

<!DOCTYPE html>


<html xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml" lang="tr" xml:lang="tr">



 <head> 

<meta http-equiv="Content-Language" content="tr">
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=windows-1254">
 
 

    <meta name="viewport" content="width=device-width, initial-scale=1" />





<meta name="rating" content="All" />
<meta name="robots" content="index, follow" />
<META NAME="AUTHOR" CONTENT="Erkan TİYEKLİ">

<meta name="Dmoz" content="" />
<meta name="Yahoo" content="" />
<meta name="Altavista" content=""/>
<meta name="Scooter" content="" />
<meta name="robots" content="" />

<META HTTP-EQUIV="Copyright" CONTENT="Copyright Â© ">
<META NAME="description" CONTENT="">
<META NAME="keywords" CONTENT="">






<link rel="apple-touch-icon" sizes="180x180" href="/apple-touch-icon.png">
<link rel="icon" type="image/png" sizes="32x32" href="/favicon-32x32.png">
<link rel="icon" type="image/png" sizes="16x16" href="/favicon-16x16.png">
<link rel="manifest" href="/site.webmanifest">


    <!-- Document title -->


    <title>Bilgi Çağında Türkiye Üniversitelerin Sorunları</title>

    <!-- Stylesheets & Fonts -->
    <link href="css/plugins.css" rel="stylesheet">
    <link href="css/style.css" rel="stylesheet">

</head>

<body>
    <!-- Body Inner -->
    <div class="body-inner">

        <!-- Topbar -->
	

		 <div id="topbar" class="d-none d-xl-block d-lg-block">
            <div class="container">
                <div class="row">
                    <div class="col-md-6">
                        <ul class="top-menu">
                            <li><a href="tel:+90 5337692415 "><i class="icon-phone-call"> </i> +90 5337692415 </a></li>
							<li><a href="mailto:info@ibrahimortas.com.tr"><i class="icon-mail"> </i> info@ibrahimortas.com.tr</a></li>
                        </ul>
                    </div>
                    <div class="col-md-6 d-none d-sm-block">
                        <div class="social-icons social-icons-colored-hover">
                            <ul>
			<li class="social-instagram"><a target="_blank" href="https://www.instagram.com/iortas2018/"><i class="fab fa-instagram"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://maps.app.goo.gl/m2qyE98GZKLQt4po6"><i class="fa fa-map-marker"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://wa.me/905337692415"><i class="fab fa-whatsapp"></i></a></li>
			
                            </ul>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
        </div>
		
		
        <!-- end: Topbar -->	
	
        <!-- Header -->
        <header id="header">
            <div class="header-inner">
                <div class="container"

                    <!--Logo-->
     

                    <!--Logo-->
                    <div id="logo">
                        <a href="default.asp?dil=0">
                            <span class="logo-default"><font size="4" class="logoslogan">Prof. Dr. İbrahim Ortaş</font><img src="images/logo.png" height="30"></span>
                            <span class="logo-dark">Prof. Dr. İbrahim Ortaş</span>
                        </a>
                    </div>
                    <!--End: Logo-->




<script async src="https://cse.google.com/cse.js?cx=c5ac765fc9c9740e8"></script>


							<div id="modalShop" class="modal no-padding" data-delay="2000" style="max-width: 700px;">
                                <div class="row">
                                    
                                    <div class="col-md-12">
                                        <div class="p-40 p-xs-20">
											<div class="gcse-search"></div>
                                        </div>
                                    </div>
                                </div>
                            </div>					
                    <!-- end: search -->
                    <!--Header Extras-->
                    <div class="header-extras">
                        <ul>
                            <li>
                                <a href="#modalShop" data-lightbox="inline" > <i class="icon-search"></i></a>
                            </li>
                            <li>
                                <div class="p-dropdown">
                                    <a href="#">
									<image src="images/Turkey.png" width="20">
                                    <ul class="p-dropdown-content">
                                        <li><a href="blog-detay.asp?dil=0&id=1252"><image src="images/Turkey.png" width="20"></a></li>
                                        <li><a href="blog-detay.asp?dil=2&id=1252"><image src="images/United-Kingdom.png" width="20"></a></li>
										<li><a href="blog-detay.asp?dil=3&id=1252"><image src="images/germany.png" width="20"></a></li>
                                    </ul>
                                </div>
                            </li>
                        </ul>
                    </div>
                    <!--end: Header Extras-->
                    <!--Navigation Resposnive Trigger-->
                    <div id="mainMenu-trigger">
                        <a class="lines-button x"><span class="lines"></span></a>
                    </div>
                    <!--end: Navigation Resposnive Trigger-->
                    <!--Navigation-->
					<div id="mainMenu">
                        <div class="container">
                            <nav>
                                <ul>
									<li class="dropdown-submenu"><a href="sayfa-ayrinti.asp?ID=267&dil=0">Özgeçmişim</a></li>
                                    <li class="dropdown-submenu"><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?dil=0">Bilimsel Çalışmalar</a>
                                        
                                         <ul class="dropdown-menu">
                                          <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Bilimsel_Makale=1&dil=0">Bilimsel Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?SCI_Makale=1&dil=0">SCI Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Indeksli_Makale=1&dil=0">İndeksli Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Kongreler=1&dil=0">Kongreler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Konferanslar=1&dil=0">Konferanslar</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Soylesiler=1&dil=0">Söyleşiler</a></li>
									      <hr>
										 
									     </ul>   								
									</li>
									<li><a href="kitaplar-ayrinti.asp?dil=0">Kitaplarım</a></li>
									<li><a href="Projeler-ayrinti.asp?dil=0">Projeler</a></li>
									<li><a href="videolar.asp?dil=0">Videolar</a></li>
									
									<li><a href="iletisim.asp?dil=0">İletişim</a></li>
									<li><a href="blog.asp?dil=0">Günlük Yazılar</a></li>
								</ul>
                            </nav>
                        </div>
                    </div>
									
						
                    <!--end: Navigation-->
                </div>
            </div>
        </header>
        <!-- end: Header -->			
        <!-- end: Header -->




     <section class="parallax text-light" style="border-bottom: 4px solid #f9b338;" data-bg-parallax="images/slider/banner6.jpg">

     </section>
        <!-- end: SECTION FULLSCREEN -->
		<section class="background-grey">
            <div class="container">
                <div class="row  m-b-50">
                    <div class="col-lg-12">

                        <div class="heading-text heading-section">
						<h2>Bilgi Çağında Türkiye Üniversitelerin Sorunları</h2>
                        </div>
                    </div>

                        <div class="row">
                            <div class="col-lg-9">
							<img src="blog/resimyok.png" height="200"><br>
							<p><h2>Bilgi Çağında Türkiye Üniversitelerin Sorunları</h2>

<h4>Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ</h4>

<p>Ç.Ü. Ziraat Fakültesi, Toprak Bölümü, e-posta: <a href="mailto:asportas@mail.cu.edu.tr">asportas@mail.cu.edu.tr</a></p>
<p>İnsanın öğrenmek için soru sorması ile
başlayan ve araştırarak geliştirdiği öğrenme olgusu, zaman içerisinde
kurumsallaşmış bir uğraşı haline gelmiştir. Bu uğraşı ‘bilim’ olarak anılmakta,
kısaca tarifi ve işlevi ise günlük yaşamımızda karşılaştığımız araç ve
gereçlerin, yaratılmış teknolojinin uygulamaları sonucu bulunmuş, işlerimizi
kolaylaştıran çevremizi daha iyi tanıyıp daha sağlıklı ve uzun ömürlü olmamız
için olanaklar sağlayan uğraşıların toplamı olarak ifade edilmektedir. Bilginin
veya bilimin insan ihtiyaçlarından doğması onun en önemli özelliklerinden biri
olup, bu yönüyle bütün insanların ortak temasıdır. Bilmek ve bilgiye erişmek
için verilen çabalar, belirli prensipleri ve disiplinli olmayı
gerektirdiğinden, bilginin üretildiği ve üretilen bilginin aktarıldığı
merkezler herkese hitap ettiği ve evrensel değeri nedeniyle üniversite ismini
alarak bugün yaşamın anlaşılır kılınmasında öncü rol oynamaktadırlar. Bilim
merkezleri, ‘üniversiteler’ yaşamı kolaylaştıran gözlem ve araştırmalarına
dayanarak geliştirdikleri teknikleri bir sonraki kuşaklara aktarmak ve öğretmek
zorunda oldukları için en üst eğitim kurum olarak ta tektirler. Bu anlamda
üniversite eğitimi, bireyin çok yönlü olarak eğitilerek topluma kazandırılması
sürecidir. Üniversitelerin öncü gücü olan bilim insanlarının görevi ise
gözleyen, düşünen, araştıran, sorgulayan ve kuram geliştirerek bilinmeyeni
bilinir hale getirip bütün bunlardan faydalanarak yaşamı kolaylaştırması için
gerekli yöntem ve teknikleri geliştirmektir. </p>

<p>Bilginin
artması ve yoğunlaşması hem bilim insanının hem de toplumun bilinç düzeyinin
artırılmasını sağlarlar. Bu yolla daha sağlıklı düşünebilen, kültürlü bir
toplum yaratılmış, sonuç olarak ta önemli bir toplumsal görevi her yönüyle
yapmış olur. Bugün, çağdaş ülkeler sahip oldukları refah düzeyini ve yüksek
hayat standartlarını bilimin sağladığı olanaklar sonucu kurulan üstyapı
kurumlarının sağlıklı işlemesine borçludurlar.</p>

<p>2003 yılında yukarıda tarif edilen
üniversite gerçeği ile ülkemiz üniversitelerinin gerçeğinin pek de uymadığı
görülmektedir. Bugün üniversiteler kendisine yakışır şekilde etkin, sorun çözen
ve saygın bir kurum olma yerine, kendi kendisi ile uğraşan, maddi gücü olmayan,
öğretim üyelerinin bir kısmı ‘gözlerimi kaparım vazifemi yaparım’ veya ‘salla
başını al maaşını’ niteliğindeki kendisine biçilen alanın dışına çıkamayan,
felsefesi ve dünya görüşü daraltılmış bir konuma gelmiştir. Üniversitelerin
tarihsel misyonuna bakıldığında; çağın önünü açması, sorunları doğru tespit
etmesi ve yaşamı kolaylaştırması için uygun modeller oluşturması ile anılırlar.
Aynı zamanda çözüm önerileri akla ve mantığa dayandığı için bazı görüşlere
aykırı veya radikal olabilir. Aykırı düşünce, üniversiteliliğin ve bilginin
kıvılcımıdır. Bu kıvılcım olmaksızın bilim ateşinin yanması ve ilerlemenin
sağlanması mümkün değildir. En üst eğitim kurumu olarak üniversiteler, genç,
fikir sahibi ve yüksek kapasiteli insanların bulunduğu ortamlarda değişik
fikirlerin ve bakış açılarının doğması aykırı bulunmuş ve bir tür sindirme ile
üniversiteler, fikirlerin tartışıldığı yerler olmaktan çıkarılıp doğru kabul
edilen fikirlerin öğretildiği yerler olarak toplum nezdinde küçültülerek
etkinliği düşürülmeye çalışılmıştır. Öğretim üyeleri ekonomik yönden yoksulluk
sınırına getirmiş, zamanının büyük çoğunluğunu laboratuvar ve kütüphanede
geçirmek yerine, geçinmek için ek iş aramayla geçirmeye başlamışlardır. </p>

<p>Üniversiteler
bu veya benzeri bir çok nedenden dolayı, her yönüyle karaya oturmuş, hareket
alanı sınırlandırılmış ve kaderine bırakılmış bir gemi misali andırmaktadır.
Geminin veya gemilerin karaya oturmasına neden olan ve kendi izlenimlerimi
yansıtan belli başlı sorunlar aşağıda sıralanmıştır.</p>
<p><b>1. Bilim Politikası ve Bilimsel Araştırma Programı
Yetersizliği Sorunu</b></p>

<p><b>a: Amaç ve Hedef Oluşturmada Kısırlılık</b></p>

<p>Bugün
Türkiye’de üniversitelerinin en ciddi sorunu geleceğe yönelik bilimsel program
ve hedeflerinin olmaması olarak görülmüş ve bir çok sorunda bilimsel bakış
açısının olmaması ile ilişkilendirilmiştir. Üniversitelerin ana bilim dalı
düzeyinden başlayarak üst örgütü rektörlük makamına kadar geleceğe yönelik
hedeflerden, projelerden ve stratejilerden yoksun bulunmaktadırlar. Mevcut
durumda sınırlı sayıda kişi kendi inisiyatifince kendine problem olarak seçtiği
konuda olanak bulduğu ölçüde görevini yerine getirmektedir. Toplumun en örgütlü
ve vizyonu olması gereken kurumu halen bulundukları ortamda planı, projesi
olmayan ve hangi misyona hizmet ettiğinin bilincinden yoksun okyanusta
pusulasız yüzen bir gemiyi andırmaktadır. Gelişmiş batı üniversitelerinde uzun
ve kısa vadeli projeksiyonlar çizilir ve aralıklarla bunların gerçekleşme
durumları tespit edilir. Başarılı olan birimler ve kişiler ödüllendirilir;
başarısızlar ise zamanla işini kaybetmekle yüz yüze kalırlar. Üniversiteler en
alt biriminden en üst kuruluşuna kadar aralıklarla hedefler belirlemeli ve
hedeflerin gerçekleşmesi ve öğretim üyelerinin yıllık faaliyetleri
izlenmelidir. Bunun sonucu üniversitelerin verimlilik durumu da kısmen
sağlanmış olacaktır. Kamu üniversiteler verimlilik yönünden özel üniversitelerin
çok gerisinde kalırken, özel üniversiteler gerek kâr amaçlı veya gerek
ideolojik amaçlı olsunlar vitrinlerini güçlendirmek için değişik kurumların ve
üniversitelerin en verimli kişileri hızla yüksek ücretlerle bünyelerine alarak
vitrinleri ile kendilerini kısa sürede kamuoyunun gündemine taşımayı&nbsp; başarmışlardır.</p>
<p><b>b: Statüko </b></p>

<p>Bugün
üniversiteler çağın koşullarına göre hareket eden dinamik unsurlar olmak yerine
mevcut statükoya bağlı yavaş hareket eden kurumlar haline gelmiştir. Duruma
göre yeni enstitü, merkez ve eğitim programlarının açılması, araştırma
guruplarının kurulması ve gerektiğinde kendilerini yenilemeleri son derece zor
ve zaman alıcı olup statükoya uygun olarak yukarıdan halledilmektedir. Bu
yönüyle bir çok dinamik unsur bu kadar zorlukla uğraşmayı göze alamamakta ve
herkese nasıl davranırsa ben de öyle yaparım diyerek pasif bir konuma
çekilmektedir. </p>
<p><b>c: Çeşitlilik </b></p>

<p>Üniversitelerin
bir diğer ciddi sorunu da beyin fırtınasının oluşmasına olanak tanınmamasıdır.
Farklı düşüncelerin oluşmaması, evrensellikten ismini alan üniversitelerde
gerek yöneticiler ve gerekse yetkili ve etkili makamlar tarafından farklı
düşünmeye hiç tahammül gösterilmemektedir. Üniversitelerin hiç birinde geleceğe
yönelik fikirlerin geliştirildiği, tartışıldığı düşünme ve gelişme
merkezlerinin oluşmadığı gözlenmektedir. Bu bağlamda öğretim üyelerinin
görüşlerini yansıtacak bir basılı ve görsel yayın ortamı da bulunmamaktadır.
Üniversite öğretim üyeler inin görüşleri hiç bir şekilde dışarıya veya
yetkililere aktarılmamaktadır. Üniversitelerin en önemli özelliği yeni ve özgün
düşünceye değer verilmesidir. Aykırı düşünmeyen hiç bir beyin bilimsel anlamda
buluş yapması beklenilmemektedir.</p>
<p><b>d: Üniversiteler Hiyerarşi Sorunu</b></p>

<p>Farklı
düşüncenin gelişememesinin bir nedeni de yaygın olan akademik hiyerarşinin
kendisini üniversitenin her alanında hisetirmesidir. Genelde idari ve ekonomik
konularda akademik hiyerarşi bütün dünyada dikkate alınarak yapılırken,
bilimsel stratejilerin ve politikaların geliştirilmesinde ve projelerin
değerlendirilmesinde ise bilimsel hiyerarşi ön plana çıkmaktadır. Ülkemizde ise
yalnızca akademik hiyerarşi ön planda tutulduğu için konum olarak düşük
düzeydeki araştırıcıların görüşleri çoğu zaman dikkate alınmamaktadır. Bölüm
olanaklarından yaralanmada, asistan alımında ve benzeri konularda hiyerarşik
öncelik sırası dikkate alındığı için ciddi rahatsızlıkların ortaya çıktığı da
bir gerçektir.&nbsp; </p>
<p><b>e: Everensellik Sorunu</b></p>

<p>Üniversite
personelinin (Öğretim üyesi ve öğrencisi) ve ortamının toplumsal sorunların
kaynağı olarak görülmesi ve üniversite özerkliğinin kısmen kontrol altına
alınmasından bu yana üniversiteler evrensellik boyutundan ulusal boyutta
taşınmışlardır. Bunun sonucu öğretim üyeleri de evrensel boyuttaki sorun çözümü
ve hipotez üretmek yerine, başka ülkelerden yapılan çalışmaları olanaklar
ölçüsünde ülkemizde uyarlanabilirliği üzerine yönelmişlerdir. Bugüne kadar
herhangi bir öğretim üyesinin uluslararası alanda başarı&nbsp; göstermemiş olması bu politikaların bir
sonucu olsa gerektir. Fakat yurt dışında faaliyet gösteren Türkiye kökenli
öğretim üyeleri ise uluslararası alanda daha başarılı olduğu sık sık
duyulmaktadır.</p>
<p><b>f: Üniversitelerin Kayırmacılık Sorunu</b></p>

<p>Başarısı
ve becerisi olamayan eş-dost ilişkisine dayalı personel politikası bugün
üniversitelerin kalitesini önemli ölçüde zedelemektedir. Bazı üniversitelerde
başta Ar. Gör. olmak üzere öğretim görevlisi ve elemanı alımında yakınların
kollandığı sık sık şikayet konusu olmaktadır. Kendisine güvenemeyen, başka
alanlarda yeteneğini sergileyemeyen kişiler yakınlarının şemsiyesi altında
üniversitelerde kadroları işgal etmektedirler. Akademik yükselme yayın
politikasına dayandığı için araştırmada hiç bir katkısı olmadığı halde yayına
ismi yazılarak kolay yoldan akademik aşama yapmaktadırlar. Boğaziçi
Üniversitesi ikinci dereceye kadar ki yakınların üniversiteye alınması
konusunda örnek bir tutum sergilemiştir.</p>

<p>Yetenekli
ve başarılı öğrencilerin akademik kadrolara alınmamsı geleceğe yönelik ciddi
kaygıları beraberinde getirmektedir. Aynı zamanda gençlerin çalışması ve
motivasyonu ciddi ölçüde aşağı çekilmekte ve kurum aleyhine bir güvensizlik
yaratmaktadır. Bilginin değer olduğu her zaman kendisini hissettirmesi için
bilen ile bilmeyenin mutlaka ayırt edilmesi gerekir.&nbsp; </p>
<p><b>g: Ara
Elemanı ve Yardımcı Hizmetli Sınıfı Sorunu</b></p>

<p>Üniversitelerin
bir diğer sorunu da yetişmiş ara eleman sorunudur. Bir taraftan binlerce işsiz
üniversite mezunu bir taraftan laboratuvarlarda ve arazide ve hizmetli eleman
bulma sorunu söz konusudur. Bir çok laboratuvarlar teknik eleman yetersizliği
nedeniyle ya hocalar veya varsa yüksek lisans öğrencileri tarafından
yönetilmektedir. Öğretim elemanının zamanının uygun olmadığı durumda da
laboratuvarların kapısı kilitlenmektedir. Mevcut personel de verimsizdir ve
günlük verimliliği 3 saati geçmemektedir. </p>

<p>Bilimsel
stratejilerin oluşmadığı kurumlarda sorumlu öğretim üyesi belirli bir uğraşının
içinde olmayınca personel de o ölçüde işi yavaşlatmakta ve bunların sonucu
üniversitelerde bir disiplinsizlik ve verimsizlik had safhaya ulaşmaktadır.</p>

<p>Teknik
personel yanında proje asistanlığı ve post-doktora mekanizması mutlaka
işletilmeli ve her öğretim üyesi mutlaka proje yaparak laboratuarların ve
araştırma merkezlerinin aktif olarak işlerliğini sağlaması gereklidir.&nbsp; </p>
<p><b>h: Yönetim sorunu</b></p>

<p>Üniversitelerin
bir diğer sorunu yönetim sorunudur. Ülkemiz üniversiteleri halen üniversite
yöneticilerini nasıl belirleyeceğini net olarak tespit etmiş değildir.
Üniversite yönetimlerinin belirlenmesinde gerçek anlamda aşağıdan yukarıya
nitelikli, kurumu geliştirecek, büyütecek ölçülere uygun ilkelerin
oluşturulması ve ona göre yöneticilerin atanması veya seçimi konusunun
belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu konuda Üniversite organlarının görüşleri
başta olmak üzere TÜBA, TÜBİTAK, YÖK çerçevesinde çözüm önerilerinin
oluşturulması be belirli ilkelere bağlanması gerekir. Üniversitelerde iç
verimliliğin artırılmasında yöneticilerin bilimsel birikimi, kültürel altyapısı
ve lider vasfı üniversite dinamiklerinin harekete geçirilmesi bakımından büyük
önem taşımaktadır.&nbsp; </p>
<p><b>2. Nitelikli Öğretim Üyesi ve Elemanı Bulma Sorunu</b></p>

<p>Üniversitelerin
esas itici gücü olan nitelikli öğretim üyesinin yetiştirilmesi ve geleceğin
kadrolarının inşası üniversiteleri ve YÖK’ü en çok meşgul eden sorunlarının
başında gelmektedir. Halen bir çok üniversitede öğretim elemanlarının atama
ilkeleri oluşturulmamış, atamalar çoğu zaman siyasi eğilimlere ve hatta bazı
yerlerde cemaatlere yakınlığına göre yapıldığı söylenmekte, ya da rektörlerin
oy deposu olarak değerlendirilmektedir. Üniversitelerin son devir-teslim
törenleri üniversitelerde üniversiteli yaşam biçimini benimsememiş kişilerin
davranışlarına tanık olmuştur.</p>

<p>Yine
son yılarda her ile bir üniversite açılması sonucu oluşan öğretim üyesi açığı,
öğretim üyelerinin maaşlarının yetersizliği ve siyasi tercihlerden dolayı
yetenekli ve çok yönlü bir çok kişiler bugün üniversitelerin dışına itilmiştir.
Bugün bir çok taşra üniversitesinde işe girmenin en kolay yolu olarak öğretim
üyeliği seçilmiştir. Üniversitelerde kalite sorununu çözmek için akademik atama
barajlarının düzenlenmesine çalışılmaktadır. Sonradan yapılacak bu tür
düzenlemeler yerine öğretim üyeliğinin cazibesinin artırılması ve bilginin
değerli olduğu bilincinin gerçekleşmesi ile üniversiteler nitelikli kişilerin
çalışma alanı olacaktır.</p>

<p>Geleceğin
kadrolarının oluşturulmasında etkin bir yöntem olarak bütün dünyada benimsenen
‘proje asistanlığı’ ve ‘post-doktor’ uygulaması ülkemizde işletilmediği için
çekirdekten yetişme ve kendini ispatlamış öğretim elemanı yetişmemektedir.
Öğretim üyesinin yetişmesi birlikte çalıştığı hocanın bilimsel aktivitesiyle
paralel yürümektedir. </p>

<p>&nbsp; Akademik
aşama olarak kabul edilen doktora sonrası ünvanlar bugün en çok tartışılan
konuları oluşturmaktadır. Objektivitizimden çok dil barajı ve subjektivizimin
ağır bastığı akademik aşama yapma anlayışı artık dejenere olmuştur. Son 20
yılın bilânçosu üniversitenin bünyesine yerleşmiş, üretkenliği düşük, vizyonu
olmayan, dünyaya açılma cesareti olmayan ve yerel ölçekte düşünen hatırı
sayılır öğretim üyesi ordusu oluşmuştur.&nbsp;
</p>

<p>YÖK ve
Milli Eğitim Bakanlığı öğretim elemanı yetiştirmek amacıyla yurt dışına
gönderilen öğrencilerin bir kısmının sonradan tarikatlarla ilişkisi olması ve
bir kısmının başarısız ve bir kısmının da bulundukları ülkede kalmayı tercih
etmeleri nedeniyle istedikleri başarıyı yakalayamamıştır. Öğrenimlerini
tamamlayıp geri gelenlerin çoğunluğu yeni kurulan üniversitelere
gönderilmişlerdir. Yeni üniversitelerde maddî ve manevi olanaksızlıklar yanında
kendilerine alt yapı olanaklarının sunulmaması, çalışma ortamı yaratmak için
proje yapacak kurum bulamaması gibi sorunlardan dolayı çoğu gençler bugün
yalnızca ders vermekten öteye geçememişlerdir. Bu da üniversite tabelâsına
sahip bazı kuruluşları ‘ yüksek lise’ kategorisine dahil etmiştir. Ek ders
ücreti uygulaması ile öğretim üyeleri hafta da 40 saat ders veri duruma
getirilmiştir. Bu öğretim üyelerinden bilimsel çalışmaya zaman ayırması,
araştırma ve yayın yapması beklenmemektedir. Öğretim üyesi zamanının büyük
çoğunluğunu ders vermeye adadığı için kendisine de geliştirememektedir. </p>
<p><b>3. Altyapı sorunu</b></p>

<p>Yeni
açılan üniversitelere ayrılan kaynakların büyük çoğunluğu bina yapımına
harcanmakta, laboratuar donanımı ve diğer araştırma olanakları ise en az
düzeyde sağlanmaktadır. Yerleşik üniversitelerde ise eskiyen binalar ve
laboratuar teknikleri yenilenmeyi beklemektedir. </p>

<p>Bizim ülkemizde özel
üniversitelerin amacı piyasaya, yönelik ve parası olan öğrenciyi yetiştirmek
olup bundan kazanç sağlamaktır. Araştırma yapmak bu üniversitelerde en son amaç
olarak görülmektedir. Kullanılan üretim teknikleri, araç-gereç yönünden özel
üniversiteler, kamu üniversitelerinin önünde bulunmaktadır. Özel üniversiteler
ile kamu üniversiteleri arasındaki araştırma olanaklarının yetersizliği ve
yokluğu nedeniyle, araştırma olanakları ancak devlet kurumları tarafından
sağlanmaktadır. Gelişmiş ülkelerde ve özel üniversitelerde yüksek teknolojinin
kullanıldığı araştırmalarda, milyonlarca dolarla desteklenen araştırma
projeleri ile bilimsel ekipmanlar sürekli yenilenerek geliştirilirken, bizler
birkaç milyon TL’lik projelerle gelişmiş üniversitelerin bilim insanları ile
yarışmaya çalışmaktayız. Kamu anlayışı ile harcamalar yapıldığı için
üniversiteler, değişik ülkelerden geliştirilen araç ve gereçler yönünden
eşdaşlarına göre çağı geriden izlemektedirler. Toplumun öncüsü ve öğreticisi
olan üniversite gerektiğinde dinamik bir anlayışla hızlı hareket etmeli ve
gerekli ekipmanlar zamanından önce alınmalıdır. Bu anlamda öncü olması gereken,
üreten ve öğreten kurum, üretemeyen, öğretemeyen ve kendi görevini yerine
getirmeyen bir pozisyona düşmektedir. Bazı durumlara da öğrencilerin bu
doğrultudaki soruları karşısında güven bunalımı sorunu oluştuğu da
görülmektedir.</p>

<p></p>

<p><b>4. Nitelikli Öğrenci Bulma Sorunu</b></p>

<p>Son 20
yılda sürekli sistem değiştirmekle meşgul olan ÖSYM halen doğru&nbsp; tercihini yapabilmiş ve eğilimi gelişmiş
öğrencisini belirlemede yeterince başarılı olamamıştır. Kendi öğrencisini
kendisi seçemeyen üniversiteler, gösterdikleri performansa ve ÖSYM sınav
sonucuna göre öğrenciler tarafından tercih önceliği görmektedirler. Çoğunlukla
yabancı dil bilgisi veren ve alt yapı sorunu olmayan üniversiteler bugün gözde
kurumlar olarak en yüksek puanı alan öğrenciler tarafından tercih
edilmektedirler. Söz konusu üniversiteler eğitimlerinin ciddi olması ve
mezunlarına piyasada rahatlıkla iş bulmaları nedeniyle bir sonraki dönemdeki
öğrenciler tarafından da gelecek güvencesi vaat ediyor diye tercih
edilmektedirler. Diğer bir gurup üniversitelerde öğrenciler geldikleri gibi
dört yıl boyunca aldıkların dersin hocasının tutumuna göre ders çalışmakta ve
derslerini tamamladıktan sonra performansının gösterebildiği ölçüde yer
edinmeye çalışmaktadır. Yerleşik üniversiteler lisans öğrenci sayısının düşürüp
daha yüksek puanlı öğrenci almayı tartışırken, çoğunlukla taşra
üniversitelerinde ek ders ücreti ve ikili öğretimin getireceği ek gelirden
dolayı&nbsp; ikili öğretime geçerek çok sayıda
düşük puanla öğrenciyi bünyelerine toplamaya başlamışlardır. Ayrıca YÖK daha
çok öğrenciyi üniversiteye yerleştirmek için bölümlerin kontenjanları üzerinde
öğrenci alarak üniversite eğitiminde kalitenin düşmesine neden oluşturmaktadır.
Üniversite kapılarında bekleyen 1.5 milyon gencin geleceği için vakıf üniversiteleri
veya Kıbrıs’taki özel üniversiteler kısa vadede çözüm olmakta fakat uzun vadede
asla çözüm olamamaktadır. </p>

<p>Bir
tarafta milyonların üniversite kapısında dayandığı bir oramda, 25-30 yaş
arasındaki yüz binlerce üniversite mezunu gencin iş bulmaması diğer taraftan
çeşitli kamu ve özel kuruluşları teknik eleman sıkıntısı çekmektedir. Buna akıl
erdirmek mümkün değildir.</p>

<p>Bugün
yüksek öğrenim gençliği ciddi anlamda verimsizleştirilmiş durumdadır.
Üniversite eğitiminde ezbercilik ve test usulü sınav sistemi sonucu, bilimsel
rapor dahi yazamayan, ifade yeteneği gelişmeyen kişiler oluşmaktadır. Büyük
çoğunlukla öğrencilerin belirli bir felsefesi ve dünya görüşünün olmadığı
belirmektedir. Bilgi çağında bir çok mezun dahi bilgiye nasıl ulaşılacağı
konusundan yoksun durumdadır. Kütüphaneye uğramadan mezun olan on binler yarın
toplumun önünü tıkayacaklardır. Ne yazık ki bunda bireysel olarak öğretim
üyelerinin payı da bulunmaktadır. Yapılan anket çalışmaları öğretim üyelerinin
büyük çoğunun öğrenci merkezli oldukları ve çağdaş öğretim tekniklerini ve
değerlendirme tekniklerini bilmedikleri belirlenmiştir. Böyle gelen
öğrencilerin bilinçsiz ve amaçsız gidişatın önünü kesmek ve öğrencileri belirli
amaçlar etrafında yönlendirmek ve gelişmelerine yardımcı olacak sistemlerden
geçirmek ve tartışma ortamlarını yaratarak öğrencileri yaşamın parçası haline
getirerek ileriye yönelik üretimin içerisine sokulması gerekmektedir. Açıkçası
mevcut sistemde YÖK tarafından belirlenen alana yönelik müfredatının dışında
kişinin gelişimini sağlayacak tarih bilinci felsefe ve diğer konulara yönelik
hiç bir ders veya model bulunmamaktadır. Felsefesi gelişen ve mezun olan
üniversiteliler üretimi gerçekleştirecek anlayışı ve beceriyi göstermektedir.</p>

<p>Üniversite
kapısına kadar çok az eğiterek gelen ve 18 yaşındaki gence bir de
üniversitelerin yetersiz sosyal olanakları ve okuma eğiliminin gelişmemesi
sonucunda kişilik ve kimlik bunalımı yaşayan, işe giremeyen, girişimsiz genç
bir kuşak oluşmaktadır. ODTÜ, ITÜ ve Boğaziçi Üniversiteleri öğrencilerini
yönlendirme konusunda ve kişilik gelişimine kısmen katkıda bulunmaktadırlar.</p>

<p>Hayatının
en verimli çağının geçtiği üniversite ortamı halen gerçek anlamda bir eğitim ve
kişilik kazanım ortamı haline gelemedi. Bu durum taşra üniversitelerinde yaygın
olup bazı meslek dallarında daha düşük puanla öğrenci alan fakülte ve
bölümlerde daha da yaygın olmaktadır. Gerçek anlamda sosyal kolların
oluşmadığı, kişilerin hobilerinin olmadığı ortamlarda kişilerin öz güvenleri
zayıflamakta ve kendi değer yargılarının ötesine geçmemektedirler. Bir çok genç
üniversite ortamında eğilimleri gelişmemekte bazı durumlarda aileden aldığı
değer yargıları ile yol almaktadır. Bugün Üniversitelerin Mediko sosyal
üniteleri gerçek anlamda güçlendirilmeli ve her türlü düşüncenin sergilendiği
ve öğrencilerin kendilerini ifade edebilecekleri ortamların sağlanmasına yardımcı
olacak ölçüde donatılmalıdır. </p>

<p>Üniversitelerin
bu konudaki bir diğer sorunu sık sık yapılan öğrenci aflarıdır. Bugüne kadar
yapılan bütün araştırmalar aflar yaralı değil tam tersine eğitimin kalitesini
düşürdüğü belirlenmiştir. Bu konuda siyasilerin dar çıkar ilişkisine dayalı
öğrenci affı talepleri kaliteyi düşürdüğü gibi öğretim üyelerine
güvenilmediğinde hissettirmektedir. Hiç bir öğretim üyesi öğrencisini bilinçli
olarak sınıfta bırakmamıştır ve bırakmıyacaktır da.&nbsp; </p>

<p></p>

<p><b>5. Yüksek lisans, Doktora&nbsp;
Eğitimi ve Sorunları:</b></p>

<p>Son
yıllarda yüksek lisans öğrencilerin sayısının önemli derecede düştüğü
görülmektedir. Bir kaç nedeni olan bu düşüşün en önemli nedeni ülkemizde Yüksek
lisans ve doktora yapmanın kişiye getirdiği hiç bir avantajın olmamasıdır. İşe
girmede hiç bir önceliği olmayan yüksek lisans öğrenimi 23-24 yaşından sonra
bir daha 2-3 yıl maddi yardım almadan okumanın hiç bir yararı görülmemektedir.
Bu bağlamda yüksek lisans öğrenimi kayıp olarak değerlendirilmektedir. </p>

<p>Bir
diğer sorun da yabancı dil baraj sorunudur. Öğrenci aflar ve yabancı dil
puanının aşağı çekilmesi yüksek lisansa ilginin artmasına yardımcı
olmayacaktır, zira sorun daha çok geleceğe yönelik kaygılardan
kaynaklanmaktadır.&nbsp; </p>

<p>Uzun vadede yüksek
lisans öğrencilerinin istihdam ve burs sorununun çözümlenmesi ve yüksek lisans
ve doktora öğrenimi yapanlara kamuda işe girerken öncelik tanınması ile
üniversitelerde bilim yapacak insan kaynaklarının akışını sağlayacaktır.
Bilindiği gibi bütün dünyada araştırmalar yüksek lisans ve doktora öğrencileri
tarafından yapılmaktadır. Bütün yüksek lisans ve doktora öğrencileri, Ar. Gör
dahil maaşları projelere bağlanmalı ve proje asistanlığı adı altında yeniden
şekillendirilerek güçlendirilmelidir. Üniversitelerde yüksek lisans ve
doktorada başarılı olanları kendi bünyelerinde tutarak ileriye yönelik kadro
oluşturmak için seçim şansı kazanmış olurlar.</p>
<p><b>6. Üniversitelerin Yabancı Dil Sorunu</b></p>

<p>Yabancı
dil sorunu çok ciddi olarak Üniversitelerin akademik yaşamın devamını tehdit
etmektedir. Bir çok yüksek lisans ve Doktora öğrencisi dil barajına takıldığı
için akademik aşama yapmamaktadır. Bunun sonucu olarak Yüksek lisans ve Doktora
öğrencilerinin sayısında ciddi bir erozyon yaşanmaktadır. Ayrıca lisans
öğrencileri dil bilemedikleri için yabancı kaynaklardan yaralanamamakta ve
çağın gereği olan bilgi toplumunda bilgiye ulaşmamaktadırlar. Bugün artık
günlük hayatta herkesin başvurduğu ve lüks olmaktan çıkıp bir zorunluluk haline
gelen internet kullanımı mutlak surette İngilizce bilmeyi gerektirmektedir. Söz
konusu dili bilmeyen öğrenciler hızla değişen üniversite eğitimini takip
edememektedirler. Çağı yakalama iddiasında olan her toplumun üniversite mezunu
artık dil bilmek zorundadır. Yerleşik üniversitelerin büyük çoğunluğu
üniversitenin ilk yılında bir yıl zorunlu ön hazırlık öğretimi
yaptırmaktadırlar ki bu bir çok yönden önemlidir. Bunları; 1. Kişi ilk yılda
üniversiteyi tanımakta, adaptasyon sorunu kalkmaktadır. 2. Dil öğrenimi bu
aşamada biraz daha kolay olmaktadır. 3. Dil bilgisi olan öğrencinin yıl içi
ödevlerinin ve seminerlerinin hazırlanmasında daha başarılı olmaktadır. 4.
Artık üniversite mezunu bir kişinin dil bilmeden ileride kendini geliştirmesi
mümkün olmayacağı mutlaka bilinmelidir. Üniversiteler orta öğretimde dil sorunu
çözümlenene dek kendileri için hayatî önem taşıyan dil sorununun ön hazırlıkla
tamamlamak zorundadırlar. Bundan başka öğrenim süresince kişinin kütüphane
alışkanlığı kazandırılarak yabancı yayınlardan yaralanması ödev, ve tez
hazırlıkları için kaynak araştırmaya yönlendirilerek dil sorunu zaman
içerisinde çözümlenmelidir. </p>

<p>Dil
sorunu yalnızca lisans öğrencilerinin sorunu değil, aynı zamanda öğretim
üyelerinin de ciddi bir sorunudur. Dil konusunda hiçbir sorunu olmaması gereken
üniversiteli akademisyenler ciddi anlamda yabancı dil bilgisinden yoksun
görülmektedirler. Özellikle uluslar arası kongrelerde ve yapılan bilimsel
makalelerde akademisyenlerin çok zor durumda oldukları görülmektedir. Bir çok
öğretim üyesi, özellikle de akademik aşama yapmak üzere olanlar, dil problemi
ile boğuşturulmaktadır. Bir çok yönden incelenmesi gereken dil sorunu bir
çok&nbsp; kişi&nbsp;
için bilimsel düşünme bir yana artık bir kişilik ve psikolojik sorun
olarak ön plana çıkmaktadır. Akranları akademik aşama yaparken kendisinin bir
tek dil sorunu ile baş başa kalmış olması kişiyi ciddî anlamda bocalatmaktadır.
Bazı öğretim üyelerinin kendi olanaklarını kullanarak 6 aylığına yurt dışına
dil kurslarına gittiklerini, biliyoruz. Orta öğretimde dil öğretilmemiş,
Üniversitede hiç ilgilenilmemiş, fakat&nbsp;
kişi başarılı olduğu için araştırma görevlisi olarak girdikten sonra
yabancı dilin gerekliliği&nbsp; gerçeği
özelliklede İngilizce ile karşılaşmaktadır. Bilgi toplumunda bilimsel anlamda
gelişmeleri izlemek ve onları keşfetmek bir tarafa, artık internetin
yaygınlaştığı günümüzde İngilizce’nin zorunluluğu bir gerçek ancak 30 yaşından
sonrada dil öğrenmek biraz daha zor olsa gerektir. </p>

<p>Bugüne kadar yabancı dil
eğitimi konusunda uygulanan yöntemler pek başarılı olmamıştır. Dil öğretiminde
başarının artırılması, acil araştırılması gereken konuların başında
gelmektedir.</p>
<p><b>7. Bilgiye Erişim Sorunu</b></p>

<p>Üniversitelerin temel tüketim gıdası
olan kütüphane hizmetleri&nbsp; gelişmiş
ülkelerin çok gerisinde bulunmaktadır. Bazı üniversite kütüphanelerine son on
yılda kaynak yetersizliği nedeniyle hiç bir kitabın alınmadığı söylenmektedir.
Bilgi çağının gereği olan internet kullanımı halen gazetelerin okunduğu
oyunların oynandığı bir ortam olmaktan öteye geçememiştir. Süreli yayınlar ve
bir takım kitaplar bugün on-line üzerinde olup, yüksek paralarla abone
olunmaktadır. Ne yazık ki bazı yöneticiler, paraların buralara harcanması
yerine bir bina daha yaparım ve iş yapmış adam olarak anılırım anlayışıyla
kütüphanelere aktarılan parayı kayıp para olarak görmektedir. Kişilerin
bireysel olarak kitap ve kaynak temini artık aylık bütçenin üzerinde olması
nedeniyle mutlaka kamu kaynaklarından karşılanmalıdır. Araştırıcıların zaman
kazanması ve bilimsel kaynağını elinin altında bulundurmalıdır. Kısacası
üniversite demek bina demek değildir, bu iyi anlaşılmalıdır.</p>
<h1>8. İletişim ve Haberleşme Sorunu</h1>

<p>Bugün
üniversitelerin ve öğretim üyelerinin en önemli sorunlarından birisi de çeşitli
kurum ve kişilerle iletişim kurmadaki zorluklardır. İletişimin yön verdiği
çağımızda üniversiteler iletişim araçlarından yoksundur. Fakültelerin ve
Bölümlerin maddi sıkıntıları nedeniyle telefon, mektup ve yazışmalar bugün
tamamen öğretim üyelerinin kendi olanakları ile sağlanmaktadır (maaşlarının
yaklaşık 1/10 kadarı bu şekilde harcanmaktadır). Yurtdışı yayın yapan öğretim
üyelerinin makaleleri zaman zaman değişik ülkelerdeki meslektaşları tarafından
refere edilmek üzere talep edilmektedir. Makalenin yeniden çoğaltılması,
postalanması yine kurumun maddi yetersizliği nedeniyle sağlanamamaktadır. Bu
tür maddi yetersizlikler hem öğretim üyesinin hem de dolayısıyla ülkesinin
bilimsel başarısını kısıtlamakta, ilgisizlik ve güvensizliği doğurmaktadır. Bir
ülkenin ve üniversitenin dışarıdaki ölçüsü olacak posta masrafı belki yeni
ilişkiler ve olanakların doğmasını sağlayacaklardır. Gelişmiş ülkelerde ilgili
bürolar yayınları çoğaltır ve istenilen adrese postalar. Yurt içi telefon
konuşmaları ücretsiz sağlanmaktadır. Bu konuda harcama yapmayan öğretim
üyesinin bilimsel faaliyetlerini rahat yapması ve geliştirmesi beklenemez.
Araştırma yapmak, yayın yapmak, bilimsel bir buluşa imza atmak adeta
araştırıcının bir hobisi gibi görülmektedir.</p>

<p></p>

<p><b>9. Üniversitelerin Yayın ve Kalitesi Sorunu</b></p>

<p>Son
yıllarda üniversitelerin yayın sayısının arttığı bir gerçektir fakat bu artış
tamamen ülkenin bilim politikası ve alt yapı iyileştirilmesinin bir sonucu
olarak değil, daha çok akademik aşamada istenilen zorunluluk, TÜBİTAK teşviki
(az da olsa maddi destek) ve yurtdışında doktora eğitimi yapıp yeni dönen genç
araştırıcıların geçmişten getirdikleri birikim sonucudur. Türkiye’nin bilimsel
aktivitesini yükselten bu artış istekli ve sürekliliği olan bir durum arz
etmiyor gibi geliyor bana. İsmini hatırlayamadığım bir TÜBİTAK araştırma
verisine göre, profesörlük mertebesine geçen bir çok hocanın çoğunlukla yayın
faaliyetinde bulunmadığı ve bulunduysa da hatır gönül vesilesiyle arka planda
isminin yazılmasından öteye geçemediğini göstermektedir. Tabii öğretim üyeliği
geçim kapısı olmaktan çıkarılıp bir yaşam biçimine dönüştürülmediği için bir
çok kişi ‘sleep on your problem’ yerine loto, toto ve borsa hesabı yapmakla
meşgul. Kimi de bu kadar paraya bu kadar iş çok deyip protestosunu çekerken
kimi de üniversite dışında görünmez tarafından ek iş yaparak geçimini
sağlamaktadır. Gelişmiş ülkelerde yayın yapmak öğretim üyesinin yıllık
faaliyeti olarak düzenli şekilde izlenir ve öğretim üyesinin siciline başarı
olarak işlenir. Birimin araştırma stratejisinin başarısı ve sonucu olarak yeni
bulgular yayın yolu ile veya sempozyum ve kongrelerde anlatılarak duyurulur ve
paylaşılır. Tabii, araştırıcının toplantıya katılması teşvik edilir ve
desteklenir. Ülkemizde halen bir çok üniversite makamını işgal eden kişilerin
ciddi bir yayını olmadığı gibi hiç bir kongre ve sempozyuma da katılmadığı
söyleniyor ve biliniyor. Bu da bir başka sorun.</p>

<p>Üniversitelerin
kalite sorunu bir bütün içerisinde lisans ve yüksek lisansa mezuniyeti ve
mezunlarının dışarıda aranılan elaman olması yanında araştırmalarının yurt
içinde ve dışında değişik kesimlerce izleniyor olmalarına bağlı olup yazının
bütünü içerisinde değişik bölümlerde işlenmektedir. </p>

<p>Üniversitelerdeki
kalite sorunu üniversitenin akademik atama çıtası ile eşdeğer görülmektedir.
Son yılarda YÖK’ün dayatması ile üniversitelerde yavaş yavaş ilkeler oluşmaya
başlandı. Yakın geçmişe kadar birkaç üniversite dışında atamalar genellikle
yönetimler tarafından birazda içeriye dönük mesajlarla çözülmeye çalışılmakta
idi. Akademik çıtanın yükseltilmesi ile bir nebze bilgi yükü olan biraz
yorulmuş kişilerin atanması sağlanamaya çalışılıyor, eğer kişi güçlü bir
hocanın arkasına sığınarak yayın yapmadıysa.</p>

<p>Yüksek
lisans ve Doktora tezlerindeki kalite unsuru yine akademisyenin kalitesine göre
düştüğü görülmektedir. Son yıllardaki bazı Yüksek Lisans tezleri rapor bile
olmayacak düzeydedir. Doktoraların bir kısmı yine gerilerde kalmış ve
başkalarının tekrardan öteye geçemeyen ve bilgi toplumuna katkıda bulunmayacak
düzeydedirler.&nbsp; </p>
<p><b>10. Kongrelere ve Sempozyumlara Katılma ve Bunları
Düzenleme Sorunu</b></p>

<p>Bilginin
karşılıklı olarak paylaşıldığı ortamlar olarak bilinen kongre ve sempozyumlar
gelişmiş toplumların sık sık düzenlediği organizasyonlardandır. İletişim
çağında en etkin işetişimin bire-bir görüşme olarak kabul edildiği günümüzde
araştırıcıların meslektaşları ile sorunları tartışma, bilgilenme ve&nbsp; işbirliğinin geliştirildiği toplantılar bir
zorunluluk arz etmektedir. Bu şekilde gerçekleşen toplantılara katılım ve bu
toplantıları düzenleme maalesef ülkemizde minimum düzeyde gerçekleşmektedir.
Yurtiçinde düzenlenen kongre ve kurslara bu konuda üniversitelerin ve bilim
kuruluşlarının ödenekleri bulunmadığı gibi, böyle bir politikaları da
bulunmamaktadır. Yalnızca yurtdışına gideceklerin sınırlı sayıda ve çok sınırlı
miktarda bir yardım yapılmaktadır, çoğu zamanda bu yardım kişiye göre
yapılmaktadır. Söz konusu maddi imkan, gereksinimin çok altında olduğu için
çoğu kişi kendi olanaklarını da kullansa gerçekleştiremeyeceği için
katılamamaktadır. Kongre ve Sempozyumlar katılım maliyeti hiç bir şekilde karşılanmamaktadır.
Açıkçası bu tür toplantılara akademik aşama yapmak için yayına ihtiyaç duyan
genç araştırıcılar daha çok ilgi duymaktadırlar. Onlarda hedefe ulaştıktan
sonra bir daha katılım yapmamaktadırlar. Ülkenin bilimsel tartışma düzeyinin
yükseltilmesi için daha çok bilimsel toplantıya katılım ve düzelemeye mutlaka
gereksinim duyulmaktadır.</p>

<p></p>

<p><b>11. Öğretim Üyelerinin Özlük Hakları&nbsp; Sorunu</b></p>

<p>&nbsp;Üniversite öğretim üyeleri bugün toplumda
aldıkları maaşla değerlendirilir duruma gelmişlerdir. ‘Maaşın kadar konuş’
anlayışı toplumda genel-geçerli hale gelmiştir. Tıp ve diğer bir iki meslek
dışındaki öğretim üyelerinin düşük maşlarının dışında hiç bir ek gelirleri
bulunmamaktadır. Artık bir çok öğretim üyesi yoksulluk sınırında bulunmaktadır.
Düşünme yeteneği yüksek olan bir meslekteki bir kişinin düşündüğü gibi
yaşayamaması bir tarafa, artık günlük ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma düşmesi
çok acıdır. Bir de az çalışıp veya hiç çalışmadan çok harcayan kişilerin
yanında boynu bükük duruma düşmesi ise içler acısı bir durumdur. Niteliksiz bir
işçinin bir profesörden daha fazla maaş aldığı bir ülkede bilim adamının
bilgiye yatırım yapması da beklenmemelidir. Bilginin en yüce değer olduğu, her
zaman her toplum katmanında ağırlığını hissettirmelidir. </p>

<p>Öğretim
üyeleri kendilerini geliştirebilmesi için sürekli bir okuma eğilimi içerisinde
olmalıdır. Holistik (bütünsel bakış açısı) felsefi görüşlerinin gelişmesi için
yalnız kendi özel konusu dışında da değişik kaynaklara sahip olması
gerekmektedir. Yabancı yayınların ne denli pahalı olduğu bilinmektedir. Öğretim
üyelerinin maddi anlamda daha fazla eğitim malzemesi edinebilmesi için maaşına
ek olarak yılda iki defa eğitim yardımı alması bir zorunluluk haline gelmiştir.
Üniversitelerin çalışma ortamları günün koşullarına göre yeniden düzenlenmeli
ve ekipmanlar yenilenmelidir. Öğretim üyelerinin çalışma ortamları son derece
sağlıksız ve çalışma verimliliğini düşürecek düzeydedir. Bilgi toplumunun en
çok tartıştığı bir ortamda hiç bir öğretim üyesine bilgisayar dahil internet ve
diğer yardımcı öğretici araçlar sağlanmamakta, öğretim üyeleri bunları kendi
olanakları ile sağlamaktadır. Kullanılan eğitim teknikleri halen istenilen
düzeyde değil, dersler çok eskilerden çevrisi yapılmış kaynaklarla
yapılmaktadır. Öğretim elemanlarının büyük çoğunluğu son yılların bilimsel
faaliyetlerini yeterince takip edemedikleri için aynı ölçüde öğrencilerine
dünyadaki son gelişmeleri aktaramamaktadırlar.</p>

<p>Son yıllarda
açılan vakıf üniversitelerinin çoğunun fiziki mekanının nerede olduğu bilinmez
iken bilimsel yayın sıralamasında ön planda oldukları görülmektedir. Nerede, ne
zaman ve nasıl yapıldığı malum yada meçhul bilimsel çalışmalar? Devletin kendi
üniversitelerini üvey evlat olarak gördüğü ortamda üniversitelerin yetenekli ve
başarılı elemanları yüksek ücretlerle üniversitelerine transfer ederek bilimsel
anlamda önde olduğu mesajı kamuoyuna yansıtılmaktadır. Bu durum hem ettik hem
de ülkenin bilimsel geleceği ve gelişimi için doğru değildir. Bu güne kadar
ciddi anlamda öğrenci ve bilim adamı yetiştirmesi mümkün olmayan kar amaçlı
veya siyasi amaçlı vakıf üniversiteleri kamu üniversitelerinin altını
oymaktadırlar. Artık üniversite öğretim elemanları daha iyi bir gelecek için
vakıf üniversitelerine geçmeyi bir meziyet olarak görmektedirler. Gidenlere ise
gıpta ile bakılmaktadır.&nbsp; </p>

<p></p>

<p><b>12. Öğretim Elemanlarının Örgütlenme Sorunu</b></p>

<p>Öğretim üyelerinin bilimsel araştırma
ve eğitim öğretim görevleri dışında bir diğer önemli görevi toplumsal sorunlara
yaklaşımı ve toplumun önünü açacak çözüm önerileri sunmasıdır. Sivil toplum
örgütü görevi üstlenen öğretim üyeleri dernek ve sendikaları halen istenilen
düzeyde üye sayısı bulamadıkları için çeşitli konulardaki talepleri yetkililer
tarafından dikkate alınmamaktadır. Öğretim üyeleri dernek ve sendikalarının
etkin olmayışı, yayın organlarının olmayışı, geniş anlamda öğretim üyelerinin
kendi görüşlerini ifade edecek alan bulamamalarına neden olmaktadır. Böylece de
üniversiteler kendi iç dinamiklerini tartışmamakta ve bilimsel alandaki
üretimden gelen güçlerini yansıtmamaktadırlar. Çeşitli konularda görüşlerini
belirli platformlarda tartışamayan bilim insanları toplumsal sorunlardan da
uzaklaşmaktadırlar. Bilim adamları, dernek ve sendikaya 12 Eylül sonrasındakine
benzer baskıya maruz kalacağını düşünerek üye olmamakta ve kendilerine resmi
makamlar tarafından biçilen görevin dışında toplumsal ve evrensel bilgilendirme
görevini yerine getirmeyerek ve toplumdan uzak kendi kabuğuna çekilmiş
hareketsizler ordusunu oluşturmaktadırlar. Bilim adamları tarihsel misyon
içinde toplumun bilgilendirilmesi ve aydınlanmasından aldıkları güç nedeniyle
halk kitlelerinin yakın geçmişe kadar en çok değer verdikleri kişilerdi.
Dünyada halen öğretim üyelerine ve öğretmene saygı bilgiye saygı olarak ifade
edilir. Türkiye’de ise son 40 yılın toplumsal olayların sorumluluğu çoğunlukla
üniversitelere yüklendiği için öğretim üyelerinin evrensel düşünce anlayışına
uygun olarak kendilerini, olayları ve olguları ifade etmeleri engellenmiştir.
Örgütsüz ve maddi gücü zayıflatılmış olan öğretim elemanı maddi gücü oranında
toplumda değer görmektedir.</p>
<h1>13. Öğrencilerin Örgütlenme Sorunu </h1>

<p>Genelde
liderlerin, düşünürlerin ve iddiası olan kişilerin düşüncelerinin şekillendiği
dönemler gençlik dönemleridir. Üniversitelerin bugün gençliğin fikirlerini
sergilediği ortam olmadığı gibi, kendilerini ifade edecek ve gerektiğinde
sorunlarını iletecekleri veya kendilerinin sorunlarını kendileri adına üst
makamlara iletecek bir örgülülükleri de olmamıştır. Türkiye gibi jeopolitik
önemi yüksek olan bir ülkede son 40 yıldaki toplumsal sorunların sorumlusu
olarak üniversite öğrencileri gösterilmiş ve bu politikaların sorumlusu olarak
üniversiteler her tür örgütlenmeye ve düşünce sergilemeye kapalı tutulmuştur.
Öğrenciler ülkenin değişik sorunlarını tartışamamakta ve kendilerini ve
düşüncelerini kamuoyuna yansıtamamaktadırlar. Öğrencilerin yayın organlarının
olmaması öğrencileri tamamıyla başka yollardan hak aramaya yönlendirmiştir.
Öğrencilerin üniversitelerde kendilerini ve sorunlarını tartışması ve
yetkililere normal yollardan ulaşamaması hepimizin bildiği sokaklarda
polis-öğrenci kovalamacasına neden olmaktadır. Geleceğin en dinamik unsurları
olan gençlerin önündeki her türlü örgütlenme sorunu kaldırılmalı ve gençler en
azından üniversite içinde her türlü düşünceyi savunabilme özgürlüğüne
kavuşturulmalıdır. 12 Eylülün belki de en olumsuz etkisi kendisini bundan sonra
gösterecektir. Görüş belirtemeyen, fikir tartışmasını sakıncalı bulan, internet
cafeler de chat yapan, yalnız maç izleyen, ders çalışan, anne ve babanın günlük
telkinlerine göre hareket eden bir gençlik oluşmaktadır, ki bu gençler otuz
beşinde annesinin dizi dibinde ayrılamamaktadırlar. Gelişmiş ülkelerde her
düşünceden ve renkten akımlar ve sosyal faaliyetler üniversitelerde gelişir ve
bu faaliyetler üniversite öğrencisini üniversiteli yapar. Aksi taktirde ülkenin
gelecekteki yöneticileri ve büyükleri bilgi çağının gereğini yerine getirecek,
girişken, fikir ve bilgi sahibi olmaktan yoksun olacaklardır. </p>

<p></p>

<h3>Vargı</h3>

<p>Bugün gelinen noktada toplumun önü tıkanmış ve bu tıkanıklık kendisini
üniversitelerde de hissettirmektedir. Toplumun önünün açılması kendi
sorunlarına ve toplumun sorunlarına sahip çıkan bir üniversite anlayışı ile
olacaktır. Kanım o dur ki, üniversite mensuplarının büyük çoğunluğu (öğretim
üyesi, öğrenci ve çalışanları) üniversite bilinci ve üniversite yaşam biçimi
hakkında pek de geniş bilgi sahibi değildirler. Üniversitelilik bilinci
oluşmadığı için stratejileri ve vizyonları da kısır olmaktadır. Hal böyle
olunca yukarıda sıralanan ciddi sorunlar oluşmakta ve o noktadan itibaren de
üniversiteler bilim üreten ve öğreten kurumlar olmaktan çıkar duruma
gelmektedirler. Sonuç olarak, bütün bunlara ilave edilecekler pratik yaşamsal
sorunlar ve çözüm önerileri elbette vardır. Fakat bunların çözümlenmesi bir
kısmı gerçekten maddi kaynak gerektiriyor, önemli bir kısmı ise mevcut
imkanlarla iyi bir organizasyon ve açıklık politikası ile yani beyin fırtınası
ile çözülecek niteliktedirler. Her şeyden önce üniversitelerin kendi duruş
noktalarını belirlemeli ve kendi misyonunu yerine getirmesi için kendilerini
yeniden şekillendirmesi gerekmektedir. </p>

<p>Ayrı bir tartışma konusu olmasına rağmen, bugün üniversiteler sorumlu
ve tarihe karşı hesap vermesi gereken ilkler arasında olmaktadırlar. Çünkü
toplumun en dinamik gençliği üniversitelerin tornasından geçmektedir. Ayrıca
Üniversiteler salt bilimsel ve teknik gelişme merkezleri olmanın ötesinde birer
felsefi tartışma ortamı olarak çevrelerini bilinçlendirme ve bu yönüyle
bulunduğu bölgenin bilinç ve kültür düzeyini yükseltme sorumluluğu altındadır.
Bugün toplumun her kesim ve meslek kurumlarında yolsuzluk diz boyu, toplum
mutsuz ve psikolojisi yıpratılmıştır. Kimse, kimseye güven duymamaktadır.
Kimsenin suçlu doğmadığı hatırlandığında üniversitelerin durumdan kendilerine
görev çıkararak sorunlara eğilmeleri ve topluma yardımcı olmaları gerekir.</p>

<p>Üniversitelerin
vazgeçilmez gıda kaynaklarından biri olan beyin fırtınası anlayışının
yaygınlaştırılması ile üniversiteler gerçek bilim üretebilir ve öğretebilir
merkezler haline gelebilirler. Bu şartlarda bir çok kişi beyin fırtınasına
tahammül edemeye bilir fakat olmazsa olmaz deyip herkes üniversitede
düşündüğünü ileri sürmeli ve bu düşüncelerden yaşamın felsefesine uygun,
hayatta destek görenler işlerlik kazanmalıdır. Her beyinde bir fırtına vardır.</p>

<p>İyi bir
tornada iyi bir usta şaheser yaratabilir fakat kötü bir usta niteliksiz mal
üretir. Bu bakımdan üniversiteler iyi bir torna ve hocalar ise birer iyi usta
olmak zorundadır. Bugün torna bakımsız, ustalar ilgisizlikten ve yetersiz
kaynaklarla boğuşmaktan yorgun ve bitkinse, tabii üretilen ürünün kalitesi o
ölçüde düşük ve piyasada hakkettiği değeri görememektedir.</p><br></p><br>
							
							&nbsp;
							<hr><span class="post-meta-comments"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=https://ibrahimortas.com.tr/blog-detay.asp?id=1252"><i class="fab fa-facebook-f"></i>Paylaş</a></span>
							<br><span class="post-meta-comments"><a href="https://twitter.com/share" target="_blank" data-url="https://ibrahimortas.com.tr/blog-detay.asp?id=1252"  data-lang="tr" ><i class="fab fa-twitter"></i>Paylaş</a></a>

							</div>  
							<div class="col-lg-3">
							<div class="widget  widget-tags">
                            <div class="tags">
							 <a href="blog.asp?tur=72">Üniversite</a>
							
                            </div>
							</div>                              
							</div>
						</div>

                </div>   
            </div>
        </section>

   
<div class="footer-content">
      <div class="container">
        <div class="row">
          
		  
		  <div class="col-md-8"> 
            <!-- Footer widget area 2 -->
            <div class="widget">  


						<form  method="post"> <h1>İletişim</h1>
                            <div class="row">
                                <div class="form-group col-sm-3">
                                    <label for="name">Adınız Soyadınız</label>
									<input  aria-required="true" required class="form-control required" placeholder="Adınız Soyadınız" type="text" id="adsoyad" name="adsoyad" tabindex="1" maxlength="150">
                                     <label for="email">E - Posta</label>
                                    <input  aria-required="true" required placeholder="E - Postanız" class="form-control required" type="email" id="eposta" name="eposta" tabindex="3" maxlength="100"> 
									 <label for="email">Telefonunuz</label>
                                    <input  aria-required="true" required placeholder="Telefonunuz" class="form-control required" type="text" id="ceptel" name="ceptel" tabindex="2" maxlength="15"> 
									
                                </div>
                                <div class="form-group col-sm-9">
                                    <div class="form-group">
                                    <label for="message">Mesajınız</label>
                                    <textarea aria-required="true" required name="icerik" rows="5" class="form-control required" placeholder="İçeriği yazınız"></textarea>
                                </div>
								<img src="guvenlik.asp" alt="Güvenlik Kodu Resmi Yüklenemedi" id="guvenlik" />&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="javascript:guvenlikyenile();"><font color="#FF6600">Kodu Değiştir</font></a>
                                    <input required placeholder="Güvenlik Kodu" type="text" id="gk" name="gk" tabindex="3" maxlength="4" class="form-control input-lg">
                                </div>
                            </div>
							

                         
								
                            <button class="btn btn-primary" type="submit" ><i class="fa fa-paper-plane"></i>&nbsp;Gönder</button>
                        </form>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>		 
	
        <!-- Footer -->


<footer id="footer">
            <div class="footer-content">
                <div class="container">
                    <div class="row" style="background-image: url('images/world-map-dark.png'); background-position: 50% 20px; background-repeat: repeat-x">
                        <div class="col-md-4">
						<iframe src="https://www.google.com/maps/embed?pb=!1m18!1m12!1m3!1d1592.0016611110736!2d35.35919519658733!3d37.057404008126014!2m3!1f0!2f0!3f0!3m2!1i1024!2i768!4f13.1!3m3!1m2!1s0x15288dc56e005e67%3A0xd4a5074295a90c96!2sZiraat%20Fak%C3%BCltesi!5e0!3m2!1str!2str!4v1752756698806!5m2!1str!2str" width="100" height="200" style="border:0;" allowfullscreen="" loading="lazy" referrerpolicy="no-referrer-when-downgrade"></iframe>
						</div>
						<div class="col-md-4">
							<div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="icon-phone"></i></a>
                                </div>
                                <h3>İletişim</h3>
                                <p><strong>Tel:&nbsp;</strong><a href="tel:+90 5337692415 ">+90 5337692415 </a>
								<br><strong>Faks:&nbsp;</strong><a href="tel:"></a>
                                    <br><strong>E-Posta:&nbsp;</strong><a href="mailto:info@ibrahimortas.com.tr">info@ibrahimortas.com.tr</a> 
                                    <hr>
                                </p>
                            </div>
							<div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="icon-clock"></i></a>
                                </div>
                                <h3>Çalışma Gün / Saatleri</h3>
                                <p><strong>Hafta İçi</strong>
                                    <br>08:00 - 19:00</p>
                                <p><strong>Cumartesi</strong>
                                    <br>09:00 - 17:00</p>
                            </div>
                        </div>
						<div class="col-md-4">
                                    <div class="widget">
                                        <div class="widget-title">Yönergeler</div>
                                        <ul class="list">

                                            <li><a href="sayfa-ayrinti.asp?dil=0&id=259">Gizlilik Politikası</a></li>

                                            <li><a href="sayfa-ayrinti.asp?dil=0&id=262">Çerez politikası</a></li>
 
                                        </ul>
                                    </div>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
            <div class="copyright-content">
                <div class="container">
                    <div class="row">
                        <div class="col-lg-6">
                            <!-- Social icons -->
                            <div class="social-icons social-icons-colored float-left">
                                <ul>
			<li class="social-instagram"><a target="_blank" href="https://www.instagram.com/iortas2018/"><i class="fab fa-instagram"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://maps.app.goo.gl/m2qyE98GZKLQt4po6"><i class="fa fa-map-marker"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://wa.me/905337692415"><i class="fab fa-whatsapp"></i></a></li>
		
								</ul>
                            </div>
                            <!-- end: Social icons -->
                        </div>
                        <div class="col-lg-6">
                            <div class="copyright-text text-center">&copy; 2025 ibrahimortas.com.tr</div>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
        </footer>
	        
        <!-- end: Footer -->
		
    </div>
    <!-- end: Body Inner -->
    <!-- Scroll top -->
    <a id="scrollTop"><i class="icon-chevron-up"></i><i class="icon-chevron-up"></i></a>
    <!--Plugins-->
    <script src="js/jquery.js"></script>
    <script src="js/plugins.js"></script>
    <!--Template functions-->
    <script src="js/functions.js"></script>

</body>

</html>