

<!DOCTYPE html>


<html xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml" lang="tr" xml:lang="tr">



 <head> 

<meta http-equiv="Content-Language" content="tr">
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=windows-1254">
 
 

    <meta name="viewport" content="width=device-width, initial-scale=1" />





<meta name="rating" content="All" />
<meta name="robots" content="index, follow" />
<META NAME="AUTHOR" CONTENT="Erkan TİYEKLİ">

<meta name="Dmoz" content="" />
<meta name="Yahoo" content="" />
<meta name="Altavista" content=""/>
<meta name="Scooter" content="" />
<meta name="robots" content="" />

<META HTTP-EQUIV="Copyright" CONTENT="Copyright Â© ">
<META NAME="description" CONTENT="">
<META NAME="keywords" CONTENT="">






<link rel="apple-touch-icon" sizes="180x180" href="/apple-touch-icon.png">
<link rel="icon" type="image/png" sizes="32x32" href="/favicon-32x32.png">
<link rel="icon" type="image/png" sizes="16x16" href="/favicon-16x16.png">
<link rel="manifest" href="/site.webmanifest">


    <!-- Document title -->


    <title>Bilgi Çağında Türkiye Üniversitelerinin Sorunları –4</title>

    <!-- Stylesheets & Fonts -->
    <link href="css/plugins.css" rel="stylesheet">
    <link href="css/style.css" rel="stylesheet">

</head>

<body>
    <!-- Body Inner -->
    <div class="body-inner">

        <!-- Topbar -->
	

		 <div id="topbar" class="d-none d-xl-block d-lg-block">
            <div class="container">
                <div class="row">
                    <div class="col-md-6">
                        <ul class="top-menu">
                            <li><a href="tel:+90 5337692415 "><i class="icon-phone-call"> </i> +90 5337692415 </a></li>
							<li><a href="mailto:info@ibrahimortas.com.tr"><i class="icon-mail"> </i> info@ibrahimortas.com.tr</a></li>
                        </ul>
                    </div>
                    <div class="col-md-6 d-none d-sm-block">
                        <div class="social-icons social-icons-colored-hover">
                            <ul>
			<li class="social-instagram"><a target="_blank" href="https://www.instagram.com/iortas2018/"><i class="fab fa-instagram"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://maps.app.goo.gl/m2qyE98GZKLQt4po6"><i class="fa fa-map-marker"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://wa.me/905337692415"><i class="fab fa-whatsapp"></i></a></li>
			
                            </ul>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
        </div>
		
		
        <!-- end: Topbar -->	
	
        <!-- Header -->
        <header id="header">
            <div class="header-inner">
                <div class="container"

                    <!--Logo-->
     

                    <!--Logo-->
                    <div id="logo">
                        <a href="default.asp?dil=0">
                            <span class="logo-default"><font size="4" class="logoslogan">Prof. Dr. İbrahim Ortaş</font><img src="images/logo.png" height="30"></span>
                            <span class="logo-dark">Prof. Dr. İbrahim Ortaş</span>
                        </a>
                    </div>
                    <!--End: Logo-->




<script async src="https://cse.google.com/cse.js?cx=c5ac765fc9c9740e8"></script>


							<div id="modalShop" class="modal no-padding" data-delay="2000" style="max-width: 700px;">
                                <div class="row">
                                    
                                    <div class="col-md-12">
                                        <div class="p-40 p-xs-20">
											<div class="gcse-search"></div>
                                        </div>
                                    </div>
                                </div>
                            </div>					
                    <!-- end: search -->
                    <!--Header Extras-->
                    <div class="header-extras">
                        <ul>
                            <li>
                                <a href="#modalShop" data-lightbox="inline" > <i class="icon-search"></i></a>
                            </li>
                            <li>
                                <div class="p-dropdown">
                                    <a href="#">
									<image src="images/Turkey.png" width="20">
                                    <ul class="p-dropdown-content">
                                        <li><a href="blog-detay.asp?dil=0&id=1254"><image src="images/Turkey.png" width="20"></a></li>
                                        <li><a href="blog-detay.asp?dil=2&id=1254"><image src="images/United-Kingdom.png" width="20"></a></li>
										<li><a href="blog-detay.asp?dil=3&id=1254"><image src="images/germany.png" width="20"></a></li>
                                    </ul>
                                </div>
                            </li>
                        </ul>
                    </div>
                    <!--end: Header Extras-->
                    <!--Navigation Resposnive Trigger-->
                    <div id="mainMenu-trigger">
                        <a class="lines-button x"><span class="lines"></span></a>
                    </div>
                    <!--end: Navigation Resposnive Trigger-->
                    <!--Navigation-->
					<div id="mainMenu">
                        <div class="container">
                            <nav>
                                <ul>
									<li class="dropdown-submenu"><a href="sayfa-ayrinti.asp?ID=267&dil=0">Özgeçmişim</a></li>
                                    <li class="dropdown-submenu"><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?dil=0">Bilimsel Çalışmalar</a>
                                        
                                         <ul class="dropdown-menu">
                                          <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Bilimsel_Makale=1&dil=0">Bilimsel Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?SCI_Makale=1&dil=0">SCI Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Indeksli_Makale=1&dil=0">İndeksli Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Kongreler=1&dil=0">Kongreler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Konferanslar=1&dil=0">Konferanslar</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Soylesiler=1&dil=0">Söyleşiler</a></li>
									      <hr>
										 
									     </ul>   								
									</li>
									<li><a href="kitaplar-ayrinti.asp?dil=0">Kitaplarım</a></li>
									<li><a href="Projeler-ayrinti.asp?dil=0">Projeler</a></li>
									<li><a href="videolar.asp?dil=0">Videolar</a></li>
									
									<li><a href="iletisim.asp?dil=0">İletişim</a></li>
									<li><a href="blog.asp?dil=0">Günlük Yazılar</a></li>
								</ul>
                            </nav>
                        </div>
                    </div>
									
						
                    <!--end: Navigation-->
                </div>
            </div>
        </header>
        <!-- end: Header -->			
        <!-- end: Header -->




     <section class="parallax text-light" style="border-bottom: 4px solid #f9b338;" data-bg-parallax="images/slider/banner6.jpg">

     </section>
        <!-- end: SECTION FULLSCREEN -->
		<section class="background-grey">
            <div class="container">
                <div class="row  m-b-50">
                    <div class="col-lg-12">

                        <div class="heading-text heading-section">
						<h2>Bilgi Çağında Türkiye Üniversitelerinin Sorunları –4</h2>
                        </div>
                    </div>

                        <div class="row">
                            <div class="col-lg-9">
							<img src="blog/resimyok.png" height="200"><br>
							<p><p><b>Bilgi Çağında Türkiye Üniversitelerinin Sorunları –4</b></p>
<h1>Prof. Dr. İbrahim
ORTAŞ</h1>

<p><i>Çukurova Üniversitesi,&nbsp;
asportas<a href="mailto:zcebeci@cukurova.edu.tr">@cukurova.edu.tr</a></i></p>

<p></p>

<p>Haziran 2003 sayısında işlenen Bilgi Çağında Türkiye Üniversitelerinin
Sorunları-3 altında işlenen konuların devamı niteliğindeki bölümde
üniversitelerdeki değişik sorunu işlenmiştir. Yazının bu bölümünde daha daha
çok nitelikli öğrenci ve öğretim üyesi sağlama yolları işlenmiştir.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><b>14. Nitelikli Öğrenci Bulma Sorunu</b></p>

<p>Son 20
yılda sürekli sistem değiştirmekle meşgul olan ÖSYM halen doğru&nbsp; tercihini yapabilmiş ve eğilimi gelişmiş
öğrencisini belirlemede yeterince başarılı olamamıştır. Kendi öğrencisini
kendisi seçemeyen üniversiteler, gösterdikleri performansa ve ÖSYM sınav
sonucuna göre öğrenciler tarafından tercih önceliği görmektedirler. Çoğunlukla
yabancı dil bilgisi veren ve alt yapı sorunu olmayan üniversiteler bugün gözde
kurumlar olarak en yüksek puanı alan öğrenciler tarafından tercih
edilmektedirler. Söz konusu üniversiteler eğitimlerinin ciddi olması ve
mezunlarına piyasada rahatlıkla iş bulmaları nedeniyle bir sonraki dönemdeki
öğrenciler tarafından da gelecek güvencesi vaat ediyor diye tercih
edilmektedirler. Diğer bir gurup üniversitelerde öğrenciler geldikleri gibi
dört yıl boyunca aldıkların dersin hocasının tutumuna göre ders çalışmakta ve
derslerini tamamladıktan sonra performansının gösterebildiği ölçüde yer
edinmeye çalışmaktadır. Yerleşik üniversiteler lisans öğrenci sayısının düşürüp
daha yüksek puanlı öğrenci almayı tartışırken, çoğunlukla taşra
üniversitelerinde ek ders ücreti ve ikili öğretimin getireceği ek gelirden
dolayı&nbsp; ikili öğretime geçerek çok sayıda
düşük puanla öğrenciyi bünyelerine toplamaya başlamışlardır. Ayrıca YÖK daha
çok öğrenciyi üniversiteye yerleştirmek için bölümlerin kontenjanları üzerinde
öğrenci alarak üniversite eğitiminde kalitenin düşmesine neden oluşturmaktadır.
Üniversite kapılarında bekleyen 1.5 milyon gencin geleceği için vakıf üniversiteleri
veya Kıbrıs’taki özel üniversiteler kısa vadede çözüm olmakta fakat uzun vadede
asla çözüm olamamaktadır. </p>

<p>Bir
tarafta milyonların üniversite kapısında dayandığı bir oramda, 25-30 yaş
arasındaki yüz binlerce üniversite mezunu gencin iş bulmaması diğer taraftan
çeşitli kamu ve özel kuruluşları teknik eleman sıkıntısı çekmektedir. Buna akıl
erdirmek mümkün değildir.</p>

<p>Bugün
yüksek öğrenim gençliği ciddi anlamda verimsizleştirilmiş durumdadır.
Üniversite eğitiminde ezbercilik ve test usulü sınav sistemi sonucu, bilimsel
rapor dahi yazamayan, ifade yeteneği gelişmeyen kişiler oluşmaktadır. Büyük
çoğunlukla öğrencilerin belirli bir felsefesi ve dünya görüşünün olmadığı
belirmektedir. Bilgi çağında bir çok mezun dahi bilgiye nasıl ulaşılacağı
konusundan yoksun durumdadır. Kütüphaneye uğramadan mezun olan on binler yarın
toplumun önünü tıkayacaklardır. Ne yazık ki bunda bireysel olarak öğretim
üyelerinin payı da bulunmaktadır. Yapılan anket çalışmaları öğretim üyelerinin
büyük çoğunun öğrenci merkezli oldukları ve çağdaş öğretim tekniklerini ve
değerlendirme tekniklerini bilmedikleri belirlenmiştir. Böyle gelen
öğrencilerin bilinçsiz ve amaçsız gidişatın önünü kesmek ve öğrencileri belirli
amaçlar etrafında yönlendirmek ve gelişmelerine yardımcı olacak sistemlerden
geçirmek ve tartışma ortamlarını yaratarak öğrencileri yaşamın parçası haline
getirerek ileriye yönelik üretimin içerisine sokulması gerekmektedir. Açıkçası
mevcut sistemde YÖK tarafından belirlenen alana yönelik müfredatının dışında
kişinin gelişimini sağlayacak tarih bilinci felsefe ve diğer konulara yönelik
hiç bir ders veya model bulunmamaktadır. Felsefesi gelişen ve mezun olan
üniversiteliler üretimi gerçekleştirecek anlayışı ve beceriyi göstermektedir.</p>

<p>Üniversite
kapısına kadar çok az eğiterek gelen ve 18 yaşındaki gence bir de
üniversitelerin yetersiz sosyal olanakları ve okuma eğiliminin gelişmemesi
sonucunda kişilik ve kimlik bunalımı yaşayan, işe giremeyen, girişimsiz genç
bir kuşak oluşmaktadır. ODTÜ, ITÜ ve Boğaziçi Üniversiteleri öğrencilerini
yönlendirme konusunda ve kişilik gelişimine kısmen katkıda bulunmaktadırlar.</p>

<p>Hayatının
en verimli çağının geçtiği üniversite ortamı halen gerçek anlamda bir eğitim ve
kişilik kazanım ortamı haline gelemedi. Bu durum taşra üniversitelerinde yaygın
olup bazı meslek dallarında daha düşük puanla öğrenci alan fakülte ve
bölümlerde daha da yaygın olmaktadır. Gerçek anlamda sosyal kolların
oluşmadığı, kişilerin hobilerinin olmadığı ortamlarda kişilerin öz güvenleri
zayıflamakta ve kendi değer yargılarının ötesine geçmemektedirler. Bir çok genç
üniversite ortamında eğilimleri gelişmemekte bazı durumlarda aileden aldığı
değer yargıları ile yol almaktadır. Bugün Üniversitelerin Mediko sosyal
üniteleri gerçek anlamda güçlendirilmeli ve her türlü düşüncenin sergilendiği
ve öğrencilerin kendilerini ifade edebilecekleri ortamların sağlanmasına yardımcı
olacak ölçüde donatılmalıdır. </p>

<p>Üniversitelerin
bu konudaki bir diğer sorunu sık sık yapılan öğrenci aflarıdır. Bugüne kadar
yapılan bütün araştırmalar aflar yaralı değil tam tersine eğitimin kalitesini
düşürdüğü belirlenmiştir. Bu konuda siyasilerin dar çıkar ilişkisine dayalı
öğrenci affı talepleri kaliteyi düşürdüğü gibi öğretim üyelerine
güvenilmediğinde hissettirmektedir. Hiç bir öğretim üyesi öğrencisini bilinçli
olarak sınıfta bırakmamıştır ve bırakmayacaktır da.&nbsp; </p>

<p></p>

<p><b>15. Yüksek lisans, Doktora&nbsp; Eğitimi ve Sorunları:</b></p>

<p>Üniversitelerimizin
dinamik bilim temellerini oluşturan her yönüyle gelişmiş iradeli, çok yönlü
bilimci nitelikteki eleman bulma isteği ne yazık ki sistem sorunu nedeniyle bir
türlü aşılamaktadır. Değişik ülkeler akademik kadrolarının nasıl oluşacağını belirlemişler
ve doğal olarak bütün süreçlerden başarı ile geçenler, kendi başına proje
üretebilen, yayın yapabilen, öğretme yeteneği olan kişiler yüksek lisans,
doktora ve doktora sonrası post-dok süreçlerinden geçen birikimli kişiler
üniversitelere kadrolu elaman olarak alınmaktadır. Bizde akademik kadrolar
başlangıçta tespit edilmektedir. Bir kısmı Dekanlıkların sürekli kadrolarında
başardıkları için başarısız olsalar da bir daha uzaklaştıramamaktadırlar, bir
kısmı da Enstitü kadrolarında kayıtlı Yüksek Lisans öğrencileri arasından
seçilmektedir. Bir kısmı da bir çok kişi hiç tanınmadan, bilinmeden burslu
olarak geleceğin öğretim elemanı olarak yurtdışına gönderilmiş ve bir kısmı da
araştırma görevlisi olarak daimi kadroda öğretim görevlisi olarak görev yapmaktadırlar.
Söz konusu kişiler Doktoralarını bitirir bitirmez doğal olarak Yardımcı doçent
veya doçent kadrolarına atanmak istemektedirler. Tabii duygusal bir toplum
olduğumuz için özlük hakları kaybolmasın diye hemen kadro olanakları
sağlanmaktadır. Fakat bunun yerine gerekirse bir başka kurumda belirli
dönemlerde doktora sonrası çalışmalara katılmış ve bu konuda kendisini
ispatlamış kişilerden yararlanılmalıdır.</p>

<p>Son
yıllarda yüksek lisans öğrencilerin sayısının önemli derecede düştüğü
görülmektedir. Bir kaç nedeni olan bu düşüşün en önemli nedeni ülkemizde Yüksek
lisans ve doktora yapmanın kişiye getirdiği hiç bir avantajın olmamasıdır. İşe
girmede hiç bir önceliği olmayan yüksek lisans öğrenimi 23-24 yaşından sonra
bir daha 2-3 yıl maddi yardım almadan okumanın hiç bir yararı görülmemektedir.
Bu bağlamda yüksek lisans öğrenimi kayıp olarak değerlendirilmektedir. </p>

<p>Bir
diğer sorun da yabancı dil baraj sorunudur. Öğrenci aflar ve yabancı dil
puanının aşağı çekilmesi yüksek lisansa ilginin artmasına yardımcı
olmayacaktır, zira sorun daha çok geleceğe yönelik kaygılardan
kaynaklanmaktadır.&nbsp; </p>

<p>Uzun
vadede yüksek lisans öğrencilerinin istihdam ve burs sorununun çözümlenmesi ve
yüksek lisans ve doktora öğrenimi yapanlara kamuda işe girerken öncelik
tanınması ile üniversitelerde bilim yapacak insan kaynaklarının akışını
sağlayacaktır. Bilindiği gibi bütün dünyada araştırmalar yüksek lisans ve
doktora öğrencileri tarafından yapılmaktadır. Bütün yüksek lisans ve doktora
öğrencileri, Ar. Gör dahil maaşları projelere bağlanmalı ve proje asistanlığı
adı altında yeniden şekillendirilerek güçlendirilmelidir. Üniversitelerde
yüksek lisans ve doktorada başarılı olanları kendi bünyelerinde tutarak ileriye
yönelik kadro oluşturmak için seçim şansı kazanmış olurlar. </p>

<p>&nbsp; Bildiğiniz gibi geçen hafta sonu Lisansüstü Eğitim Sınavı
(LES) yapıldı. Son sınıf öğrencilerimizin gelecek ile ilgili kaygıları
nedeniyle sınav öncesi çok heyecanlı olduklarını gözledim. Öğrencilerin ve
mezunlarımızın en büyük şikayeti üniversitede bir yakınlarının olmaması
nedeniyle Araştırma görevlisi kadrosuna alınmadıkları, büyük bir çoğunluğu ise
çok erken dönemlerde böyle bir isteği olsa bile bunun gerçekleşmeyeceğini
düşündüğü için bu arzusundan vazgeçmektedirler.Üniversitelilik bilincinin ve bilim
heyecanının öğrencilik yıllarından başlamak üzere Ar-Gör ve Doktora döneminde
şekillenip geliştiği için öğrencinin yeteneği ve becerisi doğrultusunda nepotist yaklaşımlara müsaade etmeyecek sistemlerin güvencesini görmesi
gerekir. </p>

<p>&nbsp; Konuya ilişkin bir diğer ciddi sorun ve eleştiri de
Ar-Gör olacak kişilerin mutlaka bağlı bulunduğu Enstitüde kayıtlı olmaları
zorunluluğudur. Örneğin bir kişi eğer Ar-Gör. kadrosu ilanına başvurması için o
Üniversitenin ilgili ana bilim dalının bağlı olduğu Enstitüye öğrenci olarak
kayıtlı olmuş olması gerekiyor, aksi taktirde kişinin Ar-Gör olma şansı hiç
olmayacaktır. Bu da inbreeding’in en büyük nedenlerinin başında gelmektedir.
Aynı zamanda bu eşitlik ilkesinde de aykırı düşmektedir. Umarım bu konuda YÖK
ve üniversiteler konuyu çok boyutlu olarak tartışarak bir çözüm yolu
bulabilirler. <b>Açıkçası yetenekli, çalışkan bilim yapabileceğini düşünen
biri, onun bunun adamı olmadan kendi yeteneklerinin ve çalışmasının karşılığını
alacağına inanması ve görmesi için merkezi bir sınav ile Araştırma görevlileri
alınabilmelidir. </b>Bu şekilde alınacak kişilerin gelecekte üniversitelerin
omurgasını oluşturmaları nedeni ile mutlaka bilimsel araştırıcılarda aranan
bazı kriterlerin mutlaka ölçecek düzeyde bir sınavdan geçirilmesi gerekir. </p>

<p>Üniversite
çeşitliliği sağlamak için başarılı kişiler lisansını hasbel kader bir başka
üniversitede bitirmiş olabilir. Eğer kişi yetenekli ise bir şans daha vererek
yeteneğini istediği gibi değerlendirebilmelidir. Her tür rüşvet, adam kayırma
ve nepotist zihniyetlerin önüne geçmek için yapılacak bir sınav kamuoyu
tarafından büyük destek görecektir. </p>

<p>Şeffaf
bir toplum için, üniversitelere daha yetenekli öğrencilerin alınması için
benzer bir sınav şimdilik doğru bir tercih olacaktır. </p>
<p>Türkiye’de bilim Adamı
yetiştirme konusunda bazı öneriler:</p>
<p>1. <span>&nbsp; </span>TUS benzeri bir sınavla geleceğin bilim insanları seçilebilir. Özellikle
kuşkuculuk, esin ve düşleme ve&nbsp; analitik
düşünme gibi kapasitesi yüksek kişilerin seçilmesi için ilgili Eğitim Bilimleri
fakültelerinin hazırlayacağı sınavlardan geçen kişilerin akademik çalışmanın
ilk aşamaları olan Yüksek Lisans ve Doktoraya alınarak yarınların bilim adamı
kadroları oluşturulabilir. Einstein bilimin kökeninden esin ve kuşku
bulunmaktadır demektedir. Bilim insanı olarak seçileceklerin mutlaka çok yönlü
ve sezgili olmaları gerekmektedir. </p>

<p>2. <span>&nbsp; </span>Araştırma görevlisi unvanı kaldırılmalı, bunun yerine Proje asistanlığı
getirilmeli. Bu şekilde projesi olan öğretim üyesi projelerinde yararlanmak
üzere asistan alabilmeli. Projesi olmayan asistan almamalıdır. Bu şekilde
Yüksek Lisans ve Doktora çalışması da yapılabilir.&nbsp; </p>

<p>3. <span>&nbsp; </span>Doktorasını bitirmiş öğrenciler yine projesi olan öğretim üyeleri ile
doktora sonrası araştırma için çalışabilirler. Bu mümkünse başka birimlerde
yapılmalıdır.</p>

<p>4. <span>&nbsp; </span>Üniversiteye atanacak öğretim üyesi bu şekilde usta-çırak ilişkisi ile
projelerde yetişen doktoralı öğretim üyelerinden atanmalıdır. </p>

<p>Bu şekilde
kayırma ve duygusallıktan kurtulmuş olunur. </p>
<p><b>16. Nitelikli Öğretim Üyesi ve Elemanı Bulma Sorunu</b></p>

<p>Üniversitelerin
esas itici gücü olan nitelikli öğretim üyesinin yetiştirilmesi ve geleceğin
kadrolarının inşası üniversiteleri ve YÖK’ü en çok meşgul eden sorunlarının
başında gelmektedir. Halen bir çok üniversitede öğretim elemanlarının atama
ilkeleri oluşturulmamış, atamalar çoğu zaman siyasi eğilimlere ve hatta bazı
yerlerde cemaatlere yakınlığına göre yapıldığı söylenmekte, ya da rektörlerin
oy deposu olarak değerlendirilmektedir. Üniversitelerin son devir-teslim
törenleri üniversitelerde üniversiteli yaşam biçimini benimsememiş kişilerin
davranışlarına tanık olmuştur.</p>

<p>Yine
son yılarda her ile bir üniversite açılması sonucu oluşan öğretim üyesi açığı,
öğretim üyelerinin maaşlarının yetersizliği ve siyasi tercihlerden dolayı
yetenekli ve çok yönlü bir çok kişiler bugün üniversitelerin dışına itilmiştir.
Bugün bir çok taşra üniversitesinde işe girmenin en kolay yolu olarak öğretim
üyeliği seçilmiştir. Üniversitelerde kalite sorununu çözmek için akademik atama
barajlarının düzenlenmesine çalışılmaktadır. Sonradan yapılacak bu tür
düzenlemeler yerine öğretim üyeliğinin cazibesinin artırılması ve bilginin
değerli olduğu bilincinin gerçekleşmesi ile üniversiteler nitelikli kişilerin
çalışma alanı olacaktır.</p>

<p>Geleceğin
kadrolarının oluşturulmasında etkin bir yöntem olarak bütün dünyada benimsenen
‘proje asistanlığı’ ve ‘post-doktor’ uygulaması ülkemizde işletilmediği için
çekirdekten yetişme ve kendini ispatlamış öğretim elemanı yetişmemektedir.
Öğretim üyesinin yetişmesi birlikte çalıştığı hocanın bilimsel aktivitesiyle
paralel yürümektedir. </p>

<p>&nbsp; Akademik
aşama olarak kabul edilen doktora sonrası unvanlar bugün en çok tartışılan
konuları oluşturmaktadır. Objektivitizimden çok dil barajı ve subjektivizimin
ağır bastığı akademik aşama yapma anlayışı artık dejenere olmuştur. Son 20
yılın bilânçosu üniversitenin bünyesine yerleşmiş, üretkenliği düşük, vizyonu
olmayan, dünyaya açılma cesareti olmayan ve yerel ölçekte düşünen hatırı
sayılır öğretim üyesi ordusu oluşmuştur.&nbsp;
</p>

<p>YÖK ve
Milli Eğitim Bakanlığı öğretim elemanı yetiştirmek amacıyla yurt dışına
gönderilen öğrencilerin bir kısmının sonradan tarikatlarla ilişkisi olması ve
bir kısmının başarısız ve bir kısmının da bulundukları ülkede kalmayı tercih
etmeleri nedeniyle istedikleri başarıyı yakalayamamıştır. Öğrenimlerini
tamamlayıp geri gelenlerin çoğunluğu yeni kurulan üniversitelere
gönderilmişlerdir. Yeni üniversitelerde maddî ve manevi olanaksızlıklar yanında
kendilerine alt yapı olanaklarının sunulmaması, çalışma ortamı yaratmak için
proje yapacak kurum bulamaması gibi sorunlardan dolayı çoğu gençler bugün
yalnızca ders vermekten öteye geçememişlerdir. Bu da üniversite tabelâsına
sahip bazı kuruluşları ‘ yüksek lise’ kategorisine dahil etmiştir. Ek ders
ücreti uygulaması ile öğretim üyeleri hafta da 40 saat ders veri duruma
getirilmiştir. Bu öğretim üyelerinden bilimsel çalışmaya zaman ayırması,
araştırma ve yayın yapması beklenmemektedir. Öğretim üyesi zamanının büyük
çoğunluğunu ders vermeye adadığı için kendisine de geliştirememektedir.</p>

<p></p>

<p><b>Yeni YÖK Yasasının Akademik Kadroların Oluşturulmasına
İlişkin&nbsp; Görüş</b></p>

<h1>Otomatik
Akademisyenlik mi geliyor?</h1>
<p>Her ne kadar 1981 yılında yürürlüğe giren 2547
Sayılı Yükseköğretim Kanununun (YÖK) yasası 35 kez değişiklik geçirmiş ise de
hala çağdaş anlamda bir yüksek öğretim yasasından uzak olduğu yönündeki
görüşler ağırlık kazanmaktadır. 22 yıllık süre içinde sürekli tartışma konusu
olan YÖK yasası bugün yüksek öğretimle ilgili çevrelerce ve kamuoyuca
tartışılmakta ve Dünya eğitim normlarına uygun yeni bir yasanın çıkarılmasını
gerektirmektedir. Ancak Milli Eğitim Bakanı tarafından önerilen yeni YÖK yasası
da beklenilen ölçüde yüksek öğretimin sorunlarına köklü çözüm getirmekten uzak
görülmektedir. </p>

<p>YÖK üyelerinin belirlenmesinin siyasi erkin
etkisine bırakılması, ÖSYM’nin işleyiş şekli yasa taslağına yapılan en büyük
eleştiriler olarak görünmektedir. Ancak üniversitelerin eğitim ve insan gücü
yetiştirmesi açısından yeni yasa ciddi kaygılar oluşturmaktadır. Yeni yasa 2547
sayılı YÖK Yasasındaki merkeziyetçi yönetim anlayışını yumuşatarak korumakla
birlikte AB uyum yasalarının ademi merkeziyetçi anlayışı ile uyuşmamaktadır.
Ayrıca bu yasa tasarısı birbirinden farklılık gösteren üniversiteleri tek bir
şablonla tek düze hale getirmeye çalışmaktadır. Batılı standartta,
üniversitelerin kendi inisiyatiflerini kullanmasına ve yerel, yapısal vb
özelliklerine göre farklılaşabilmelerine olanak sağlayabilmelidir. </p>

<p>&nbsp; Taslaktaki
modern batı üniversitelerinde görülmemiş bir seçme yöntemi olan merkezi sınav
ile yükseköğretim kurumlarına öğretim üyelerinin alınması gelmektedir ki bu
üniversitelilik bilincinden çok okulluluk anlayışına daha denk düşmektedir.
Ülkemiz üniversitelerinin yasa ve yönetmenliklerden önce gelen en önemli sorunu
bilim adamlarının yetiştirilmesidir. Gösterilen bütün iyi niyetli çabalara
rağmen Türkiye’de halen istenilen kalitede ve nitelikte bilim adamı
yetiştirilememiştir. Temelde üniversitelilik bilinci oluşmadığı için iktidarlar
güçlerini sağlamlaştırmak için bilimin gücünü elinde tutmak istemektedir.
İnsanlığın birkaç bin yıllık tarihinde bilim kuruluşları ve iktidarlar
çatışması sürekli olmuştur. Bugün yeniden yapılandırılmaya çalışılan yeni YÖK
yasasında en çok tartışma konusu olan YÖK üyeleri kimlerden oluşmalı, rektör
kim olmalı, meslek liseleri mezunları nasıl üniversiteye yerleştirilmeli
anlayışının altında aslında güç çatışması yatmaktadır. İktidarlar kendi
istediği adamları üniversitelere yerleştirerek gücü kontrol edeceklerini
düşünüyorlar. Ancak gelişmiş ileri ülkelerde tarih hep statükocuların değil,
dinamiklerin değirmenine suyun aktığını göstermiştir. </p>

<p>Bütün dünyada bilim ordusunun oluşturulmasında
(gelecek yüzyılların ordusu artık bilim gücü olacaktır) bilgi, liyakat, zeka,
yeteneklilik yanında yüksek motivasyon ve yaratıcılık gibi meziyetlere sahip
kişilerin yüksek seçiciliği aranırken bizde daha çok kişisel tercihler, adam
sendecilik, mümkün olduğunca bağlı olduğu otoritenin isteklerine karşı boyun
eğen kişiler daha çok tercih edilme eğilimi göstermektedir. Üniversite
akademisyen kadrolarının oluşturulması konusunda YÖK yasası özelikle doçentlik
ve profesörlük için, bazı önemli ve sınırlayıcı önlemler almasına rağmen, yine
de istenilen düzeyde çağdaş bir yapılanma sağlayamamıştır. Yeni YÖK yasasında
belirtilen aşağıdaki maddeler ile dinamik bir üniversite anlayışının tersine
sanki öğretmen ataması yapılıyormuş gibi otomatik öğretim üyeliği atanması
esası getirilmeye çalışılmaktadır. Sayın Bakan Hüseyin Çelik Bey yeni yasa ile
üniversite öğretim üyeliği konusunda basına yansıyan demeçlerinde <i>“</i><i><span>Üniversiteler kapalı sistem özelliği
göstermektedirler. A üniversitesine B üniversitesinde doktora yapanlar
alınmamaktadır. Üniversite ilanlarına bir göz atıldığında alınacak kişilerin
özellikleri tanımlanmış gibidir. Ayrıca kadro işi tamamen rektörlerin kişisel
inisiyatifine ve oy kaygısına kalmış bir durumdur. İstediklerine kadro
verilmekte, istemedikleri yıllarca bekletilmektedir. Tasarı ile merkezi sınav
getirilmekte ve başarılı olanlar görevlendirilmektedir</span></i><span>” demektedir. </span></p>

<p><span>Sayın Bakanın bu konuda
yaptığı şikayetler doğru, bu bağlamda üniversitelere verilen kendi bilim insanı
kadrolarını usta-çırak ilişkisi içerisinde yetiştirme yetkisi maalesef bazı
birimlerde yanlış kullanılmıştır. Genelde hepimizin şikayet ettiği ancak çoğumuzun
başvurduğu, nepotist yaklaşımlar, adam sendecilik, “gelene ağam, gidene paşam”
anlayışından dolayı hak edenin yerine adamını alma gerçekleşmiştir. Ancak bunun
çözüm yolu kimin üniversite öğretim üyesi olacağının merkezi ÖSYM sınavı ile
değil, daha çok&nbsp; </span>bilimsel liyakat ölçütleri ile sağlanması gerekir. Bütün dünyada bilimsel
liyakat ölçütleri belli olmasına rağmen nedense bizde bu ilkeler bir türlü
benimsenmemiştir. </p>

<p>Bilimsel liyakat ölçütleri önerilen yeni taslakta
tanımlanmamıştır. Modern üniversite anlayışında bilimsel liyakatin birincil
ölçütü bilim adamının uluslararası ölçekte yürüttüğü araştırma faaliyetleri ve
bunların ürünleri yanında bilim adamının meslektaşları tarafından hakkında
oluşan kanaatin rapor edilmesi ile belirlenmektedir.</p>

<p><b><i>Yasa önerisinin </i></b><i>27, 29
ve 30 ve müteakip maddelerinde<b> konu edilen Yardımcı doçentlik, Doçentlik ve
Profesörlüğe </b></i>atama ilkeleri üniversite mantığı ile
bağdaşmamaktadır. <u>Araştırma Görevliliğinin sınav ile belirlenmesi kısmen
kabul edilmektedir ancak Yard. Doçentlik gibi bilim adamlığının önemli aşaması
nasıl bir sınav ile belirlenecektir? Her anabilim dalı için ayrı ayrı mı sınav
yapılacaktır? Yoksa merkezi tek bir sınav mı yapılacak?. Sonra üniversiteler
arasında eğitim niteliği yönünden derin farklılıklar varken Boğaziçi
üniversitesinden bir aday ile Sütçü İmam Üniversitesinden bir aday nasıl
yarışacak? Bu sorun nasıl giderilecek?.</u></p>

<p>Önerilen yasa<b><i>nın Madde </i></b><i>27"de konu edilen <b>Yardımcı
doçentliğe atama ile</b> ilgili olarak ilan edilen kadrolara yerleştirmelerde
"OSYM tarafından yapılacak merkezi bilim sınavına göre adayların
tercihleri doğrultusunda yapılır" denilmektedir. </i></p>

<p>Mevcut öneri ile Yard. Doçentlik için yapılacak bir merkezi sınavla
ilgili bilim disiplinin adının belirtilmeden sadece Bilim alanı adı ile
yapılacak ilana kişinin herhangi bir disipline yönelik uzmanlık yeterliliğinin
ölçülmesi konusunda ne denli sağlıklı yapılacağı kuşkusu ortaya çıkmaktadır.
Diyelim ki A ve B disiplinlerinde birer kadro talebine karşı sınavı C bilim
disiplininde doktorasını tamamlamış iki aday kazandı, bu sorun nasıl
çözümlenecek? Bölümlerin bilim disiplinleri nasıl oluşacak? </p>

<p>Ayrıca s<u>ınavı kazanamayan araştırma
görevlerilerinin durumu ne olacak? İşine son mu verilecek? Doktorasını bitirmek
üzere olan çok sayıda kişi ne olacak? Üniversitede yer bulamayan kişiler hangi
araştırma kurumunda istihdam edileceklerdir?. Bir de şu veya bu şekilde
doktorasını tamamlayan, ancak akademisyen olacak nitelik taşımayanların durumu
ne olacak?&nbsp; Bu konu son derece önem
taşımaktadır.</u></p>

<p>Genelde akademisyenlik bütün dünyada
üniversite geleneği ve kurumsallığı çerçevesinde usta-çırak ilişkisi içerisinde
işlenir. Akademisyenlik bir yaşam biçimi olarak her alanda genel bilgi birikimi
yanında kendi konusunda derinlemesine bilgi ile donanmış, aydınlanmış, kişisel
ihtiraslarını aşmış doygun, bilimsel zeka yanında duygusal zeka ile bezenmiş
kişilerden oluşur. Son yıllarda üniversiteler bir iş bulma kapısı olarak
gözükmekte ve öğretim üyelerine bir öğretmen gözü ile bakılmaktadır. Bu da
üniversitelilik bilincinin henüz oluşmamış olmasından kaynaklanmaktadır.
Üniversite hocasının birinci işi bilimsel çalışmalar yapmak, bilgisini ve
görgüsünü sürekli yenileyerek gelecek kuşaklara aktarmak yanında toplumun
gelişimine katkıda bulunacak aydınlatıcı ulvi görevle yapmaktır. Yoksa 8-17
saatleri mesaisi içerisinde kendisine verilen işi yapan, birilerinin bir
makalesinin üzerine ismini yazdırtarak olacak bir şey değildir. Halkın da
görmek istediği bilim adamı tipi, konusunu bilen, üretken ve aynı zamanda, toplumsal
bilinci gelişmiş, aydınlanmış ve dünya ile bütünleşmiş kişiliklerdir. Bu
bağlamda akademisyenliğe soyunan kişiler bu bilinci ve sorumluluğu taşımak
zorundadır. </p>

<p>Batılı anlamda üniversite anlayışının ülkemize
yansımasının 70 yıllık bir geçmişi var. Bu anlayıştan hareket edilerek herhangi
bir liseye bir öğretmen Kamu Personel Sınavını kazandığı zaman ataması
yapılabilir, ancak öğretim üyesinin sıradan atama ile değil, yaratıcılığı,
motivasyonu, zekası ve&nbsp; bilimsel liyakati
dikkate alınarak yapılması gerekir. Bu anlamda yeni YÖK yasasında bu ilkeler
dikkate alınarak öğretim üyesi yetiştirme sorunu batılı ölçütler içerisinde değerlendirilmelidir.
Bu bağlamda öğretim üyesi alımında sorumlu olan yöneticilerimiz ve
hocalarımızın uzun vadeli ülkemizin bilimsel kalitesinin yükseltilmesi için hak
eden nitelikli eleman seçimine dikkat etmeleri gerekmektedir. </p>

<p>&nbsp; Bir
diğer konu da taslakta belirtildiği gibi Yardımcı doçentlik bir şekilde
"devamlı bir kadro" haline getirilmeye çalışılmakta olup bu durum
akademik kaliteyi yükseltme iddiasından vazgeçmek anlamına gelmektedir. Bugün
mevcut yasada da belirtilen ölçütlere göre ilerleme kaydedemeyen Yard. Doç.
Adaylarının tamamı yabancı dil barajına takılanlardan oluşmaktadır. Ancak
üniversite kalitesi için mutlaka akademisyenliğin her kademesinde belirli
aralıklarla performansları değerlendirilmelidir. Örneğin TÜBA Yard. Doçentlik
süresini “altı yıl ile sınırlandırılmasını” önermektedir
(http://www.tuba.gov.tr/yok.html). </p>

<p>Diğer bir sorun da taslağın Madde 8/b 14’de
belirtildiği şekilde Üniversitelerarası Kurulun. "Doçentlik sınav
jürilerini tüm profesörler arasında eşit dağılım gözeterek"</p>

<p>belirlemesi akademik liyakat ölçütleri ile
bağdaşmamaktadır. Bilindiği gibi 1980’li yıllarda çıkarılan yasa ile liyakat
ilkesi (hiçbir uluslar arası bilimsel yayını olmayan, ciddi bir proje
yürütememiş) uygulanmadan çok sayıda kişi profesör olmuştur. Bu bağlamda
akademik liyakat koşulunu yerine getirmeyenlerin akademisyen adaylarını
değerlendirmesi çok sakıncalı olabilir.&nbsp; </p>

<p><b>Doçentliğe ve
Profesörlüğe yükseltme de h</b>alen yürürlükte olan yükseköğretim sisteminin uluslararası bilimsel yayın
performansı açısından belirli önkoşulları esas alan değerlendirme kriterleri
geliştirilerek uygulanmalıdır. Doçentlik ve profesörlük jürilerinde görev almak
için gene mevcut sistemde belirlenmiş olan kıstaslar korunmalı ve bu kıstasları
yerine getirmeyen profesörler değerlendirme jürilerinde görev almamalıdır.<b></b><b></b></p>

<p><b><i>Madde 29'da Doçentlik atanması kısmında ise </i></b><i>"çalışmakta olduğu
yükseköğretim kurumunda doçentlik unvanını alanlar için bu kadroların ilanında,
fakülte ve yüksek okulların talebi aranmaksızın, adayın rektörlüğe başvurusunu
takiben en geç bir ay içinde boş kadrolar ilan edilir" denilmektedir.</i><b></b></p>

<p><b><i>Madde 30’da profesörlüğe yükseltilme ve atanma
</i></b><i>"Bir
üniversitede; fakülte veya yüksek okulların talebi üzerine boş bulunan
profesörlük kadroları rektörlükçe bir ay içinde ilan edilir. Boş kadro
bulunmadığı taktirde, kadro için gerekli düzenlemelere adayın rektörlüğe
başvurusunu takiben on beş gün içinde başlanabilir ve bu işlemler en geç altı
ay içinde sonuçlandırılır " denilmektedir.</i></p>
<p>Madde 29 ve
30 üniversite etiği ve işleyişi ile bağdaşmamaktadır. Bilindiği gibi TSK’nde
aşağıdan yukarıya doğru sürekli en iyiler seçilerek taşınırlar. Anabilim
dallarının talebi, ihtiyaç ve kişinin yapacağı katkı beklenilmeden otomatik
olarak yapılacak bir atama akla başka sorunları getirir. Anabilim dalının
talebi, Bölüm Akademik kurulunun ve Fakülte yönetim kurulunun onayı
doğrultusunda, üniversite senatosu kadro ilan eder ve bilimsel liyakati olan
konunun uzmanı kişilerin olumlu görüşü ile kadroya atanır. Yoksa otomatik
öğretim üyeliği akademik kaliteyi yükseltme, rekabetçi yaratıcılık iddiasından
vaz geçmek gerekir ki bu üniversitelerde durağan memur anlayışı olan “salla
başını al maaşını” anlayışını meşrulaştırır.&nbsp;
</p>

<p><i>Madde 36- Öğretim yardımcıları;
belirli süreler için görevlendirilen araştırma görevlileri, uzmanlar,
çeviriciler ve eğitim-öğretim planlamacılarıdır. Araştırma görevlileri; Merkezi
yabancı dil sınavında başarılı olan araştırma görevlisi adayları; Üniversitelerarası
Kurulun ilgili bilim/sanat dallan için esaslarını tespit ettiği çerçevede ve
OSYM tarafından yapılan bilim sınavı sonucuna göre üniversitelerce belirlenen
kontenjanlar dahilinde ve tercihleri doğrultusunda yerleştirilirler”
denmektedir.</i></p>

<p>Bütün
dünyada öğretim üyesi kadrosunun oluşturulması, yukarıda belirtildiği çok yönlü
ve zorlu bir süreç içermektedir. Akademisyen olmak isteyen genç
üniversitelilerin ilk yıllarından itibaren bilimsel çalışmalar yanında
yaratıcılık ve kendini ifade yeteneği, dil bilgisi, matematiksel zeka ve
duygusal zekaya sahip olması gerekir. Fen Bilimlerinde başarı ile okulu bitiren
kişi, çalışmak istediği alanda projelere katılır, bilim yapabilme potansiyeli
proje lideri tarafından belirlenince akademisyenliğe aday olunur. Kadro durumu
ve koşullara bağlı olarak aşağıdan yukarıya doğru sürekli sınanarak tırmananlar
arasında en iyiler ve kendine güvenenler sürekli başarılı olur, diğerleri
ayıklanır.</p>

<p>Batının
modern üniversitelerinde Akademisyenlik şu süreçlerden geçmektedir:
Üniversiteyi belirli bir derecenin üzerinde bitiren gençler LES benzeri bir
sınavdan geçerek ve referansa bağlı olarak Yüksek Lisansa kayıt yaptırabilir.
Bunlardan burs bulanlar veya proje asistanlığı alanlar yüksek lisans veya
doktora derecesi için bilimsel projelerde çalışırlar. </p>

<p>Doktorasını
tamamlayan araştırıcı o zamana kadar gösterdiği performansa bağlı olarak
danışman hocasının da yardımı ile kendisine yeni projeler bulur ve bu
projelerde doktora sonrası unvanı ile (post-doktor) maaşını da alacak şekilde
birkaç yıl bu şekilde çalışır. Doktorasını tamamlamış kişi birkaç dönemlik
doktora sonrası sürede ürettiği ve yönettiği projeler ile kendisini
ispatlayarak akademik hayata geçişin yollarını aramaya çalışır. Bu arada
yayınlar yapar, kongrelere katılır ve kendini ispatlayan kişiler kendisi ile
ilgili ilan edilen kadrolara baş vurarak öğretim üyesi olmaya çalışırlar. Batı
üniversitelerinde bu bağlamda bilimsel kongrelere olan ilgi çok yüksektir.
Bölümler genç öğrencilerini kongreye katılmaya teşvik ederek kendini
ispatlamasını bir şekilde 'görücüye çıkması' sağlanır. Genelde de batı
toplumunda öğrencilerin özgüvenleri geliştiği için yeni bir ortamda bulunmayı
tercih ederler. Bu şekilde kendini yetiştirmiş, kendine güvenen kişiler
üniversite yönetimi ile pazarlık da yapma şansına sahiptirler. Büyük
üniversiteler iyi yetişmiş üretken elemanları ve iyi öğrencileri kapmak için
verdiği mücadeleyi iyi akademisyen kapmak için de vermektedir. Üniversiteye
alınan kişi sözleşmeli olarak işe başlar ve performansına bağlı olarak
üniversitedeki kariyerini sürdürür. Bugün modern batı üniversitelerinin
dinamikliği genelde bilim adamlarının kadro sorununu bir başka üniversitede ya
da ülke de rekabetçi bir ortamda aramasına borçludurlar. </p>

<p>Bizde
projeyi, öğrencinin tezini ve yapabilirse makaleyi hoca yazar, öğrenci&nbsp; ismini iliştirir. Sonunda akademik kadroyu da
hoca bulacağı için, hocaya bağımlı ve onun dediğinden dışarı çıkamayan yeni
nesil bir “hoca” türer. Ülkemizde ne yazık ki halen hiçbir kongreye gitmemiş,
kendi bilim topluluğunun eleştirisine uğramamış, kendi konusunda hangi
alanların tartışıldığını bilmeyen çok sayıda öğretim üyesi bulunmaktadır.</p>

<p>Bu sorun ülkemiz üniversitelerinin en ciddi
sorunudur. Ülkemizin çağdaş üniversite düzeyini yakalayabilmesi için mutlaka
bilim adamı yetiştirme sorununu batılı anlamda çözmesi gerekir. Bugün ABD,
Almanya ve İngiltere’de üniversiteye bilim adamı nasıl alınıyorsa bizim de
benzer şekilde bilim adamalarımızı yetiştirmemiz ve atamamız şarttır. </p>
<h1>Örnek Bir Hocanın
Akademisyenlik Aşamaları</h1>

<p>&nbsp; </p>

<p>Ordinaryüs
Prof. Dr. Sulhi Dönmezer 15 Ekim 2003 tarihinde TRT-2 programında hayatını ve
nasıl Araştırma görevlisi olduğunu anlatırken okul birincisi olarak mezun
olduğu okulun dekanı bir gün&nbsp; evine
okulun hademesi aracılığı ile resmi mektupla öğrencisini fakülteye çağırır,
kendisini kutlar ve üniversitede asistan olarak kalmasını teklif eder. Seçici
bir sınavdan sonra asistan olan hoca, akademik aşamalarının hepsinde başarılı
sınavlar vererek liyakate dayalı olarak ulaştığını belirtmektedir. ABD’de
ihtisasa giderken danışman hoca önce sosyoloji ve sonra da psikoloji
öğrendikten sonra kendisine gelmesi istenmektedir Bununla Amerikalı hocası
toplum pisikoloisi ve felsefesini öğrenmeden öğretim üyesi olunamayacağını
belirtmiş olmaktadır.</p>

<p>Doçentlik
sınavında herkesin katıldığı ve soru sorduğu uzun soluklu bir sınavdan
geçtiğini belirtmektedir. Doçentlik tezi ve deneme dersinin önemi şimdi daha
iyi anlaşılmaktadır. Yeni yasa önerisinde mutlaka her hocanın kendi savları
olması ve kendi başına bunları deneme dersinde savunabilmesi ve bilim
komitesini ikna etmesi gerekir. Batıda halen bu süreç devam etmektedir.&nbsp; </p>

<p>Ordinaryüs
Prof. olmak için kürsü başkanlığına aday gösterilen kişi mesleğin en iyileri
olan, yayınları ve idareci yeteneği yüksek olan herhangi bir üniversiteden
başvurabilir. Ordinaryüs profesörlerden kurulu Jüri kararı fakülte kuruluna
iletilir ordan geçen karar bu sefer senatodan geçer diyor.</p>
<h1>Akademik Kadroların
Verimliliğin Artırılması İçin Alınması Gerekli Bazı Önlemler</h1>
<p>Ülkemiz bilim
adamlarının sistemden kaynaklanan düşük akademik verimliliğinin canlandırılması
için bazı önlemlerin alınması gerekir. Bunların başında;</p>

<p>1.<span>&nbsp;
</span>Mutlaka sözleşmeli sürece
geçilmesi gerekir. Bilim adamlığının bir meslek değil bir&nbsp; yaşam biçimi olduğu mutlaka net olarak
anlaşılması gerekir. Bugün üniversitelerdeki verimsizliğin temelinde sistemden
kaynaklanan bilim politikasının ve stratejisinin olmaması sonucu kimsenin ne
yaptığının ve ne ürettiğinin izlenmemesi gelmektedir.</p>

<p>2.<span>&nbsp;
</span>Yard. Doç. kadrolarının
kaldırılması, öğretim görevlisi kadrosuna alınan adayın zamanla kendini
ispatlaması beklenilmelidir.</p>

<p>3.<span>&nbsp;
</span>Doçentlik ve profesörlük
sınavları yeniden disiplinler bazında tez ve deneme dersine dayalı yoğun ve
sıkı bir sınavdan geçilmesi. Ancak jüri üyeleri mutlaka adaydan daha iyi olmak
zorunda olmalıdır. Her öğretim üyesi Doç. ve Prof. Jürilerinde yer almamalıdır.&nbsp; Genel bir eleştiri olarak adayların
bazılarının jüri üyesinden daha çok yayına ve projeye sahip olduğu
görülmektedir. </p>

<p>4.<span>&nbsp;
</span>Profesörlük batıda olduğu gibi
bir kaç kategoriye ayrılmalı. Profesör olan kişi çalışmaları ve başarıları
ölçüsünde Almanya’da olduğu gibi, C1, C2, C3 kategorilerine veya eskisi gibi
ordinaryüs gibi mertebelere çıkmak için sürekli çalışma ve üretmesi teşvik
edilmelidir. Aksi takdirde insan psikolojisi gereği amacı ve hedefi tükenen
insan çok üretmek zorunda olmadığı için çok da çalışmak istemeyebilir.</p>

<p>Bu
anlamda sürekli hedefleri olan, belirli&nbsp;
kriterlere göre yükselme süreci insan sağlığı açısından da yararlı
olacaktır.</p>
<p><b>Ülkemizin muasır
medeniyetler seviyesine çıkması için Atatürk’ün belirttiği gibi, biz merkezli,
önce ülkem diyen, motivasyonu yüksek, üreten insanlar yetiştirmek&nbsp; zorundayız</b>. Bu
bağlamda sürekli ve zorlu bir yaşam biçimi olan üniversite öğretim üyeliği
sorununun mutlaka kökten çözümlenmesi gerekir. Gerçek anlamda bilim
adamlarımızı yetiştirirsek şimdi şikayet konusu olan bir çok sorun
kendiliğinden çözülmüş olur kanısındayım.</p>
<p>Gelecek sayıda genel bir değerlendirme
yapılacaktır. </p>

<p></p>

<br></p><br>
							
							&nbsp;
							<hr><span class="post-meta-comments"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=https://ibrahimortas.com.tr/blog-detay.asp?id=1254"><i class="fab fa-facebook-f"></i>Paylaş</a></span>
							<br><span class="post-meta-comments"><a href="https://twitter.com/share" target="_blank" data-url="https://ibrahimortas.com.tr/blog-detay.asp?id=1254"  data-lang="tr" ><i class="fab fa-twitter"></i>Paylaş</a></a>

							</div>  
							<div class="col-lg-3">
							<div class="widget  widget-tags">
                            <div class="tags">
							 <a href="blog.asp?tur=72">Üniversite</a>
							
                            </div>
							</div>                              
							</div>
						</div>

                </div>   
            </div>
        </section>

   
<div class="footer-content">
      <div class="container">
        <div class="row">
          
		  
		  <div class="col-md-8"> 
            <!-- Footer widget area 2 -->
            <div class="widget">  


						<form  method="post"> <h1>İletişim</h1>
                            <div class="row">
                                <div class="form-group col-sm-3">
                                    <label for="name">Adınız Soyadınız</label>
									<input  aria-required="true" required class="form-control required" placeholder="Adınız Soyadınız" type="text" id="adsoyad" name="adsoyad" tabindex="1" maxlength="150">
                                     <label for="email">E - Posta</label>
                                    <input  aria-required="true" required placeholder="E - Postanız" class="form-control required" type="email" id="eposta" name="eposta" tabindex="3" maxlength="100"> 
									 <label for="email">Telefonunuz</label>
                                    <input  aria-required="true" required placeholder="Telefonunuz" class="form-control required" type="text" id="ceptel" name="ceptel" tabindex="2" maxlength="15"> 
									
                                </div>
                                <div class="form-group col-sm-9">
                                    <div class="form-group">
                                    <label for="message">Mesajınız</label>
                                    <textarea aria-required="true" required name="icerik" rows="5" class="form-control required" placeholder="İçeriği yazınız"></textarea>
                                </div>
								<img src="guvenlik.asp" alt="Güvenlik Kodu Resmi Yüklenemedi" id="guvenlik" />&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="javascript:guvenlikyenile();"><font color="#FF6600">Kodu Değiştir</font></a>
                                    <input required placeholder="Güvenlik Kodu" type="text" id="gk" name="gk" tabindex="3" maxlength="4" class="form-control input-lg">
                                </div>
                            </div>
							

                         
								
                            <button class="btn btn-primary" type="submit" ><i class="fa fa-paper-plane"></i>&nbsp;Gönder</button>
                        </form>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>		 
	
        <!-- Footer -->


<footer id="footer">
            <div class="footer-content">
                <div class="container">
                    <div class="row" style="background-image: url('images/world-map-dark.png'); background-position: 50% 20px; background-repeat: repeat-x">
                        <div class="col-md-4">
						<iframe src="https://www.google.com/maps/embed?pb=!1m18!1m12!1m3!1d1592.0016611110736!2d35.35919519658733!3d37.057404008126014!2m3!1f0!2f0!3f0!3m2!1i1024!2i768!4f13.1!3m3!1m2!1s0x15288dc56e005e67%3A0xd4a5074295a90c96!2sZiraat%20Fak%C3%BCltesi!5e0!3m2!1str!2str!4v1752756698806!5m2!1str!2str" width="100" height="200" style="border:0;" allowfullscreen="" loading="lazy" referrerpolicy="no-referrer-when-downgrade"></iframe>
						</div>
						<div class="col-md-4">
							<div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="icon-phone"></i></a>
                                </div>
                                <h3>İletişim</h3>
                                <p><strong>Tel:&nbsp;</strong><a href="tel:+90 5337692415 ">+90 5337692415 </a>
								<br><strong>Faks:&nbsp;</strong><a href="tel:"></a>
                                    <br><strong>E-Posta:&nbsp;</strong><a href="mailto:info@ibrahimortas.com.tr">info@ibrahimortas.com.tr</a> 
                                    <hr>
                                </p>
                            </div>
							<div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="icon-clock"></i></a>
                                </div>
                                <h3>Çalışma Gün / Saatleri</h3>
                                <p><strong>Hafta İçi</strong>
                                    <br>08:00 - 19:00</p>
                                <p><strong>Cumartesi</strong>
                                    <br>09:00 - 17:00</p>
                            </div>
                        </div>
						<div class="col-md-4">
                                    <div class="widget">
                                        <div class="widget-title">Yönergeler</div>
                                        <ul class="list">

                                            <li><a href="sayfa-ayrinti.asp?dil=0&id=259">Gizlilik Politikası</a></li>

                                            <li><a href="sayfa-ayrinti.asp?dil=0&id=262">Çerez politikası</a></li>
 
                                        </ul>
                                    </div>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
            <div class="copyright-content">
                <div class="container">
                    <div class="row">
                        <div class="col-lg-6">
                            <!-- Social icons -->
                            <div class="social-icons social-icons-colored float-left">
                                <ul>
			<li class="social-instagram"><a target="_blank" href="https://www.instagram.com/iortas2018/"><i class="fab fa-instagram"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://maps.app.goo.gl/m2qyE98GZKLQt4po6"><i class="fa fa-map-marker"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://wa.me/905337692415"><i class="fab fa-whatsapp"></i></a></li>
		
								</ul>
                            </div>
                            <!-- end: Social icons -->
                        </div>
                        <div class="col-lg-6">
                            <div class="copyright-text text-center">&copy; 2025 ibrahimortas.com.tr</div>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
        </footer>
	        
        <!-- end: Footer -->
		
    </div>
    <!-- end: Body Inner -->
    <!-- Scroll top -->
    <a id="scrollTop"><i class="icon-chevron-up"></i><i class="icon-chevron-up"></i></a>
    <!--Plugins-->
    <script src="js/jquery.js"></script>
    <script src="js/plugins.js"></script>
    <!--Template functions-->
    <script src="js/functions.js"></script>

</body>

</html>