliği kültürünün
olmaması nedeniyle yetersiz kültürel birikim ve aydın davranışı
sergilemektedirler.</p>

<p>Üniversite
kültürü anlayışı yeterince yerleşmediği için Sayın Prof. Dr. Çağatay Özdemir'in
araştırmasında “öğretim üyelerinin % 36’sının “kendi kişisel düşüncelerine ters düşse bile çoğunluğun düşüncesine uyacaklarını
“bildirmişler. Bilindiği gibi bilim adamı kimliği Galileo’nun “dünya yine de
dönüyor” anlayışı her ne şart altında olursa olsun mutlaka bildiğini söylemesi
gerekir. Bilim adamı yaşadığı toplumdaki sorunlarını tanımlayan ve onlara çözüm
önerileri getirmek için bilimsel araştırma yapan ve gerekirse de düşüncelerini
açıklamada başkasının etkisinde kalmadan ifade edebilmesi beklenir.</p>

<p>Son yıllarda kurulan üniversiteler kendilerinde
beklenilen bilim kültürü ve üniversitelilik bilincini sağlayamadıkları için
Anadolu’nun genç üniversiteleri hızla taşralaşmış, bilimsel olarak son sıralara
itilmiş. Üniversiteleri tercih eden öğrenci profili sürekli düşmüş, öğretim
üyesini kendi bünyesinde sağlayan üniversite öğretim üyesi kadrosu da hızla
“inbreeding”e uğramış durumdadır.</p>

<p>YÖK ile birlikte bilim haysiyeti neredeyse
aşındırılmış. Verilen doktora payeleri, kayırmacı akademik payeler
üniversitelerin saygınlığına gölge düşürmüştür. Profesörlük payesi
sulandırılmış, bazı sanatçılara Prof. unvanı verilmiş ve en kötüsü de profesörlük
unvanı üniversitelerin kendilerine bırakılmıştır. Bu da beklenildiği gibi ilke
ve kaidelerden uzak tamamen sübjektif davranışlar nedeniyle istenilmeyen şişkin
kadrolar oluşmuştur. Zamanla bazı üniversitelerin halka entelektüel bir katkı
sağlamaması gereken yerde üniversitenin gerisinde kaldığı savı ile YÖK bazı
üniversitelere müdahale etmiş ve üniversitelerde bazı öğretim üyelerinin
uzaklaşması istenmiş; bu da üniversitelerde öğretim üyelerini karşı karşıya
getirmiş, şikâyet, gammazlama, işi engelleme ve verimsiz performans
sergilenmiştir.</p>

<p>Diğer taraftan üniversiteler altan alta kemirildi,
yetersiz insanlar, hoca olmaması gerekenler hoca oldu, bunla da kalmadı bir de
yönetici oldu. Bunlar da hızla kadrolaştılar ve bir çok yerde köşe başlarını
tutmaya çalıştılar ve çalışıyorlar. Üniversitelerde rektör merkezli
kadrolaşmanın yarattığı sıkıntının aşağıdan yukarıya doğru yarattığı niteliksiz
insan profili, bugün üniversitelerin verimsizliğinin ana eksenini
oluşturmaktadır. Sonra da bugünkü durum yaşanır oldu. Bugün bir bütün olarak
baktığımızda üniversitelerin akademik kadroları çok da iyi değil, önümüzdeki
dönemlerde çok daha büyük sorunlar yaşanacağı öngörülebilir. Bugün bunları
göremesek, yarın daha çok ağlıyor olacağız.</p>

<p>Hegel'e atfedilen bir ifade var: “İnsan&nbsp; sosyal
çevrenin ürünüdür” diye. Eğer sosyal çevrenizi iyi inşa ederseniz, iyi yetişen
insan sizin sisteminizin bir ürünü olur. Maalesef birkaç üniversite dışındaki
çoğu üniversite, bu sosyal çevreyi oluşturabilmiş değillerdir.</p>

<p></p>

<p><b>Darbeyle,
Dinle Şekillendirilen Üniversite Sivil Değildir </b></p>

<p>12 Eylül ile birlikte ülkede önce üniversite özekliği
kaldırıldı. Daha sonra nereden eklin edildiği belli olmayan moda deyimi ile
Ilımlı veya Sert İslam ideolojisi topluma benimsetilmeye çalışıldı. Bunun için
dönemin lideri halka açık toplantılarda kurandan ayetler okuyarak halkın
darbeyi ve verilmek isteneni benimsenmesi için, onların temiz ve pak dini
duygularını sömürmeye çalıştı. İlk ve Orta öğretimde din dersleri zorunlu ders
olarak okutuldu. Eğitim bu şekilde yönlendirdi, sonra da üniversiteler türban
sorunu ile oyalanmaya çalışıldı. Son 15 yıldır üniversitelerin sorunu neredeyse
başörtüsü haline getirildi. Neredeyse bir kör düğüme dönüşen ortamda, belli bir
ideoloji ile eğitilen çocuklar hiçbir bilinç verilmeden (bilim felsefesi, tarih
bilinci, insan kaynakları, kültür) başlarını açması isteniyor. Neden yasak. Üniversite
gibi yasağın değil, tartışma, kuşku ve araştırma ile özdeşleşen evrensel
üniversite kavramı ülkemizde tersinden okunmuştur. Ne yazık ki bu anlayış bazı
üniversite hocalarından da destek görmüştür. Bilindiği gibi yasak her zaman
yeterli olmuyor. Konunun beyinde ve gönülde çözülmesi için konunun detaylı
olarak sosyolojik temelde incelenerek insanların din duyguları da rencide
edilmeden çözülmesi amaçlanmalıdır.</p>

<p>24 Ekim 2005 tarihli Kanal 7 TV ekranında 12 Eylül
sonrası dönemin paşası Sayın Kenan Evren, yine o dönemin üniversite
rektörlerini toplamış ayakta el pençe divan tutuyor ve rektörlere “herkes
özerklik isterse bu iş olmaz. Devlet, ne kadar mühendise, ne kadar doktora
ihtiyaç var, onu hesaplar” diyor. Sayın İhsan Doğramacı beyefendi de aynen
diyor ki “Paşam ben ve arkadaşlarımın üniversitelerde özerklik diye bir
talebimiz yoktur”. Maalesef planlı olarak kızıştırılan anarşik ortam ve
ardından gelen darbe ve hazırlanan 2547 sayılı yasanın bugün yaratığı etki, o
gün de bugün de henüz tam olarak görülemedi. Görebilecekleri de, ilk günden
üniversiteden 1402’lik diye uzaklaştırdılar. </p>

<p>Ne yazık ki ülkemiz bir bütün olarak elindeki
gençliğinin dinamizmini kaybettiği gibi geriye kalanın bir kısmı arabesk, bir
kısmı tarikatlarla, geriye kalanı da ne aradığını bilemeden akıp gide suda sağa
sola çarparak ilerliyor.</p>
<p><b>Türkiye Üniversiteleri Demokratik Olamadılar</b></p>

<p>Maalesef soğuk savaşa kurban edilen üniversitelerimiz
12 Eylül ile birlikte hizaya
sokulmak için YÖK ile dizginlendi. YÖK ile birlikte üniversite özerkliği rafa
kaldırıldı, bilimsel eğitim ve kalite hiç dikkate alınmadı. Öğretici merkezli
ezberci eğitim ile üniversiteler birer diploma veren kurum durumuna getirildi.
Her türlü alternatif düşünme ve tartışma tasfiye edildi. Ülkenin en dinamik kesimini oluşturan gençler ülke sorunlarına duyarsız duruma
getirildi. Her türlü düşünce ifade etme yasaklandı. Ülkenin her düzeydeki
aydınları kötürümleştirildi. Önce kendi bütün dinamiklerini bastırdılar,
şimdi de üniversitelerden duruş göstermeleri beklenilmektedir. </p>

<p>12 Eylül rejimi ile üniversiteler yeniden
şekillendirilmiş ve üniversitelerde merkezi otoriter bir yapılanma gelişmiştir.
Her şey merkezden yönetilmiş, alt birimlere yalnızca yukarıdan gelen emirlerin
uygulanması istenmiş. Daha sonraları ise üniversitelerde yarı seçim niteliğinde
eğilim yoklaması sistemi getirilmiş ve bunun da kısa sürede sakıncaları
oluşmaya başlamıştır. Toplumun eğitim düzeyinin zirveye ulaştığı kurumların
başında gene üniversitelerde gelişen çarpık demokrasi anlayışı üniversiteleri zenginleştirmek
ve farklılaştırmak yerine akademik çevrelerin cepheleşmelerine, karalamalara ve
seçim kazanmak için bir akademisyene yakışmayacak çok sayıda davranışlar
sergilenmeye başlanmıştır</p>

<p>Üniversite üst yönetimleri eğilim yoklaması ile
belirlen altı adaydan üçü YÖK tarafından Cumhurbaşkanına rektör olarak atanmak
üzere önerilmektedir. Ancak çoğu zaman YÖK sıralamaya uymayarak görmek istediği
adayı birinci sıraya koyarak Cumhurbaşkanın onayına sunmuştur. Dekanlıklar ve
Bölüm başkanları yasal olarak atama ile gelmekte, ancak bazı yerlerde rektör ve
dekanın inisiyatifine bağlı olarak ön seçim yoklaması da yapabilmektedirler.
Üniversitelerdeki ön seçim yoklama sonuçları üniversitelerde maalesef yerel
yönetim seçimlerine benzer görüntüler sergilemiştir. Hiçbir ölçüt ve kriter
aramadan kişilerin kapı kapı dolaşarak oy istemesi ve ardından gelen
adamsendeci tutum ve kayırmacılık; üniversitelerde verimliliği artırmamış, tam
tersine azaltmıştır. Üniversitelerde liyakat değil, tam tersine kolay
yönetilebilir kişiler daha itibarlı duruma getirilmiştir.</p>

<p>Bu
arada özel üniversiteler yasası
çıkarılarak ülkenin eğitimi paralı durma getirildi. Az sayıdaki nitelikli öğretim
üyesi özel üniversitelere yüksek ücretle transfer edilerek üniversiteler ileri lise düzeyinde eğitim veren
kurumlar niteliğine dönüştürüldü. Böylece ülkenin bel kemiği olan bilim
yuvaları ve dinamikleri törpülenerek işlevsiz
ve önemsiz birer okul durumuna getirildi. Özeldekiler de bir sürü sonra
harcanmaya başlandı ve heba oluyor.</p>

<p>Bugün
Türkiye toplumu sorunlarına sahip çıkamamasının acısını yaşıyor. Van Yüzüncü
yıl Üniversitesi Rektörü’nün gözaltına alınması sonrası olaya taraf olan ve
olmayan görüşleri savunan basın (TV kanalı ve değişik gazeteler), ilginçtir,
her iki tarafta “öğrenciler nerede, öğretim üyeleri nerede” diyorlar. Önce tepkisiz
ve arabesk bir toplum yaratıldı. Şimdi de demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün
kurallarının korunması için kendilerine destek çıkılacak kitleler aranmaktadır.
Ancak görebildiğim kadarı ile öğrencilerin hiçte umurunda değil ülke sorunları,
vatanseverlik gibi olgular. Bir öğretim üyesi arkadaşım diyor ki “öğrenciler
haklı”. Neden sokağa çıksınlar. En küçük bir talebi bile bastıran, okuldan
uzaklaştıran anlayışa ses çıkarmayanlar bugün öğrenci ve öğretim üyesi
arıyorlar. Dün kendisinden değil diye okuldan atılan öğretim üyesine alkış
tutanlar, bugün kendisi için destek isteme hakkına sahip olamaz. </p>

<p>Maalesef
YÖK yasasından kaynaklanan süreçten dolayı bir çok rektör küçücük bir
demokratik tepkiyi okuldan uzaklaştırmakla cezalandırmaktadır. Bu durumda
öğrenciden tepki göstermesini bekleyemeyiz. Her söyleneni kabul eden ve itiraz
etmeyen bir duruma gelindi. Ve şimdi de ülkenin pazarlanmasına ses çıkaramayan
bir kitleye her şey pazarlanıyor. Bugün ülkemizde olup biten hiçbir olay,
gençliği ilgilendirmiyor. Evet, belki de birilerinin beklediği de buydu.</p>

<p>Demokrasinin yalnız öğrencilere değil, rektörlere de lazım
olacağı belki hiç hesaplanmadı. Bugün Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi rektörünün
hapse atılması, YÖK başkanının ayakkabılarını bile çıkartarak sıkı arama ile
ziyaretçi salonuna alınması belki hiç akla getirilmedi. </p>
<p><b>Rektör Yetkileri Çok Fazla</b></p>

<p>Bugün Van’da ihale ile hastaneye alınan malzeme
surunu, yine YÖK’ten kaynaklanıyor. Rektörlere verilen sınırsız yetkiler, iyi
niyetli yöneticileri dahi etkilemiştir. İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.
Mesut Parlar kendisini bir holdingin başkanı olarak görerek bu yetkinin
üniversite rektöründen alınmasını ve rektörlerin bilim ile ilgilenmeleri
gerektiğini belirtiyor. Rektörlere verilen yetki ve trilyonluk bütçeler ve bina
yapımından tutun da kaldırım yapımına kadar ilgi ve alanı olmayan alanlarla iştigal
edilmesi beraberinde beklenilmeyen sorunları da yaşatmaktadır. Bir kampus
üniversitesi rektörü de, “Ben pek çok belediyeden daha büyük bir belediyeye
başkanlık yapıyorum” diyordu.</p>

<p>Oktay Ekinci ÇED Köşesinde (26 Ocak 2005) rektörlerin
ne iş yaptıklarının sorgulandığını belirtiyor. Eskiden “rektör” denilince,
“akademik saygınlığın temsilcisi” akla gelirken, son yıllarda “inşaat, emlak,
boya-badana” vb gibi hizmetlerle anılmalarının ne anlama geldiğini sormaktadır.
Sayın Ekinci, rektör adayları adaylıklarında birer “belediye başkanı” veya
“şantiye şefi” gibi sözler sarf etiklerini belirtiyor. Devam ediyor Sayın
Ekinci, YÖK öncesi rektörler sadece akademik yöneticilik yaparlardı ve “fikri
alınacak” bilge insanlar olarak saygı görürlerdi ve yapısal işlemler inşaat
dairesi tarafından yapılırdı. Bu paralelde şimdi rektörleri en fazla arayanlar,
“akıl danışmak “ ya da “görüş almak” isteyen gazeteciler değil, üniversite için
gerekli her türlü malın pazarlamacıları ile inşaat, imalat, ticaret firmaları
olarak ifade ediyor Ekinci. Açıkçası bu hepimizi üzmektedir. Bugün daha sık
eleştiri konusu olan hocaların şirketlerin birer danışmanı, yarı zamanlı iş
peşinde koşmaları, pazarlamacılık ve gibi işlemler;&nbsp; akademisyenlik ile uyuşmuyor gibi geliyor
bana</p>

<p>Üniversitelerin kaynak yetersizliği ve öğretim
üyelerinin maaşlarının yetersizliği nedeniyle üniversiteler verimsizliğe
itilmiştir. Üniversiteler döner sermayeye para kazandırmak için ve bunun
üzerinde kendine ek gelir elde etmeye çalışmaktadır. Bugün üniversite
hastaneleri bu kaygı nedeniyle bilimsel araştırma yapmak yerine devlet
hastanesi gibi muayene haneciliğe dönmüş. Özel muayene, ameliyat, yarı
zamanlılık gibi bilimsel gelişmeye zarar veren durumlar yaratılmıştır. Bazı
diğer mesleklerde şirket danışmanlığı, komisyonculuk, yönetim kurulu üyelikleri
akademisyenliğe zarar vermiş ve bilimsel çalışmada gerilemeler yaşanmıştır.</p>

<p>Fakültemize nasıl kaynak yaratırız şeklinde yapılan
bir toplantıda kurs vermekten “parayla diplomaya (tezsiz mastırlara)” vermeye
kadar çeşitli öneriler sunulunca temel bilimlerden birini sürdüren bir bölüm
başkanı “Ne yapalım, biz de pazarda soğan satarız” demiştir. Maalesef
üniversitelerimiz bugün bilimsel teori ve hipotez üretmek yerine, geçim
sıkıntısını giderecek formüller üzerinde çalıştıkları görülmektedir.</p>
<p><b>Sistem
Kendini Sorgulamıyor</b></p>

<p>Bir sistemin başarısı sistemin kendisini aralıklarla
sorgulamasından geçer. Kendini sorgulamayan, zayıf ve kuvvetli yanlarını
bilmeyen ve kendisinin üçüncü kişilerce nasıl değerlendirildiğini bilmeyen
mutlaka başarısız olacaktır. Bir sistemin erken ölümünün, tıp dili ile olması
hiçbir zaman arzulanamaz. </p>

<p>Üniversitelerin rektör merkezli kadrolaşmanın
yapılması ne yazık ki bilim kültürü eleştirel yapılı aydın kafalı bilim insanı
yerine “itaat kültürünü” benimsemiş ve
kendisinden istenilenleri yapan
akademik kuşakların oluşmasına neden olmuştur. Rektörün anlayışı, dünya görüşü
ve siyasi bakış açısına uygun olarak bir kadrolaşma sağlanmıştır. Alınan idari
personel de bu şekillide şeklenmiş (Rektörler komitesi toplantısı 19 Ekim
2005). Yine maalesef üniversitelerimiz bazıların da yöneticilerimiz kendilerine
oy verecek takiyeci kişileri belirli makam ve mevkilere getirdiler ve onlarla
kendi adamlarını altan alta işe aldılar. Bugün YÖK belki de bu kadrolarla bir
nebze mücadele etmek istemekte, ama bu iş bu kadar kolay değil. Atı alan
Üsküdar’ı geçti.</p>

<p>Toplumun
aydınlatılması, yurttaş bilinci ve birey kültürünün gelişmesinde birer
demokrasi okulu olması gereken üniversitelerde bilimsel özgürlük ve özerklik
maalesef bu anlayış nedeniyle gelişemedi. Bilim felsefesi bilincine varmış
“bilim adamları“ üniversiteleri ancak bilimin öngördüğü sorgulayan, araştıran
ve olaya kuşku ile bakan bir anlayış ile hareket etmektedirler. Aksi takdirde kendi olmayı becerememiş, yurttaş
olamamış insanların, ülkemizi yarınların bilgi çağına taşıması pek
beklenilmemektedir.</p>

<p><strong>Bugün
ülkemiz üniversiteleri </strong>akıllı,
cesur, dürüst ve doğru ile yanlışı net ayırt edebilen ve bunun karşısında her
kim olursa olsun gerçeği ve doğruyu dile getirebilen yurttaş bilinci yerleşmiş
insanlara ihtiyacı var. Öncellikle üniversitelerin hedeflerini açık olarak
belirtmesi ve belirli alanlarda ileri araştırma yaptırarak sesini duyurması
gerekir. İyi öğrenci çekebilmesi daha çağdaş, bilimsel anlamda ileri evrensel
bir üniversite olmayı hedeflemelidir.</p>

<p>Üniversitelerimizin bence kendilerini yeniden bir iç
hesaplaşmadan geçirmeleri ve bir bütün olarak kendi tarihlerini analiz etmeleri
gerekmektedirler. Buraya nasıl geldik ve durumumuz nedir diye kendilerini
sorgulamaları gerekir. Bugün üniversiteler olarak dünyanın neresindeyiz,
eksiğimiz ve fazlamız nedir, eldeki mevcut kadrolarımızın durumu nedir,
bilimsel potansiyeli nedir gibi soruları sormalı ve kendilerini masaya
yatırmaları gerekir. Yeni bir yasa hükümetten önce üniversiteler tarafından,
ama gerçekten üniversiteler tarafından yapılmalıdır.</p>

<p>Üniversite yönetimlerinin hiyerarşik yapılanma yerine
bilim insanının özgürlüğünü ön plana alan, akademik özerkliği koruyan ve
geliştiren yöntemler üzerinde durulmalı ve yeni YÖK yasası da buna göre
şekillenmelidir. Akademik özerklik ve özgür olunmayan ortamlarda insan ve doğa
yararına bilgi üretilemediği gerçeği; yüzlerce yıllık batı üniversite
tarihlerinin bize öğrettiği en önemli derslerin başında gelmektedir. Tabii
bunda başta üniversitelerin kendi içinde en azından bilimsel işleve uygun
hareket etmeleri gerekir. Kendisi özgür olamayan bir kurum, nasıl özgür
bireyler yetiştirebilir? </p>

<p>Özgürleşmenin olmadığı ortamda, demokrasi ve doğru
yönetim anlayışı gelişmez.</p>
<p><b>Üniversitelerde Yapılması Gerekenler</b></p>

<p>Ülkenin
bir an önce bilim politikası belirlenmeli,</p>

<p>Üniversitelerin
en alt birimlerine kadar katılım/özerklik sağlayıcı Yüksek Öğretim Yasasının
çıkarılması sağlanmalı, </p>

<p>Bilimsel,
idari ve mali özerklik sistemi mutlaka sağlanmalı, </p>

<p>Akademik
kurul başta olmak üzere kurullar çalıştırılmalı, </p>

<p>Bilim
etik kurulları olmalı,</p>

<p>Bilimsel
başarıya dayalı bir personel politikası olmalı,</p>

<p>Üniversitelerin
kendi alanlarının en iyilerini almaları için çaba sarf edilmeli ve bilim adamı
yetiştirme programları başlatılmalı,</p>

<p>Bir
bilim kültürünün sağlanması için üniversite ortamları üniversitelilik bilincine
uygun hale getirilmeli,</p>

<p>Araştırmaya
ayrılan bütçe kaynakları AB standartlarına çıkarılmalı,</p>

<p>Emek
ve bilgiye dayalı bir maaş ve personel politikası benimsenmeli,</p>

<p>Tam
gün esasına dayalı bir eğitim öğretim sağlanmalı,</p>

<p>Hesap
verilebilirlik sağlanmalı,</p>

<p>Öğretim
Görevlisi, Araştırma Görevlisi, Öğrenciler ve çalışanların da üniversite
yönetiminde söz halkı olmalı,</p>

<p>Üniversite
eğitimi, parasız olmalı ve fırsat eşitliği sağlanmalı.</p>
<p>“Sivil sivil” derken, sivillikten kasıt “sermayeye
bağımlı üniversiteler” ise, eldekini de kaybetme riski bulunuyor. Eğer
sivillikten kasıt gerçeği arayan üniversitelerin kendi kendini yönetme gücü
olduğu ise, öğrencisiyle hocasıyla kendi kendilerine karar vermeleri gerektiği
ise, bu da özerk üniversitelere denk düşmektedir. Bugünkü YÖK, merkezde
Başkana, yerelde Rektöre bağımlı; nerdeyse “monark” nitelikte; hocası ve
öğrencisine karşı güvensiz ve baskıcı yani özerk olmayan bir kurum
özelliğindedir. Ülkemiz üniversiteleri maalesef evrensel boyuta üniversite
olamadılar. İyi niyetli kişilerin çabalarlı ile bir yerlere gelmeye
çalışıyorlar ancak temel zihniyet değişmedi. Üniversitelerimizin bir kısmı
temel bilim politikası oluşturmak, hedef koymak, nitelikli öğrenci ve bilim
insanı yetiştirmek yerine, küçük ölçekte devletin hamisine büründüler. Bir
kısmı bir takım küçük belediyecilik işleri ile iş yaptığını sandılar.
Üniversiteler asıl görevi olan bilimsel araştırma yapma görevini istenildiği
gibi yapamadı. Maalesef halen temel metodolojiyi bilmeyen çok sayıda insan
üniversitelerde bununla ne doğu dürüst bilim yapılabilir ne de demokratik özgür
ortam yaratabilirsiniz. Eğer bir değişiklik yapılacaksa önce buradan
başlanmalıdır. Tek tek bireyler kendilerini geliştirebilirler, ancak bu
kaideleri bozmaz. Temel felsefenin üniversitelerde işletilmesi gerekir. Bugün
üniversite öğretim üyelerinin ancak %10 yayın yapabilmekte diğer %90 ise yayın yapmamaktadır.
Yapılan yayınlar ise daha çok akademik aşamaya yönelik olmuştur. Bilimsel yayın
yönünden belirli bir ilerleme sağlanmış. Üniversiteler dünyadaki bilimsel
makale sıralamasında 1990'lü yıllardaki 44 sıralamadan, bugün 21 sıraya kadar
ilerlemesi önemli bir başarı ancak bilgi ve bilimi teknoloji dönüştürebilmek
halen mümkün olmamıştır. Sayılarının artması, bilimsel makale sayılarının
artması yanında niteliksel bir gelişme gösteremediler. Bugün dünyada okutulan
ders kitapları ile ülkemizde okutulan kitaplar üç aşağı beş yukarı aynı ancak
neden biz halen bilgiyi teknolojiye dönüştürmede en küçük bir adımı dahi
atamadık sorusunun cevabı yok. Eski TUBİTAK Başkanı Prof. Dr. Namık Kemal Pak, Türkiye’nin
güçlü bir potansiyeli olduğunu ancak bunu teknoloji yaratmaya dönüştürmek gerektiğini
vurguluyor ve ekliyor ancak hedefimiz engellendi diyor. </p>

<p>12 Eylül’ün ABD destekli darbesiyle şekillendirilmiş
ABD’ye güvenen bu üniversiteleri, artık esas rotasına yani yeniden toplumuna ve
insanına güvenen bir yapıya oturtulmalıdır. Ülkemiz özelde de eğitim sistemimiz
maalesef soğuk savaşa kurban edilmiştir. Üniversitelerimiz, özerk kurumlar
olarak özgürlüklerin önünü açmamışlar, tam tersine yasakçı olmuşlardır. Ve
üniversitelerin hiç bir özerklik talebinin olamadığını belirtmişlerdir. </p>

<p>Bilinç; kendi kendisinin farkında olmaktan, esas
görevi olan üstünde oturduğu gerçekliğin farkında olmaktan geçmektedir. Ancak
82 yılını kutladığımız Cumhuriyetimizin yüksek öğretimin durumu ortada. Cumhuriyeti
kuran kadroların beklentileri ve vizyonu ile bugünkü durum karşılaştırıldığında
geldiğimiz nokta, sebep ve sonuçları tartışmaya açık. Umarım Van Yüzüncü Yıl
Üniversitesinde yaşanan süreçten sonra üniversitelerimiz kendilerini derin bir
sorgulamadan geçirirler diye umuyorum. Yoksa çağa yakalamak için geç kalmış
olurlar.</p><br></p><br>
							
							&nbsp;
							<hr><span class="post-meta-comments"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=https://ibrahimortas.com.tr/blog-detay.asp?id=1171"><i class="fab fa-facebook-f"></i>Paylaş</a></span>
							<br><span class="post-meta-comments"><a href="https://twitter.com/share" target="_blank" data-url="https://ibrahimortas.com.tr/blog-detay.asp?id=1171"  data-lang="tr" ><i class="fab fa-twitter"></i>Paylaş</a></a>

							</div>  
							<div class="col-lg-3">
							<div class="widget  widget-tags">
                            <div class="tags">
							 <a href="blog.asp?tur=72">Üniversite</a>
							
                            </div>
							</div>                              
							</div>
						</div>

                </div>   
            </div>
        </section>

   
<div class="footer-content">
      <div class="container">
        <div class="row">
          
		  
		  <div class="col-md-8"> 
            <!-- Footer widget area 2 -->
            <div class="widget">  


						<form  method="post"> <h1>İletişim</h1>
                            <div class="row">
                                <div class="form-group col-sm-3">
                                    <label for="name">Adınız Soyadınız</label>
									<input  aria-required="true" required class="form-control required" placeholder="Adınız Soyadınız" type="text" id="adsoyad" name="adsoyad" tabindex="1" maxlength="150">
                                     <label for="email">E - Posta</label>
                                    <input  aria-required="true" required placeholder="E - Postanız" class="form-control required" type="email" id="eposta" name="eposta" tabindex="3" maxlength="100"> 
									 <label for="email">Telefonunuz</label>
                                    <input  aria-required="true" required placeholder="Telefonunuz" class="form-control required" type="text" id="ceptel" name="ceptel" tabindex="2" maxlength="15"> 
									
                                </div>
                                <div class="form-group col-sm-9">
                                    <div class="form-group">
                                    <label for="message">Mesajınız</label>
                                    <textarea aria-required="true" required name="icerik" rows="5" class="form-control required" placeholder="İçeriği yazınız"></textarea>
                                </div>
								<img src="guvenlik.asp" alt="Güvenlik Kodu Resmi Yüklenemedi" id="guvenlik" />&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="javascript:guvenlikyenile();"><font color="#FF6600">Kodu Değiştir</font></a>
                                    <input required placeholder="Güvenlik Kodu" type="text" id="gk" name="gk" tabindex="3" maxlength="4" class="form-control input-lg">
                                </div>
                            </div>
							

                         
								
                            <button class="btn btn-primary" type="submit" ><i class="fa fa-paper-plane"></i>&nbsp;Gönder</button>
                        </form>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>		 
	
        <!-- Footer -->


<footer id="footer">
            <div class="footer-content">
                <div class="container">
                    <div class="row" style="background-image: url('images/world-map-dark.png'); background-position: 50% 20px; background-repeat: repeat-x">
                        <div class="col-md-4">
						<iframe src="https://www.google.com/maps/embed?pb=!1m18!1m12!1m3!1d1592.0016611110736!2d35.35919519658733!3d37.057404008126014!2m3!1f0!2f0!3f0!3m2!1i1024!2i768!4f13.1!3m3!1m2!1s0x15288dc56e005e67%3A0xd4a5074295a90c96!2sZiraat%20Fak%C3%BCltesi!5e0!3m2!1str!2str!4v1752756698806!5m2!1str!2str" width="100" height="200" style="border:0;" allowfullscreen="" loading="lazy" referrerpolicy="no-referrer-when-downgrade"></iframe>
						</div>
						<div class="col-md-4">
							<div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="icon-phone"></i></a>
                                </div>
                                <h3>İletişim</h3>
                                <p><strong>Tel:&nbsp;</strong><a href="tel:+90 5337692415 ">+90 5337692415 </a>
								<br><strong>Faks:&nbsp;</strong><a href="tel:"></a>
                                    <br><strong>E-Posta:&nbsp;</strong><a href="mailto:info@ibrahimortas.com.tr">info@ibrahimortas.com.tr</a> 
                                    <hr>
                                </p>
                            </div>
							<div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="icon-clock"></i></a>
                                </div>
                                <h3>Çalışma Gün / Saatleri</h3>
                                <p><strong>Hafta İçi</strong>
                                    <br>08:00 - 19:00</p>
                                <p><strong>Cumartesi</strong>
                                    <br>09:00 - 17:00</p>
                            </div>
                        </div>
						<div class="col-md-4">
                                    <div class="widget">
                                        <div class="widget-title">Yönergeler</div>
                                        <ul class="list">

                                            <li><a href="sayfa-ayrinti.asp?dil=0&id=259">Gizlilik Politikası</a></li>

                                            <li><a href="sayfa-ayrinti.asp?dil=0&id=262">Çerez politikası</a></li>
 
                                        </ul>
                                    </div>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
            <div class="copyright-content">
                <div class="container">
                    <div class="row">
                        <div class="col-lg-6">
                            <!-- Social icons -->
                            <div class="social-icons social-icons-colored float-left">
                                <ul>
			<li class="social-instagram"><a target="_blank" href="https://www.instagram.com/iortas2018/"><i class="fab fa-instagram"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://maps.app.goo.gl/m2qyE98GZKLQt4po6"><i class="fa fa-map-marker"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://wa.me/905337692415"><i class="fab fa-whatsapp"></i></a></li>
		
								</ul>
                            </div>
                            <!-- end: Social icons -->
                        </div>
                        <div class="col-lg-6">
                            <div class="copyright-text text-center">&copy; 2025 ibrahimortas.com.tr</div>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
        </footer>
	        
        <!-- end: Footer -->
		
    </div>
    <!-- end: Body Inner -->
    <!-- Scroll top -->
    <a id="scrollTop"><i class="icon-chevron-up"></i><i class="icon-chevron-up"></i></a>
    <!--Plugins-->
    <script src="js/jquery.js"></script>
    <script src="js/plugins.js"></script>
    <!--Template functions-->
    <script src="js/functions.js"></script>

</body>

</html>