

<!DOCTYPE html>


<html xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml" dir="ltr" lang="en-US" xml:lang="en">



 <head> 

<meta http-equiv="Content-Language" content="tr">
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=windows-1254">
 
 

    <meta name="viewport" content="width=device-width, initial-scale=1" />





<meta name="rating" content="All" />
<meta name="robots" content="index, follow" />
<META NAME="AUTHOR" CONTENT="Erkan TİYEKLİ">

<meta name="Dmoz" content="" />
<meta name="Yahoo" content="" />
<meta name="Altavista" content=""/>
<meta name="Scooter" content="" />
<meta name="robots" content="" />

<META HTTP-EQUIV="Copyright" CONTENT="Copyright Â© ">
<META NAME="description" CONTENT="">
<META NAME="keywords" CONTENT="">






<link rel="apple-touch-icon" sizes="180x180" href="/apple-touch-icon.png">
<link rel="icon" type="image/png" sizes="32x32" href="/favicon-32x32.png">
<link rel="icon" type="image/png" sizes="16x16" href="/favicon-16x16.png">
<link rel="manifest" href="/site.webmanifest">


    <!-- Document title -->


    <title>Doğa Felsefesi Kavranmadan Çevre Koruma Bilinci Sağlanamaz</title>

    <!-- Stylesheets & Fonts -->
    <link href="css/plugins.css" rel="stylesheet">
    <link href="css/style.css" rel="stylesheet">

</head>

<body>
    <!-- Body Inner -->
    <div class="body-inner">

        <!-- Topbar -->
	

		 <div id="topbar" class="d-none d-xl-block d-lg-block">
            <div class="container">
                <div class="row">
                    <div class="col-md-6">
                        <ul class="top-menu">
                            <li><a href="tel:+90 5337692415 "><i class="icon-phone-call"> </i> +90 5337692415 </a></li>
							<li><a href="mailto:info@ibrahimortas.com.tr"><i class="icon-mail"> </i> info@ibrahimortas.com.tr</a></li>
                        </ul>
                    </div>
                    <div class="col-md-6 d-none d-sm-block">
                        <div class="social-icons social-icons-colored-hover">
                            <ul>
			<li class="social-instagram"><a target="_blank" href="https://www.instagram.com/iortas2018/"><i class="fab fa-instagram"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://maps.app.goo.gl/m2qyE98GZKLQt4po6"><i class="fa fa-map-marker"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://wa.me/905337692415"><i class="fab fa-whatsapp"></i></a></li>
			
                            </ul>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
        </div>
		
		
        <!-- end: Topbar -->	
	
        <!-- Header -->
        <header id="header">
            <div class="header-inner">
                <div class="container"

                    <!--Logo-->
     

                    <!--Logo-->
                    <div id="logo">
                        <a href="default.asp?dil=0">
                            <span class="logo-default"><font size="4" class="logoslogan">Prof. Dr. İbrahim Ortaş</font><img src="images/logo.png" height="30"></span>
                            <span class="logo-dark">Prof. Dr. İbrahim Ortaş</span>
                        </a>
                    </div>
                    <!--End: Logo-->




<script async src="https://cse.google.com/cse.js?cx=c5ac765fc9c9740e8"></script>


							<div id="modalShop" class="modal no-padding" data-delay="2000" style="max-width: 700px;">
                                <div class="row">
                                    
                                    <div class="col-md-12">
                                        <div class="p-40 p-xs-20">
											<div class="gcse-search"></div>
                                        </div>
                                    </div>
                                </div>
                            </div>					
                    <!-- end: search -->
                    <!--Header Extras-->
                    <div class="header-extras">
                        <ul>
                            <li>
                                <a href="#modalShop" data-lightbox="inline" > <i class="icon-search"></i></a>
                            </li>
                            <li>
                                <div class="p-dropdown">
                                    <a href="#">
									<image src="images/Turkey.png" width="20">
                                    <ul class="p-dropdown-content">
                                        <li><a href="blog-detay.asp?dil=0&id=565"><image src="images/Turkey.png" width="20"></a></li>
                                        <li><a href="blog-detay.asp?dil=2&id=565"><image src="images/United-Kingdom.png" width="20"></a></li>
										<li><a href="blog-detay.asp?dil=3&id=565"><image src="images/germany.png" width="20"></a></li>
                                    </ul>
                                </div>
                            </li>
                        </ul>
                    </div>
                    <!--end: Header Extras-->
                    <!--Navigation Resposnive Trigger-->
                    <div id="mainMenu-trigger">
                        <a class="lines-button x"><span class="lines"></span></a>
                    </div>
                    <!--end: Navigation Resposnive Trigger-->
                    <!--Navigation-->
					<div id="mainMenu">
                        <div class="container">
                            <nav>
                                <ul>
									<li class="dropdown-submenu"><a href="sayfa-ayrinti.asp?ID=267&dil=0">Özgeçmişim</a></li>
                                    <li class="dropdown-submenu"><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?dil=0">Bilimsel Çalışmalar</a>
                                        
                                         <ul class="dropdown-menu">
                                          <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Bilimsel_Makale=1&dil=0">Bilimsel Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?SCI_Makale=1&dil=0">SCI Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Indeksli_Makale=1&dil=0">İndeksli Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Kongreler=1&dil=0">Kongreler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Konferanslar=1&dil=0">Konferanslar</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Soylesiler=1&dil=0">Söyleşiler</a></li>
									      <hr>
										 
									     </ul>   								
									</li>
									<li><a href="kitaplar-ayrinti.asp?dil=0">Kitaplarım</a></li>
									<li><a href="Projeler-ayrinti.asp?dil=0">Projeler</a></li>
									<li><a href="videolar.asp?dil=0">Videolar</a></li>
									
									<li><a href="iletisim.asp?dil=0">İletişim</a></li>
									<li><a href="blog.asp?dil=0">Günlük Yazılar</a></li>
								</ul>
                            </nav>
                        </div>
                    </div>
									
						
                    <!--end: Navigation-->
                </div>
            </div>
        </header>
        <!-- end: Header -->			
        <!-- end: Header -->




     <section class="parallax text-light" style="border-bottom: 4px solid #f9b338;" data-bg-parallax="images/slider/banner6.jpg">

     </section>
        <!-- end: SECTION FULLSCREEN -->
		<section class="background-grey">
            <div class="container">
                <div class="row  m-b-50">
                    <div class="col-lg-12">

                        <div class="heading-text heading-section">
						<h2>Doğa Felsefesi Kavranmadan Çevre Koruma Bilinci Sağlanamaz</h2>
                        </div>
                    </div>

                        <div class="row">
                            <div class="col-lg-9">
							<img src="blog/resimyok.png" height="200"><br>
							<p><p><b>Doğa Felsefesi Kavranmadan
Çevre Koruma Bilinci Sağlanamaz</b></p>

<p><b>Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Çukurova Üniversitesi, </b><span>iortas@cu.edu.tr</span></p>

<p></p>

<p>Özet: </p>

<p>Çoğunlukla insan faaliyetleri sonucu oluşmuş bulunan
çevresi kirliliği bütün canlılığın yaşamını olumsuz etkilediği konusunda
sanırım hemfikir olduğumuz bir konu. Sanayi devrimi ile başlayan teknoloji
kullanımı yaşamı kolaylaştırdı, iletişim artırdı, dünya ve everen hakkındaki
bilgimizi artırdı, sağlığımızı her şeyden önce iyileştirdi, nüfusumuz artı ve
ömrümüzü de uzattı. Hepsi biz inşalar için çok önemli gelişmeler, ancak diğer
canlıların büyük çoğunluğu bu sürede yaşam alanlarını kaybettikleri ve yok oldukları
için kötü bir durum. İnsanlığı birkaç bin yıllık tarihi geçmişin son
yıllarından insan aktivitelerinin artırması sonucu toplumlar ve insanlar
birbirlerinden eğitim, gelir, sahip olukları teknolojik ekipmanlar ve yaşam
standartları yönünden ayrıştılar. Dünyanın teknolojik, ekonomik ve sosyal
gelişmişliği de ciddi çevre sorunları yaramaktadır. </p>

<p>Tamamı yaşamı sorgulayan ve hedef koyan planlama yapan bazı
toplumların zeki insanları tarafından sağlandı. Ancak işin tabiatı gereği
teknolojinin çıktılarının önemli kısmı içinde yaşadığımız çevreyi olumsuz
etkiledi. Çoğunlukla da teknolojiyi amacı dışında kendi küçük çıkarları için
kullanan insanların anlayışları sonucu gerek bireysel veya yönetim organlarında
olsunlar çevreye onarılması mümkün olmayan derecede zarar verdikleri ortadadır.
Daha önce yazdığım iki yazıda insandan kaynaklanan sorunları anlatım. Önceki
iki makalenin devamı olarak temelde doğanın öneminin anlaşılmaması ve
felsefesinin kıvranılmamasının sonucu olarak çevre bilincinin oluşmadığı ortaya
çıkmakta olduğunu işleyeceğim. Doğa felsefesi anlaşılmadan para ve iktidar
ilişkileri maalesef insanı bencilliğe götürmekte olduğu bilinir. İçinde
yaşadığımız ekosistemin sürdürülebilirliği ve yaşam kalitemiz çevre bilinci
anlayışı ile ancak sağlanabilir. Ancak çoğumuzun gördüğü gibi insanda doğası
gereği bilinç oluşumu kolay oluşmuyor. Bu bağlamda yaşadığımız korona virüs,
iklim değişimleri ve ileride oluşacak birçok sorunların bir biriyle bağlantılı
olarak yaşamımızı etkileyeceği konusunun üzerinde düşünüp karar vermemiz
gerekiyor. İnsan olarak kendi ellerimizle yaratığımız sorunları yine insani
yakışımla, birazda empati ve sorumluluk alarak çözmemiz gerekiyor. Yoksa çatısı
yıkılacak dünyanın altında hep beraber kalırız.</p>
<p><b>ÇEVRESİ KİRLETİLMİŞ
ÇEVRE GÜNÜ</b></p>

<p><b>Doğal ve Sosyal Çevre ile ilgili Her Sorun Doğa-İnsan
İlişkileri Ekseninde Şekillenmektedir </b></p>

<p>5 Haziran Dünya Çevre Günü aynı zamanda içinde
yaşadığımız doğa sistemini tanımak, doğaya karşı yapılan onca yanlışa ve etik
olmayan ihlallere karşı farkındalık oluşturmaktadır. Bir şekilde sağlıklı ve
sürdürülebilir bir çevre mücadele günüdür de diyebiliriz. Doğayla barışık yaşamak
için doğayı ve onun ekolojik yasalarını iyi kavramamız gerekir ki konu bilinçle
koruyalım. Yoksa sistemi ve onun felsefesi kavranmadan çevre korunamıyor. Kendiliğinden
var olan şeylerin bütünü ve bu bütünü düzenleyen yasaların toplamı olarak tarif
edilen doğadır. Bir başka ifade ile bir şeyin, dışarıdan gelen etkilere karşı
gösterdiği tepkiyi belirleyen iç niteliği olarak belirlenir. İyi ki doğa
kendisine yapılan yanlışların ve kötülüklerin çoğunu kendiliğinden tamponluyor.
Yağış, sis, deprem gibi doğal biçimde ortaya çıkan, doğada yer alan olaylar
yanında insanın faaliyetleri sonucu oluşan doğal kaynakların tüketilmesi,
canlıların yaşam alanlarının daraltılması yanında doğaya dışarıdan yapılan
müdahalelerin toplamı çevre konularıdır. İnsan eliyle hızlanılmış olan çevre
sorunları ve onunla mücadele yöntemleri günümüzde bir çevre, yaşam ve insan
hakkı konusu haline gelmiştir.</p>
<h4>Çevre, sistemdeki canlıların yaşamı boyunca
ilişkilerini sürdürdüğü dış ortamdır. Hava su ve toprak bu çevrenin fiziksel
unsurlarını, hayvan, bitki ve mikroorganizmalar ise biyolojik unsurlarını
teşkil etmektedir. Hava, su ve toprak üzerinde oluşan herhangi bir olumsuz etki
ve bunun biyolojik unsurları insanların hayati aktivitelerini olumsuz yönde
etkilemeleri çevre unsuru ile ilişkilendirildiği için çevre kirliliği olarak
adlandırılmaktadır. Doğayı koruma prensibi şu düşünceler üzerine kurulmuştur:
Çevrenin genel tanımı Çevre-nüfus-eğitim-ekonomi ilişkisi ekseninde dinamik
olarak işlemektedir. Çevre bilinci sadece yere atılan çöplerin, izmaritin
toplatılması değil, aynı zamanda çevre anlayışı bir bilinç ve yaşam biçimidir
de. Fiziki çevre kadar sosyal çevrede zamanla kirlenmekte ve sorunlar
yaratabilmektedir. Bu tür günlerde genelde beylik laflar çok sık kullanılır.
Geniş çevresi olanlar çevreyi daha iyi bildiklerini, çevrenin havasını iyi
kokladıklarını, çevrelerini koruduklarını söylerler. Gerçekten haklılar ve
kendi çevrelerini çok iyi korudukları için bugün çevre sorununu konuşuyoruz ve
yazıyoruz. İçinde yaşadığımız ortamda çevreninin kirliliği ve yaratığı sağlık,
sosyal ve ekonomik sorunların sorumlusu insanın sahip olduğu bilgisi-görgüsü ve
yaşama bakış açısıdır. Bugün çevre adına ne yaşıyorsak bu insanın düşüncesinin
yansımasından öteye bir şey değildir.</h4>

<h4></h4>

<h4><b>Dünya Çevre
Gününde Acı Gerçeklerden Bazıları</b></h4>

<p>Dünyada her dakikada 80 yeni doğan bebek aramıza katılmakta. Aynı
zamanda 20 dakikada bir veya birden fazla hayvan/bitki türü yok olmaktadır. Bu
da yılda yaklaşık 27000 türün kaybedilmesi anlamına gelmektedir. Bunun anlamı
doğanın bioçeşitliliğinin kaybolması ve dünyanın bazı renklerini kaybetmesidir.
</p>

<p>Tüm dünyada artan nüfus ve üretim çeşitliliğine bağlı olarak tatlı su
tüketimi her 20 yılda bir 2 kat artmaktadır. Bu oran nüfus artış oranından 2
kat daha fazladır. Hâlen 31 ülke su kıtlığı tehlikesinde olup 2 milyara yakın
insan temiz içme suyu kaynağından yoksun durumdadır. Artan iklim değişimleri,
kuraklık, verimsizlikler sonucu Afrika ve Asya’da on binlerce insan
yurtlarından göç etmek zorunda kalmaktadırlar. </p>

<p>Dünyanın en zengin ilk üç kişisinin serveti dünyanın en yoksul 48
ülkesinin ulusal gelirinden fazla. En zengin 225 kişinin toplam serveti dünya
nüfusunun yarısının yıllık gelirine eşit. Bu bireylerin oluşturduğu uluslar da
böyle. Dünyanın en büyük şirketlerinden 222’sini oluşturan listenin ilk 50
şirketinde 34 ABD’li şirket bulunmaktadır. Dünyanın en büyük şirketi Amerikan
General Elektrik’in sermayesi Türkiye’nin 1998 bütçesinin yaklaşık 4 katı.
Dünya nüfusunun % 5’ine sahip ABD dünya kaynaklarının % 40’ını tek başına
kullanıyor. Bu ve benzeri verilere bütünsel olarak bakıldığında dünyanın bu
nüfus artışı ve dengesiz üretim ve dağıtımının sonucu artık dünyanın kendi
kendini götüremediği ve yönetemediği görülmektedir. Onun için gelişmiş ülkeler
diğer ülkelerin tarımsal kaynaklarını ve tohumlarını kontrol etmek
istemektedirler. </p>

<p>Dünyanın gelişmiş ülkeleri başta Suudi Arabistan, Çin ve bazı Avrupa
ülkeleri Afrika’da Etiyopya, Sudan ve Zambiya’da geniş topraklar (arazi)
kiralıyor ve oradan ürettikleri gıdaları ülkelerine taşıyorlar. Kendisindeki
suyu kullanmıyor. Başkasının suyu ile topraktan üretim yaparak ortamın dışına
çıkarılmaktadır. Adeta insanlar kendi topraklarında açlığa terk
edilmektedirler. Dünyanın dengesiz eğitimi, bilimsel gelişmişliği, ekonomik alt
yapısı gibi bir dizi çevresel etkileri toplumların kaderlerini coğrafyalarına
bağlayabilmektedir. Uygulanan ekonomik politikalar ile ülkemiz şimdi bazı
ürünlerden tarım üretimi ithal eden ülke durumuna gelmesi ile dışarıya bağımlı
hala geldi. Son yıllarda artan gıda fiyatlarındaki yükseliş birçok soruyu da
berberinde getirmektedir. </p>
<p><b>Tarım ve suyun denetimi tahıl
denetimi için yapılmıştır.</b></p>

<p>Medeniyetin tahılların ıslahı ile başladığı bilinmektedir. Amerika da
Aztekler ve Mayaların temel gıda kaynağı genelde tahıla dayanırdı. Ortadoğu
kültürlerin geliştiği ortamda tahıl stratejik bitkidir. Buğday ve onun üretimi
onun ile ilgili teknoloji berberinde birçok bilimsel alanı oluşturmuştur.</p>

<p>Buğdayın yanında çavdar, yulaf ve arpa gibi buğdaygillerin insan
beslenmesindeki stratejik öneminden dolayı ileri düzeyde aranan tahıllar
arasındadırlar.</p>

<p>Asya’da özelliklede Hindistan’dan başlayan ve Japonya’ya kadar uzanan
alanda tahıl gurubuna pirinç katılır. Genelde pirinç doğuda fakirlerin midelerini
bastırmak için tükettiği ve besin içeriği çok düşük bir gıdadır. Tüm dünyanın
üçte ikisi çevresel etkilerden dolayı yetersiz ve dengesiz beslenmeden dolayı
(başta A, E vitamini, Fe, Zn, iyot ve Selenyum noksanlığı) gizli açlık sorunu
yaşamaktadır. Aslında bulgur bu anlamda nişasta ve protein içeriği bakımından
daha zengin bir gıda kaynağıdır. Fakat ülkemiz dahi birçok ülkede tersine
pirinç bulgurdan çok benimsenen bir ürün. Yerküredeki 7.8 milyar insanın
besinlerinin %50’sini nişasta tabanlı buğday, pirin, patates, mısır ve sorgum
oluşturmaktadır. Nişasta temelli beslenme ve şeker tüketimi ve hareketsiz yaşam
durumu insan sağlığını olumsuz etkilemiş durumdadır. Ekmeğin tadı ve aroması zamanla
buğdayın parlatılması (kabuğu ve rüşeymin alınması) ve katkı maddelerinin
katılımı ile kayboldu. Şairin dediği gibi “önce ekmeğin tadı bozuldu”. Fransız
devrimi sırasında “ekmek yoksa pasta yensin” ifadesine ilave olarak piyasadaki
franch baget ile beslensinler de çıkabiliyor. </p>

<p>Bir yanda milyarlarca insan açlık sorunu yaşarken diğer tarafta aşırı
nişasta tüketiminden kaynaklanan obeziteler. Garip bir paradoks. 04. 06. 2020
tarihli TUİK verilerine göre obozite oranı % 21 düzeyine çıkmıştır. Yemeğin ve
gıdanın altında sosyal bir olgu ve emek hikâyesi bulunmaktadır. </p>
<p>İnsanlığın Kısa Tarihinin Doğa Üzerindeki
Olumsuz Etkiler</p>

<p><b>İnsan Toprak ve Çevre </b></p>

<p>İnsanın insan olma süreci
ile başlayan ve birisinin diğerinden daha fazla pay almasını sağlayan ve bu yolu
binlerce yıllık yaşamda müşterek oranda yaşama savaşının geldiği nokta olarak
görüyorum. Sanayi devrimi ile hızlanan ve XIX. yüzyılın ikinci yarısında
hızlanan ve insanın ilerlemesi adına başlayan olgu yalnızca insanın insan
üzerindeki ağır baskısını değil aynı zamanda sistematik olarak doğanın
tahribatını da beraberinde getirmiştir. Küreselleşmenin yarattığı olgu son
yüzyılda her türden yağma ve yakım birbirini izledi: Evet bugün hep birlikte
şikâyet ettiğimiz artan çevre kirliliği, tassız tuzsuz yiyecekler hepsi bir
bütünün parçası olarak artan doğa dışı kullanımların bir sonucudur. İnsan yer
yüzeyini kirletmekle kalmadı şimdilerde gelişmiş ülkeler atmosferi de uydu
kirliliğine dönüştürdüğü ifade edilmektedir. Yarın daha büyük acılar yaşamamak
için şimdiden doğa ile barışık yaşanabilir bir çevre hepimizin birlikte karar
vereceği bir olgudur. Bunu gerçekleştirmek bir yönüyle bizlerin elinde
bulunmaktadır.</p>

<p>&nbsp;Toprak içerdiği su, hava, organizma, organik
madde nedeniyle canlı olarak kabul edilmekte ve canlıların yaşam ortamı olarak
da hizmet görmektedir. Toprak birçok çevresel etkilere karşı tampon görevi
görerek zararlı ve zehirli maddeleri tutup filtre ederek taban sularının temiz
kalmasını sağlamaktadır. Artan oranda kirletici maddelerin yağmur ve sulama
suları ile gelmesi sonucu zamanla topraklar da kirlenmektedir. Toprak yanında
başta mantar ve aktinomisetler gibi mikroorganizmalar doğadaki birçok organik kökenli
hatta inorganik materyalleri de ayrıştırarak çevrenin temizlenmesine ciddi
katkılar sağlayabilmektedirler. Eğer mikroorganizmalar olmasaydı belki de bugün
çöp ve çevresel atık dağlarından geçilmezdi. Doğal olarak ortama salınan
kimyasal ilaç ve toksin materyaller yaralı mikroorganizmaların yaşam alanlarını
da daraltması sonucu doğanın kendi kendini rejenere etmesi de olumsuz
etkilenmektedir. Bu yönüyle canlılığın devamı için vazgeçilmez fonksiyonlar
yüklenen toprak insan için korunması gereken değerli bir varlık olup
kirletilmemesi için gerekli önlemlerin alınması zorunludur. Ayaklarının altındaki toprakları yok olup
giden toplumlar ayakta duramazlar.&nbsp; Bu
vatan kaybetmekle eş anlama gelen ulusal bir felakettir.</p>
<p>İnsanın Yaşam Yolculuğunda Kat Ettiği
Aşamalar</p>

<p>İnsanın insan olma süreci ile başlayan ve
birisinin birisinden daha fazla pay almasını sağlayan ve bu yolu binlerce yılık
yaşamda müşterek oranda yaşama savaşının geldiği nokta olarak görüyorum. Sanayi devrimi ve buhar makinasının
keşfedilmesinden bu yana 200, Wright Kardeşlerin ilk uçak deneyi ile başlayan
insanın uzaya açılma sevdası ancak 66 yıl sonra gerçekleşmiştir. <b>Ve insanoğlu ateşin icadından bu yana bilim
ve teknolojide yaptığı gelişme ve yıkımı, son altmış yılda ikiye katlamış ve
teknik deyimle dünya artık bu yükü taşıyamaz duruma gelmiştir. </b>İnsanın son
100 yıllık küçük bir noktasal zaman dilimi içerisinde yaşamı için 10 milyar
yıllık ömrünün yarısına gelmiş dünya yaşamını alt üst etmesi ve hâlâ da bundan
vazgeçmemesi dünya gözünden büyük bir bencillik, aç gözlülük ve haksızlık olarak
görülmektedir. </p>

<p>İnsanlar ve tüm diğer canlılar daha uzun süre
yaşamak, ölümlerini geciktirmek için büyük çabalar harcamaktadır. Bu çabalarında
insan aklının ve düşüncesinin günümüze getirdiği insan hakları ve
sürdürülebilir yaşam kavramlarını da doğmuştur. Bunun için diğer canlıların
yaşamlarını inceliyor, ilaç geliştiriyor. Doğal olarak bunların hepsinin bir
bedeli de bulunmaktadır ki çoğunlukla olumsuz etkiler doğal yaşama zararda
verebilmektedir. İnsanın yaşamı kolaylaştırmak, ömrünü uzatmak için verdiği
büyük çabaların sonucunda başta gelişmiş ülkelerin insanlarına sağladığı daha
fazla ilaç, beslenme ve kolaylaştırıcı teknoloji sayesinde 20-30 yıllık bir
daha uzun yaşam olanağı yakalandı. Ancak belirtildiği gibi doğada ciddi
tahribata uğradı. Yine batıda
artan çevresel tehditlere karşı gerek bilim insanları ve gerekse sivil toplum
kuruluşları ve gençlik örgütleri hızla harekete geçerek bilimsel ve sosyal
tedbirlerin alınmasına önayak olmuşlardır. İnsanlığın ortak malı olan ve hepimizin geleceği olan sınırlı alandaki
tarım toprakları mutlaka korunmak zorundadır. </p>

<p>İnsan hakları ve
sürdürülebilirlik her şeyden önce doğuştan sağlıklı yaşam, eğitim eşitliği,
kadın erkek eşitliği, kadınların, çocukların korunması ile başlanmalıdır. Bu
nasıl sağlanabilir? Buna yanıt maalesef bugüne kadar başta Birleşmiş milletler
olmak üzere birçok ulusal ve uluslararası örgütlerin söylemlerinin ötesine
geçemedi. <b>Sürdürülebilir kalkınma:
‘Herkesin temel gereksinimlerini ve daha iyi bir hayatla ilgili beklentilerini;
gelecek kuşakların da kendi gereksinimlerini karşılayabilme olanaklarını yok
etmeden karşılamak olarak’</b> tanımlanıyor. Temel gereksinimlerimizin
karşılanması yaşamı uzattığı ve yaşamın niteliğini arttırdığı doğru. Ancak bu
temel gereksinimler nelerdir: İş, barınma, giyim, su ve besin elementleri nasıl
sağlanacak herkese nasıl ulaştırılacaktır. Dünyanın kuzeyinin hem nüfus
kontrolü yüksek hem üretim kapasitesi yüksek ve hem de ulaşım hızlı bunun
tersine güney yarım kürede nüfus fazla, üretim yetersiz ulaşım ise çağın
gerisinde hantal. Bu gün dünyada sürdürülebilir bir yaşam için gerek ulusal
ölçekte gerekse ve özellikle küresel ölçekte kalkınma sınırının başını ABD ve
müttefiklerinin çektiği gelişmiş G-8’ler ve ulusal ölçekte h<b>âkim sınıflar ve iktidarların yürüttükleri
politikalardır. Bütün bunların yarattıkları etki küresel ekolojideki yansıması
ise son fatura olmaktadır. </b>Sınırlar koymanın ekolojik sınırlara uygun
olması gerektiğini gösteren kanıtlar giderek artıyor. Hava, su, toprak
kirleniyor; küresel ısınma son on yılda en yüksek seviyelere gelmiş durumda.
Dünya giderek ısınıyor, ozon tabakası deliği, asit yağmurları bütün dünyanın
tümden artık yaşanılamaz duruma geldiğini göstermektedir. Yer yüzeyini elinde
tutan, yaşam bilinci ve felsefesiyle akıllı bir biçimde değerlendirmeye çalışan
ve zekâsı yani IQ (Intelligence Quotient)’sü yüksek olan akıllı insanların
yaşanılabilir bir dünya için çabaları bundan böyle duygusal zekânın
(EQ-emotional Quotient) ekolojik konulardaki uygulamalarını ekolojik zekâları
(EcoQ-Ecological Quotient) belirleyecektir. Ya toptan küresel ekolojinin yasalarına
uyulacak ya da toptan yok olmaya doğru gidilecek. Bakalım hangi zekâmız daha
üstün gelecektir. Bu anlamda ekolojik akıl salt her şeye karşı gelmeyi değil
ekolojik akıl ile ekonomik aklı ekoloji sınırlarına çekmek ve sürdürülebilir
bir kalkınma önermektedir. Salt her şeyi kar güdüsüne ve benmerkezciliğe karşı
yönetmemektedir. Bunun için gelişmiş ülkeler kendilerinin kalkınmasını
durdurmaları hatta geriletmeleri, örneğin karbondioksit salınımlarını % 5
azaltmaları gerekiyor. Başını ABD, İngiltere, Kanada, Japonya ve Avustralya’nın
çektiği kalkınmış ülkeler bunu yani kendi kalkınmalarının azalmasını
reddediyorlar ve beraberinde az gelişmiş ülkelerin kalkınmasını pek
istemiyorlar. Çünkü az gelişmişler de gelişmişler kadar kalkınırsa dünyanın
sonu erken gelebilir. </p>

<p>&nbsp; Sınırlı doğal
kaynaklara sahip dünyamızda artan çevre kirliliği faktörleri artık çevreyi
temizlemesini bilen yeni teknolojiler ve politikaları geliştirmek zorundayız.
Plansız programsız, basit kar güdüsü ile hareket etmek yerine doğayı ve insanı
ön plana alan yaklaşımları sürdürülebilir bir yaklaşımla kullanmak daha akılcı
ve zorunludur. Şu ana kadar yok olan ormanların, kirlenen suların ve katledilen
torakların geri gelemeyeceği gerçeğinden hareketle en azından bundan sonrası
için, geriye kalanların da yerinde korunması geliştirilmesi sürdürülebilirlik
ilkesi içerisinde yaşatılması için gerekli önlemler alınmalıdır. Koruma bilinci
ile çevre sorunlarının ortaya çıkmadan önlenmesi, ekosistemlerin sahip olduğu
biotik ve biotik olmayan unsurlarının nitelik ve niceliklerinin korunarak,
sürdürülebilir şekilde yaşatılması bütün dünyada çevre faaliyetlerinin temel
amacı haline gelmiştir. </p>
<p><b>Çevre Bilinci ve
Para Bilinci Arasındaki Paradoks</b></p>

<p>İnsanın tarım yapmaya başlaması ile doğal
çeşitlilik artık yerini tek çeşitliliğe yani mono kültüre bırakmıştır. Buğday
ve diğer nişastalı bitkileri yetiştirmek için zamanla toprak daha yoğun
işlenmeye ve günümüzde de daha fazla gübre kullanılmaya başlandı; nihayet bu
yoğun girdi sonucu sular ve atmosfer kirlendi ve nihayet topraklar da kirlendi.
Hızla büyüyen kentler, tropikal ormanların tahribatı, denizlerin ve ırmakların
kirlenmesi, ozon tabakasının incelmesi, küresel ısınma ve asit yağmurları artık
dünyanın giderek yaşanamaz bir duruma geldiğinin göstergesi olarak kabul
edilmektedir.&nbsp; Bir anonim söz <span>“</span>Ormanlar insanlardan önce vardı,&nbsp;
fakat çöller insanlardan sonra meydana gelmişlerdir”. İnsanın kar
hırsına dayalı yanlış toprak-bitki yönetimi maalesef toprakların % 20’i kadarı
bozunuma uğramış, kalitesi düşük ve verimsizleşmişlerdir. </p>

<p>Dünyada gıda üretimi endüstrileşti ve gıdaların tadı tuzunun kaçtığı
konusunda çokça eleştiriler yapılıyor. Alternatif olarak organik tarım, iyi
tarım uygulamaları ile gıda üretimi yapılmaktadır. İnsan daha çok kar elde
etmek için tavukların yumurtlama mekanizması ekseninde yapay ışıklandırma ile
kandırılan tavukların ürettiği yumurtanın artık kalitesinin olmadığı ve
yarardan çok zarar verdiği sıkça tartışılıyor.</p>

<p>Doğal çeşitlilik etkinsel çeşitlilik olup
doğal dengenin sürekliliği için mutlaka gereklidir. Darvin’in karşı karşıya
bulunan iki dağdaki bazı gagalı kuşların farklılığı iki faklı coğrafyadaki
insanların da her yönüyle birbirinden faklı olmaları doğaldır. İki farklı
bölgedeki insanın yaşamı algılayışları birbirinden farklı olduğu gibi doğadaki
bitkilerin farklı topraktaki davranışları da farklı olmaktadır. Fakat
küreselleşme olgusu bu anlamda doğal ve etkinsel çeşitliliği tehdit ederken
tekdüze, donuk bir sistem önermektedir. En tipik örneği son yıllarda dünyayı
kasıp kavuran kısırlaştırılmış tohumların bütün dünyada aynı şirketler
tarafından aynı marka adı altında satılmasıdır. </p>

<p>Çok uluslu şirketlerin eline geçen gıda denetimi ve tohum kontrolü
ciddi bir konu olarak tartışılıyor. Dünyanın tohumları monopoller tarafından
tekelleştirildi. Bizlerde maalesef tohum yasasını uzun erimli olası risklerini
anlamadan kuzu kuzu imza koyarak süreci kabul ettik. Toplum bunu bilmeye bilir
ancak çok uluslu şirketlerin tekeline aldığı bazı bitkilerin terminatör
tohumlarının yeniden üretilememesi doğal olarak tohumda dışa bağımlılığı
doğurmaktadır. Bence dünyanın geleceği açısından artık savaşların silahla
yapılmasına gerek yok artık tohumu eline geçiren dünyayı daha rahat kontrol
edecektir.</p>
<p><b><span>Çevreye
En Çok İnsani Çıkar İlişkileri Zarar Vermektedir</span></b></p>

<p><span>Kıyıların betonlaştırılması, kalabalık
kentlerin atık sularının yeterince arıtılmadan denizlere boşaltılması,
ırmakların göllerin kirletilmesi, ormanların ranta kurban edilmesi insanın
çıkar ilişkisi ve bilgisinin sonucu gerçekleşmektedir. Birçok ülkelerin anayasalarında
yer alan çevre-orman ve toprak kullanımı ile ilgili yasaların yine ilgili
yönetimler tarafından kamu yararı var diye işletilemez olmasının verdiği ciddi
zaralar doğanın yaşam alanlarını daraltmaktadır. Ayrıca çevre koruma adı
altında yapılan faaliyetler içinde iyi niyetle hazırlanması beklenen Çevre Etki
Değerlendirme (ÇED) raporlarının küçük çıkar ilişkilerine kurban edilmesi,
siyasi beklentiler, nepotist manipülasyonlar ile hazırlanması ayrıca çevre
adına etik sorunlar olarak doğaya insan eliyle zarar verilmekte olduğu sıkça
şikâyet konusu olmaktadır. </span></p>

<p>Günümüzde başta batı
ülkelerinde yaşanmaya başlayan p<span>ara ve </span><span>güç (</span><span>iktidar</span><span>)</span><span> hastalığı
ilişkisinin ne tür </span><span>çevresel </span><span>sorunlar
yarattığı ortada. Yaşamı bütünlüklü anlayanlar için “para ve iktidar” her şey
olmadığı </span><span>yaşam
biçimleri ve tüketimleri ile </span><span>açıktır.
Bir kez bu olgu anlaşılırsa ve para ve iktidarın her şey olmadığı kavranırsa
insanlık daha rahat eder</span><span>ler. B</span><span>irbirleriyle çok
daha iyi bir diyalog kurabilirler ve birbirlerini daha iyi anlarlar. Böylece
karşılaştığı sorunları </span><span>yargılamadan önce anlamaya çalışır. Hatta ekoloji felsefesi
bakış açısı ile sorunların</span><span> üstesinden
gelebilir</span><span>ler</span><span>.
Bugünkü dünyada yaşamın yasalarını anlayan ve anlamayan toplumların sahip
olduğu yapı belirliyor. Bizde felsefenin sorgulayıcı tekniğini öğrencilerimize
kavratarak sorunlarının üstesinden gelebiliriz.</span></p>

<p><span>İnsanlığın para ve
iktidar hırsı çevre konusunda yarattığı tahribatın oluşturduğu iklim
değişimleri insanlığı ve yaşamı hepimiz için zora sokmaktadır. İklim ve çevre
konusunda da bilinçli olmamız için temel eğitim ve sorgulayıcılığı mutlaka
benimsememiz gerekiyor. İklim değişimleri ve çevre sorunları, bireysel ve de
toplumsal bazda bütünlüklü olarak ulus üstü bir yaklaşımla ele alınmalı. Çevre
ve iklim değişimlerinin hepimize kısa sürede öğrettiği gerçek farklı
coğrafyalardan, devletlerden, kültürlerden ve geçmişlerden geliyoruz ancak
iklim değişimlerinin etkisi hepimizin yaşamını tehdit etmektedir. </span></p>

<p>Albert Schiweitzer’in dediği gibi “Aya ulaşma umutları
içerisinde ayaklarının dibinde açan çiçekleri göremeyen insanlardır”. Düşünen
insan, homo insapiens (düşünmeyen insan) diğer inşalar yerine de düşünmelidir.
Bizim hedefimiz sadece onlara değil bugünün ve geleceğin kuşaklarına duygusal
ekolojik akıllarını kullanmayı öğretmektir. </p>
<p><b>Doğanın Felsefesi
Kavranmadan Çevre Korunamaz</b></p>

<p>Çevre canlıların yaşamı boyunca ilişkilerini
sürdürdüğü dış ortamdır. <span>Ülkelerin ve kültürlerin sınırlarını insanlar
çizebilir ancak oksijenin, karbondioksitin, yağmurun, fırtınanın ve börtü
böceğin sınırı yoktur. </span>Hava
su ve toprak bu çevrenin fiziksel unsurlarını, hayvan, bitki ve
mikroorganizmalar ise biyolojik unsurlarını teşkil etmektedir. Oluşa(n)cak her
hangi bir olumsuz etki ve bunun biyolojik unsurları hayat aktivitelerini
olumsuz yönde etkilemeleri çevre unsuru ile ilişkilendirildiği için çevre kirliliği
olarak adlandırılmaktadır. Olayın toprak-bitki-su ekseninde gelişmesi ve
doğrudan insana yansıması ise insanlara besin maddeleri ve ham madde sağlamak
amacı ile bitkisel ve hayvansal varlıkların biyolojik üretim yeteneklerini
planlı ve yönlendirilmiş şekilde kullanımı ise tarım olarak tanımlanmaktadır. <span>Ekolojinin-doğanın kendi
yasaları vardır. Bu yasalar insanı da kapsamaktadır. İnsanında bunları anlaması
ve oluşan bilince göre yaşaması beklenir. </span>Tarım ilk üretim şeklidir ve gelişen teknolojik ve
kimyasal etkilere rağmen, biyolojik olaylara ve doğa bütçesine bağımlıdır. </p>

<p>Doğal olaylar ise yağış, sis, deprem gibi doğal biçimde ortaya çıkan,
doğada yer alan olaylardır. Kendiliğinde var olan şeylerin bütünü ve bu bütünü
düzenleyen yasaların toplamıdır. Bir başka ifade ile bir şeyin, dışarıdan gelen
etkilere karşı gösterdiği tepkiyi belirleyen iç niteliği olarak belirlenir.
Doğa olayları ile ilgilenen, doğayı yakından izleyen, (sanat veya şey) felsefi
anlamda doğayı tutan kişilere de doğacı denir. <b>Doğa bilimi: ise canlı ve
cansız doğayı konu eden bilim dalıdır.&nbsp; </b>Biyosfer
en büyük biyolojik birim olup yaşam için gerekli tüm sistemlerin bir bütün
olarak değerlendirilmesini sağlar. <b><u>Biyosfer bütün etkileşimler sonucu
belirli bir denge esasına göre işlediği için dünyanın herhangi bir noktasında
meydan gelebilecek herhangi bir fiziksel ve biyolojik değişme bir başka bölgede
etkisini gösterecektir.</u></b> </p>

<p><i>&nbsp; </i><strong>Yaklaşık 200 yıl önce yaşayan alman filozofu
Goethe’nin diyalektik bakış açısı ileride olacak felaketlerin önceden görülmesi
için son derece önemlidir. Ne diyor Goethe <i><u>‘Doğada hiçbir şey tek başına
ve yalnız değildir. Doğada her şey; önündeki, ardındaki, üstündeki, altındaki,
sağındaki, solundaki şeylerle bağlantılıdır</u></i>’ diyor. Son derece öğretici
ve ders almamız gereken ve yaşamımız boyunca her olaya böyle bakmamız
gerektiğinin en güzel örneği. Bu öğretiyi dikkate alırsak zan ederim ki bir
taraftan gelişmemiz için gerekli enerji kaynağını buluruz diğer taraftan da
doğamızı ve sağlığımızı korumuş oluruz. Geleceği görmek için geçmişin
tecrübelerinden faydalanmak ve ileriye yönelik projeksiyonlar çizmek
zorundayız. </strong></p>

<p>Bu durum Kızılderili reis Seattle'in, 1854'te,
kendisinden toprak satın almak isteyen ABD Cumhurbaşkanına yazdığı mektupta
görülmektedir. Söz konusu mektupta toprağın insana değil, insanın toprağa ait
olduğu güçlü bir şekilde vurgulanmaktadır. Tabii beyaz adam toprağın ve suyun
kıymetini alınır ve satılır meta olarak gördüğü için sonunda her türlü yöntemle
gerek yerlileri öldürerek ve gerekse esir alarak baş etmiştir. </p>

<p>&nbsp;‘Şu gerçeği
iyi biliyorum. Toprak insana değil, insan toprağa aittir. Ve bu dünyadaki her
şey: bir ailenin bireylerini birbirine bağlayan kan gibi ortaktır ve birbirine
bağlıdır. Bu nedenle de: <i>dünyanın başına
gelen her felaket, insanoğlunun da başına gelmiş demektir.</i></p>

<p>Dünyaya gelen her bireyin bireysel ve toplumsal
sorumlulukları vardır. Toplumsal sorumluluklar, aileden başlayarak yaşamın
bütün alanlarında ulusal ve küresel sorumluluklara kadar gider; gitmelidir. <b>Birinci ve en temel sorumluluklar, bireysel
ve toplumsal yarar ve haklar tarafından belirlenmelidir. Her yurttaşın kendisi
ile birlikte </b>diğer canlıların yaşam haklarına da saygı göstermesi beklenir.
Her canlı için yaşamın anlamı kendine verilen biyolojik yaşam süresince
yaşamaktır. Bireysel sorumluluklarımızı iyi anlayabilmek için insanın kendini
tanıması gerekir. <b>İnsan kendini ancak
kendini saran gerçekleri bilerek ve öğrenerek tanıyabilir.</b> Yaşamın anlamı
ve amacı sadece yaşamak olmalıdır<b>.
Yaşamın anlamını bilmek içinde ölüm bilincine erişmek gerekir. </b>Seneca “ Ey
yaşam, senin bunca değerli oluşun ölüm sayesindedir”. Henry Fielding ise
Felsefenin büyük amacı insana ölmeyi öğretmektir”. Montaigne ise “Sizin bu
tadını çıkardığınız varlıkta yaşam kadar ölümün de yeri vardır. <b>Ölüm gerçeğini bilen insanlarda mülk edinme,
para kazanma isteği ve bunun için doğal kaynakları ve kendinden başka canları
sömürmek isteği yavaşlar ve kaybolur sanıyorum.</b> Horatius, ev, mal mülk,
yığınla tunç ve altın, vücudunda ya da ruhunda dert olan adamın yarasına hiç
ilaç olmaz. Bütün bu anlamlı ifadeler yaşamı bütünlüklü olarak doğanın bir
parçası olarak anlayarak yaşamı sürdürülebilir kılmaktır. &nbsp;</p>

<p>Felsefe,
yaşamın anlamını ve nedenini sorgulayan tüm bilimlerin anasıdır. Felsefenin bir
ikinci anlamı da ‘Yaşam Felsefesinde yatar. <b>Yaşam felsefelerinde ölüm gerçeğini bulundurmayan insanlar kendilerini
tanımıyor oldukları gibi dünya üzerindeki diğer yaşamları ve ölümleri de
tanımıyor ve onların haklarına saygısızlık ediyorlardır.</b></p>

<p>Şu anda en ciddi sorun
ülkemizin genel bir planını ve projesi yok. Türkiye arazi varlığının genel
sınıflandırması tam bilinmiyor. Yerleşkelerin bulunduğu alanların jeolojik ve
arazi kullanım planı bulunmamaktadır. Planlı gelişme ancak planlı yaşayan yetişkin
eğitilmiş toplumlarda mümkün görülmektedir. </p>
<p><b>Çevrenin ve Bilimin Sorunu
Felsefi Tartışma İle Aşılabilir</b></p>

<p>Felsefe doğası gereği irdeler, analiz eder, soru sorar, cevap arar.
Felsefe hiç bir zaman çok önce belirlenmiş ve değişmez olduğu belirtilen
görüşleri savunmaz. Felsefe devingenliği ve doğal çelişkinin içinden çıkan
bilgiye bakar. </p>

<p>Çevre ve iklim değişimleri konusunda felsefenin söyleyeceği çok şey
var. İnsanın doğa ile olan ilişkisi bugün tartışmaya açık ve insanın geçmişte
yaratıkları ile ciddi anlamda sorgulanması gerekiyor. </p>

<p>İnsan sorgulayan bir canlı olarak kendisini, çevresini ve nerden gelip
nereye gittiğini arayan yapısı ile kafası sürekli binlerce soru ve tartışmayla
meşguldür. Bu bağlamda çoğu zaman bunca sorunun altında yaşam zor gelebilir.
Ancak diğer taraftan sorgulamadan yaşamı olduğu gibi kabullenmek daha kolaycı
gelebilir. Prof. Dr. Ulu Nutku “ İnsan doğadan malzeme edinir, fakat bunu
yapmakla öyle böbürlenir ki, kendisini doğanın efendisi sayar” diyor. </p>

<p>Çevre ve iklim değişimi sorunları, bireysel ve de toplumsal bazda
doğadan yana anlayışlar ile ele alınmalı. Soruna ve çözüme 1854 yılında ABD
başkanı Frenklin Pierce mektup yazan Squamish kabilesinin reisi kırmızı derili
Reis Seattle “doğa insana ait değil, insanın doğaya aittir” yaklaşımı ile
aşılır. İnsan doğaya hâkim oldukça yapısını bozdu ve bugün çok daha şiddetli
çevresel sorunlar ile karşı karşıya kaldı. </p>

<p>Ancak bilim ve felsefe bu sorunun da felsefe ile çözülebileceğini
biliyor ve tartışıyor. Felsefe temelde yol göstericimiz içimizdeki ses
olacaktır. Eflatun “erdem ve mutluluğun felsefi bilgiyle gerçekleşeceğine
işaret etmişti”. Bütün yaşadığımız sosyal ve çevresel sorunlar ve bu
konulardaki bilimsel uğraşılar ancak özgür ortamda tartışılarak aşılabilir.
Varoluşumuzun temel sorularını irdeleyen felsefe aynı zamanda kişiye
kazandırdığı kritik düşünme ile bireyin özgürleşmesini de sağlamaktadır.</p>

<p>Burada ki mesaj net ve açık, yeryüzünün ortak
malın bir hissedarı olarak birbirimizi motive ederek, biz bilinci ile
karşılıklı saygı çerçevesinde bulunduğumuz coğrafyada yaşama şansı bulmak
mümkün. Buda biz bilinci ile işe sarılan önce doğanın yasalarını bütünlüklü
kavramış vasıflı kişil(ik)erle mümkün. Bazı dönemlerde bazı ulusların barış ve
huzur içerisinde yaşadıkları bilinir. Tabii buradaki Platonun dünyayı felsefe
bilen yöneticiler ve liderin yönetmesi ile olaylara bakış açısından geliyor
olması gerekir. Fakat tam tersi hareket eden korku salan, ben ne dediysem
doğrudur, ben yaptım bitti, ben padişahım diğerleri kul mantığının hâkim olduğu
durumlarda ise iç çatışmaların olduğu ve verimsizliğin arttığı doğanın ve
çevrenin para ve iktidar hırsına yenik düştüğü durumlar yaşanmaktadır. &nbsp;</p>

<p>İnsanın insan olma sürecinden bugüne kadar getirdiği birikimi
içerisinde paylaşımsız, benmerkezciliğin faturası maalesef olağan üstü
güzellikleri bazen bir anda yok etmektedir. Artan seller, doğanın tahribi, ozon
tabakasın delinmesi sonucu oluşan çevresel etkilerin hepsinin altında ben
merkezli yönetimlerin büyük etkisi ön plana çıkmaktadır.</p></p><p>
<p><span>5 Haziran 2020 Adana,
İbrahim<span> Ortaş Korona Günlüğü</span></span></p>

<p><br></p>
<br></p><br>
							
							&nbsp;
							<hr><span class="post-meta-comments"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=https://ibrahimortas.com.tr/blog-detay.asp?id=565"><i class="fab fa-facebook-f"></i>Paylaş</a></span>
							<br><span class="post-meta-comments"><a href="https://twitter.com/share" target="_blank" data-url="https://ibrahimortas.com.tr/blog-detay.asp?id=565"  data-lang="tr" ><i class="fab fa-twitter"></i>Paylaş</a></a>

							</div>  
							<div class="col-lg-3">
							<div class="widget  widget-tags">
                            <div class="tags">
							 <a href="blog.asp?tur=74">Çevre</a>
							
                            </div>
							</div>                              
							</div>
						</div>

                </div>   
            </div>
        </section>

   
<div class="footer-content">
      <div class="container">
        <div class="row">
          
		  
		  <div class="col-md-8"> 
            <!-- Footer widget area 2 -->
            <div class="widget">  


						<form  method="post"> <h1>İletişim</h1>
                            <div class="row">
                                <div class="form-group col-sm-3">
                                    <label for="name">Adınız Soyadınız</label>
									<input  aria-required="true" required class="form-control required" placeholder="Adınız Soyadınız" type="text" id="adsoyad" name="adsoyad" tabindex="1" maxlength="150">
                                     <label for="email">E - Posta</label>
                                    <input  aria-required="true" required placeholder="E - Postanız" class="form-control required" type="email" id="eposta" name="eposta" tabindex="3" maxlength="100"> 
									 <label for="email">Telefonunuz</label>
                                    <input  aria-required="true" required placeholder="Telefonunuz" class="form-control required" type="text" id="ceptel" name="ceptel" tabindex="2" maxlength="15"> 
									
                                </div>
                                <div class="form-group col-sm-9">
                                    <div class="form-group">
                                    <label for="message">Mesajınız</label>
                                    <textarea aria-required="true" required name="icerik" rows="5" class="form-control required" placeholder="İçeriği yazınız"></textarea>
                                </div>
								<img src="guvenlik.asp" alt="Güvenlik Kodu Resmi Yüklenemedi" id="guvenlik" />&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="javascript:guvenlikyenile();"><font color="#FF6600">Kodu Değiştir</font></a>
                                    <input required placeholder="Güvenlik Kodu" type="text" id="gk" name="gk" tabindex="3" maxlength="4" class="form-control input-lg">
                                </div>
                            </div>
							

                         
								
                            <button class="btn btn-primary" type="submit" ><i class="fa fa-paper-plane"></i>&nbsp;Gönder</button>
                        </form>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>		 
	
        <!-- Footer -->


<footer id="footer">
            <div class="footer-content">
                <div class="container">
                    <div class="row" style="background-image: url('images/world-map-dark.png'); background-position: 50% 20px; background-repeat: repeat-x">
                        <div class="col-md-4">
						<iframe src="https://www.google.com/maps/embed?pb=!1m18!1m12!1m3!1d1592.0016611110736!2d35.35919519658733!3d37.057404008126014!2m3!1f0!2f0!3f0!3m2!1i1024!2i768!4f13.1!3m3!1m2!1s0x15288dc56e005e67%3A0xd4a5074295a90c96!2sZiraat%20Fak%C3%BCltesi!5e0!3m2!1str!2str!4v1752756698806!5m2!1str!2str" width="100" height="200" style="border:0;" allowfullscreen="" loading="lazy" referrerpolicy="no-referrer-when-downgrade"></iframe>
						</div>
						<div class="col-md-4">
							<div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="icon-phone"></i></a>
                                </div>
                                <h3>İletişim</h3>
                                <p><strong>Tel:&nbsp;</strong><a href="tel:+90 5337692415 ">+90 5337692415 </a>
								<br><strong>Faks:&nbsp;</strong><a href="tel:"></a>
                                    <br><strong>E-Posta:&nbsp;</strong><a href="mailto:info@ibrahimortas.com.tr">info@ibrahimortas.com.tr</a> 
                                    <hr>
                                </p>
                            </div>
							<div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="icon-clock"></i></a>
                                </div>
                                <h3>Çalışma Gün / Saatleri</h3>
                                <p><strong>Hafta İçi</strong>
                                    <br>08:00 - 19:00</p>
                                <p><strong>Cumartesi</strong>
                                    <br>09:00 - 17:00</p>
                            </div>
                        </div>
						<div class="col-md-4">
                                    <div class="widget">
                                        <div class="widget-title">Yönergeler</div>
                                        <ul class="list">

                                            <li><a href="sayfa-ayrinti.asp?dil=0&id=259">Gizlilik Politikası</a></li>

                                            <li><a href="sayfa-ayrinti.asp?dil=0&id=262">Çerez politikası</a></li>
 
                                        </ul>
                                    </div>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
            <div class="copyright-content">
                <div class="container">
                    <div class="row">
                        <div class="col-lg-6">
                            <!-- Social icons -->
                            <div class="social-icons social-icons-colored float-left">
                                <ul>
			<li class="social-instagram"><a target="_blank" href="https://www.instagram.com/iortas2018/"><i class="fab fa-instagram"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://maps.app.goo.gl/m2qyE98GZKLQt4po6"><i class="fa fa-map-marker"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://wa.me/905337692415"><i class="fab fa-whatsapp"></i></a></li>
		
								</ul>
                            </div>
                            <!-- end: Social icons -->
                        </div>
                        <div class="col-lg-6">
                            <div class="copyright-text text-center">&copy; 2025 ibrahimortas.com.tr</div>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
        </footer>
	        
        <!-- end: Footer -->
		
    </div>
    <!-- end: Body Inner -->
    <!-- Scroll top -->
    <a id="scrollTop"><i class="icon-chevron-up"></i><i class="icon-chevron-up"></i></a>
    <!--Plugins-->
    <script src="js/jquery.js"></script>
    <script src="js/plugins.js"></script>
    <!--Template functions-->
    <script src="js/functions.js"></script>

</body>

</html>