

<!DOCTYPE html>


<html xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml" lang="tr" xml:lang="tr">



 <head> 

<meta http-equiv="Content-Language" content="tr">
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=windows-1254">
 
 

    <meta name="viewport" content="width=device-width, initial-scale=1" />





<meta name="rating" content="All" />
<meta name="robots" content="index, follow" />
<META NAME="AUTHOR" CONTENT="Erkan TİYEKLİ">

<meta name="Dmoz" content="" />
<meta name="Yahoo" content="" />
<meta name="Altavista" content=""/>
<meta name="Scooter" content="" />
<meta name="robots" content="" />

<META HTTP-EQUIV="Copyright" CONTENT="Copyright Â© ">
<META NAME="description" CONTENT="">
<META NAME="keywords" CONTENT="">






<link rel="apple-touch-icon" sizes="180x180" href="/apple-touch-icon.png">
<link rel="icon" type="image/png" sizes="32x32" href="/favicon-32x32.png">
<link rel="icon" type="image/png" sizes="16x16" href="/favicon-16x16.png">
<link rel="manifest" href="/site.webmanifest">


    <!-- Document title -->


    <title>Eğitimde Paradigma Değişimi: Öğretmeden Öğrenmeye</title>

    <!-- Stylesheets & Fonts -->
    <link href="css/plugins.css" rel="stylesheet">
    <link href="css/style.css" rel="stylesheet">

</head>

<body>
    <!-- Body Inner -->
    <div class="body-inner">

        <!-- Topbar -->
	

		 <div id="topbar" class="d-none d-xl-block d-lg-block">
            <div class="container">
                <div class="row">
                    <div class="col-md-6">
                        <ul class="top-menu">
                            <li><a href="tel:+90 5337692415 "><i class="icon-phone-call"> </i> +90 5337692415 </a></li>
							<li><a href="mailto:info@ibrahimortas.com.tr"><i class="icon-mail"> </i> info@ibrahimortas.com.tr</a></li>
                        </ul>
                    </div>
                    <div class="col-md-6 d-none d-sm-block">
                        <div class="social-icons social-icons-colored-hover">
                            <ul>
			<li class="social-instagram"><a target="_blank" href="https://www.instagram.com/iortas2018/"><i class="fab fa-instagram"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://maps.app.goo.gl/m2qyE98GZKLQt4po6"><i class="fa fa-map-marker"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://wa.me/905337692415"><i class="fab fa-whatsapp"></i></a></li>
			
                            </ul>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
        </div>
		
		
        <!-- end: Topbar -->	
	
        <!-- Header -->
        <header id="header">
            <div class="header-inner">
                <div class="container"

                    <!--Logo-->
     

                    <!--Logo-->
                    <div id="logo">
                        <a href="default.asp?dil=0">
                            <span class="logo-default"><font size="4" class="logoslogan">Prof. Dr. İbrahim Ortaş</font><img src="images/logo.png" height="30"></span>
                            <span class="logo-dark">Prof. Dr. İbrahim Ortaş</span>
                        </a>
                    </div>
                    <!--End: Logo-->




<script async src="https://cse.google.com/cse.js?cx=c5ac765fc9c9740e8"></script>


							<div id="modalShop" class="modal no-padding" data-delay="2000" style="max-width: 700px;">
                                <div class="row">
                                    
                                    <div class="col-md-12">
                                        <div class="p-40 p-xs-20">
											<div class="gcse-search"></div>
                                        </div>
                                    </div>
                                </div>
                            </div>					
                    <!-- end: search -->
                    <!--Header Extras-->
                    <div class="header-extras">
                        <ul>
                            <li>
                                <a href="#modalShop" data-lightbox="inline" > <i class="icon-search"></i></a>
                            </li>
                            <li>
                                <div class="p-dropdown">
                                    <a href="#">
									<image src="images/Turkey.png" width="20">
                                    <ul class="p-dropdown-content">
                                        <li><a href="blog-detay.asp?dil=0&id=598"><image src="images/Turkey.png" width="20"></a></li>
                                        <li><a href="blog-detay.asp?dil=2&id=598"><image src="images/United-Kingdom.png" width="20"></a></li>
										<li><a href="blog-detay.asp?dil=3&id=598"><image src="images/germany.png" width="20"></a></li>
                                    </ul>
                                </div>
                            </li>
                        </ul>
                    </div>
                    <!--end: Header Extras-->
                    <!--Navigation Resposnive Trigger-->
                    <div id="mainMenu-trigger">
                        <a class="lines-button x"><span class="lines"></span></a>
                    </div>
                    <!--end: Navigation Resposnive Trigger-->
                    <!--Navigation-->
					<div id="mainMenu">
                        <div class="container">
                            <nav>
                                <ul>
									<li class="dropdown-submenu"><a href="sayfa-ayrinti.asp?ID=267&dil=0">Özgeçmişim</a></li>
                                    <li class="dropdown-submenu"><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?dil=0">Bilimsel Çalışmalar</a>
                                        
                                         <ul class="dropdown-menu">
                                          <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Bilimsel_Makale=1&dil=0">Bilimsel Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?SCI_Makale=1&dil=0">SCI Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Indeksli_Makale=1&dil=0">İndeksli Makaleler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Kongreler=1&dil=0">Kongreler</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Konferanslar=1&dil=0">Konferanslar</a></li>
									      <hr>
										  <li><a href="bilimsel-calisma-ayrinti.asp?Soylesiler=1&dil=0">Söyleşiler</a></li>
									      <hr>
										 
									     </ul>   								
									</li>
									<li><a href="kitaplar-ayrinti.asp?dil=0">Kitaplarım</a></li>
									<li><a href="Projeler-ayrinti.asp?dil=0">Projeler</a></li>
									<li><a href="videolar.asp?dil=0">Videolar</a></li>
									
									<li><a href="iletisim.asp?dil=0">İletişim</a></li>
									<li><a href="blog.asp?dil=0">Günlük Yazılar</a></li>
								</ul>
                            </nav>
                        </div>
                    </div>
									
						
                    <!--end: Navigation-->
                </div>
            </div>
        </header>
        <!-- end: Header -->			
        <!-- end: Header -->




     <section class="parallax text-light" style="border-bottom: 4px solid #f9b338;" data-bg-parallax="images/slider/banner6.jpg">

     </section>
        <!-- end: SECTION FULLSCREEN -->
		<section class="background-grey">
            <div class="container">
                <div class="row  m-b-50">
                    <div class="col-lg-12">

                        <div class="heading-text heading-section">
						<h2>Eğitimde Paradigma Değişimi: Öğretmeden Öğrenmeye</h2>
                        </div>
                    </div>

                        <div class="row">
                            <div class="col-lg-9">
							<img src="blog/resimyok.png" height="200"><br>
							<p><p><b>Eğitimde Paradigma Değişimi:
Öğretmeden Öğrenmeye</b></p>

<p>Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Çukurova Üniversitesi, iortas@cu.edu.tr</p>
<p>Mark
Twain “Eğitim kafayı geliştirmek demektir. Belleği doldurmak değil” demektedir.</p>
<p><b>Eğitim Nedir?</b></p>
<p>

</p><p>Eğitim ve öğretim birbiriyle iç içe geçmiş ilişkilere
sahip olmakla birlikte farklı amaç, süreç ve alanları olan iki ayrı kavramdır. <span>Eğitim Danışmanı ve Davranış Bilimleri Uzmanı Nadir EYİNNEN</span></p>

<p></p>
<p>Eğitimi ve amacını şöyle açıklıyor “<b><u>bireyin bilgi ve yeteneğine göre üretici nitelikler taşıyan
davranışlar kazandırılmasıdır”</u>. </b>Bu da anne karnında başlar ve ölünceye
kadar devam eder diyor. Eğitimde en önemli oldu “<b><u>üretici nitelikler taşıyan davranışlar kazandırmak</u>!”</b> ve&nbsp; <b>“<u>bireyin
bilgi ve yeteneği ”konusunu ön plana çıkarmaktır. </u></b>&nbsp;Eğitimde kişinin öğretilemeyen kendi
özelliklerini yansıtır. Doğumla başlar aile ve çevreden kazandıkları ile
zamanla şekillenir. Öğretim ise kişinin eğitim süreci ile başlayan ve zamanla
değişik kişi ve ortamlardan gelişerek beslenen bir süreçtir. Bu nedenle aile ve
okul dahil çevre faktörleri içinde bulunduğu maddi ve manevi faktörlere
eğitimde belirleyici rol oynamaktadır.</p>

<p>Öğrenmede kişi bilgiyi alır, eğitimde ise, aldığı bilgiyi kullanarak
kalıcı hale getirilmesi yolu ile sağlanır. Nadir Eyinnen’e göre “öğretimle elde
edilen bilginin kalıcı olması ve geliştirilebilmesi için eğitim zorunludur”. Bu
tanımlamalara bakıldığında bugün öğretim yapıldığı ancak eğitimin yapılmadığı
açıkça ortaya çıkmaktadır. Çünkü sistem kişiyi üretici konumdan çok tüketici
konuma getirmiştir. Üretmeyen, ürettiğinin bilincine ve zevkine varmayan
kişinin mutlu olması ve öz güvenli olması da beklenemez.</p>

<p>Eğitimci Celil Altın (CBT, sayı 1074), “Eğitimin amacı, bireyleri
yaşama hazırlamaktır. Okulda kazandırılan bilgilerin, yaşam sorunlarına
transferi sağlanmadıkça, o okul görevini yapmıyor demektir” diyor. Vecihi
Timuroğlu ise “Benim için eğitim, yaşamın tümünü kapsayan bir etkinliktir.
Yaşamın değişimine koşut eğitim, sürekli değişimi ifade eder. Şu halde,
eğitimci sürekli değişimi yaratacak yöntemleri düşünmeli, salt uygulamamalı,
yaratmalı da.” diyor.</p>
<p>Şimdilik dünyada en başarılı eğitim veren ülke
olarak bilinen Finlandiya’da eğitimin amacı</p>

<p>“ÖĞRENCİYE BİLGİ VERMEK DEĞİL, ÇOCUKLARIN NE
BİLDİĞİ DEĞİL. ONLARIN SAĞLIKLI GELİŞİMİNİ SAĞLAMAK ASI AMAÇTIR”</p>

<p>Eğer eğer çocuğu ruhen ve bedenen sağlıklı yetiştirilebiliyorsa
kişinin öğrenmesi de sağlıklı gelişecektir. </p>

<p><b>Günümüz Türk Eğitim Sistemi İle İlgili Bazı Saptamalar</b></p>

<p>Türkiye’de
bugün eğitimin tamamen çökertildiği geniş bir kesim tarafından genel kabul
görmektedir.</p>

<p>Eğitim
gittikçe özelleşiyor, bu da beraberinde varsılların ve yoksulların gittiği
okulla yaratıyor imajı oluşturuyor. Bir diğer ifade ile parası olan bundan
böyle eğitimden daha çok yararlanacak ve üniversite ve lisansüstü eğitime ancak
parası olanlar ulaşabilecek, diğerleri maalesef bu imkâna çok sahip olmayacak. Eğitim sistemimiz bugün Erdal Atabek (19
Eylül 2005 Cumhuriyet Gazetesi) belirttiği üzere “Parası olana daha iyi
eğitim… Parası olana daha iyi sağlık hizmeti… Devletin görevi de parası olana
hizmet midir? anlayışına indirgenmiştir”. Buda eğitim anlamında “yeni gettolar”
yaratılıyor olacaktır. </p>

<p>Eğitimin
günümüzde geldiği durum kişinin kendini gerçekleştirme, yaşamı anlaması ve
ülkeye nitelikli insan yetiştirmek yerine tamamen sınavı kazanmaya endeksli bir
konumdadır. Buna bağlı olarak her aile doğal olarak benimsemese bile çocuğunu
dershaneye veya daha iyi eğitim için özel okullara göndermek zorunda
kalmaktadır. Üstüne bir de dershane kıskacı içinde çocukları okuldan dershaneye
ve özel öğretmen taşımak zorunda kalmaktadırlar. Öğrenciler sınav, dershane ve
servis aralığına sıkıştırılmışlardır. Hiçbir çocuğun güzel sanatlar, estetik,
yaratıcılık duyguları gelişmektedir. Bu durum eğitimi çıkmaza sokmuştur. Toplumu da, okulu da kurtarmak gerekiyor. Ne
de çağa ve aydınlığa açmak; kısaca onu aydınlanma hareketimizin doğrultusunda
yeniden “bağımsız, demokratik ve laik bir toplum” yaratma hedefine
yöneltmek ve böylesi bir toplumu yaratacak insanları, “fikri hür, vicdanı hür”
kuşakları yetiştirmektir (Prof. Dr.
Server Tanilli: Nasıl Bir Eğitim Sistemi İstiyoruz, Adam Yayıncılık, 2004).</p>

<p>Süleyman Demirel Üniversitesi ve Yeni
Kuşak Köy Enstitüleri Derneği arasında Isparta’da yapılan çaşıtayda aşağıdaki
kararlar alınarak eğitime yeni bir bakış açısı kazandırmaya çalışıldı. Alınan
kararlardan bazıları;</p>

<p>1) Günümüz eğitim sistemi eşitsizlik, adaletsizlik ve güvensizlik
üretmektedir. Bunun başlıca nedenleri Köy Enstitülerinin kapatılması, öğretim
birliğinden uzaklaşılması, Cumhuriyet’in temel ilke ve değerlerinin içinin
boşaltılmasıdır.</p>

<p>2) Bugünkü eğitim sistemi; ezberci, hantal,
yenilenmeye, değişime kapalı, bilim dışı, katılımı dışlayan, öğretmen merkezli,
dayatmacı ve eleyicidir. İlköğretim okullarımızda uygulamaya sokulan yeni
öğretim programları eğitim sistemimizin nitelik sorunlarına yeterli yanıt
verememektedir. </p>

<p>3) Eğitim sistemimiz üretimden tüketime, kamusaldan özele, yurttaştan
müşteriye doğru başkalaştırılmış ve eğitim hak olmaktan çıkarılmıştır.</p>

<p>4) Ülkenin eğitim bütçesi yetersizdir. Var olan kaynaklar da dengesiz
dağıtılmaktadır.&nbsp; Okullarımızın fiziki
yapısı eğitimin özüne ve doğasına uygun değildir.</p>

<p>5) Türk Eğitim Sisteminin nitelikli öğretmen yetiştirme sorunu vardır.
Öğretmenlik bir meslek olmaktan çıkartılmış, saygınlığı ortadan kaldırılmıştır.</p>

<p>6) Öğrencilerimizin okulları ve öğretmenleriyle iletişimi bozulmuştur.
Öğrenciler çoktan seçmeli sınavlar, dersler ve kurslar arasına
sıkıştırılmıştır. İnsan olma, yurttaş olma, dayanışma, birlikte üretme,
paylaşma duygularından kopartılmıştır. Bunların sonucunda, programlardaki
sanat, kültür ve beden eğitimi derslerinin yetersizliği de şiddeti
arttırmıştır.</p>
<p><b>Eğitim En ciddi
Sorunu Özek Değil ve Kişiler Özgür Gelişmiyor</b></p>

<p>Eğitim
sistemimiz gün geçtikçe tökezlemekte ve ülkenin hiçbir soruna yarımcı
olamamaktadır. Bütün göstergeler ve PISA sonuçları sürekli eğitimde
gerilediğimizi ve aynı ekonomik büyüklükteki ülkeler ile kıyaslandığında son
sıralarda yer almaktayız. Hepsinden önemlisi öğrencilerimiz okuduğunu anlamakta
zorlanmaktadır (Ortaş, 2106).</p>

<p>Eğitim
sistemimiz yaratıcılık ve özgür düşünceye önem vermemektedir. Bu bağlamda çoklu
zekâya sahip veya çok yönlü düşünen nesiller yetiştirememekteyiz. Bu bağlamda
eğitim “yaratıcı drama” ve çoklu zekâ atölyeleri sistemi veya çocukları
doğrudan doğa ile iç içe eğitmek zorundayız. Öğrencilerin duygudaşlık ve etkin
iletişim kurabilme becerilerinin kazanılması sağlanmalı. Kişilik özelikleri
gelişmiş ve kendini ifade edebilmeli özeliği kazanmalıdır. Analiz-sentez ve
gözlem yapabilmeli ve buradan düşünce üretecek kapasiteye ulaşmalıdır.
Sorgulamayı ve kendi kendine öğrenme becerinse sahip olmalıdır eğitim sistemi. </p>

<p>2015
yılı Kimya Nobel ödülünü alana Prof. Dr. Aziz Sancar, Türkiye’de eşitlikçi
eğitim sisteminin uygulandığı 1950’li yıllarda okuma yazma bilmeyen bir ailenin
çocuğu olarak eğitim aldığını ve İstanbul Tıp fakültesinde ise Nobelli
kazanacak alt yapıyı aldığını belirtiyor. Demek ki geçmişte verilen eğitim ile
Nobel alınabiliyormuş. O zaman yeni bir yaklaşım ve yani bir değerler dizisi
gerekiyor.</p>

<p>Günümüzde eğitim
sistemimizin başarısız olmasının altında belki de en önemli sorun kişilerin ve
kurumları özgür ve özerk olmaması gösterilebilir. Öğrencilerin öğretmenler
tarafından soru sorması istenmediği, hatta basına yansıdığı gibi öğrencinin
aşağılandığı, ailede büyüklerin yanında soru sorulmaz kültürünün olduğu ortam
çocukları ruh sağlığının geliştiği ve aktif öğrenmenin gerçekleştiği pek
beklenemez. Finlandiya’da eğitim siteminin temel değerleri arasında öğretmen ve
öğrencinin özerkliği bulunuyor (Atalay, 2016). Eğitim sisteminde öğrenci
dinleniyor. Eğitim sisteminde öğrenci kafasına takılan veya merak ettiği soruyu
soramasa veya tatmin edici cevap alamasa doğal olarak disiplinsizliğe
yönelebilir. Bu bağlamda öğrencinin aktif hale getirilmesi ve öğretmenlerin
öğrencileri cesaretlendirmesi ve sorulan sorularda korkulmaması gerekir.
Öğrencilerin anlama kapasitesinin olduğunu kabul edip her türlü açıklamayı
uygun bir şekilde yapmak daha yaralı olacağı kanaatindeyim. </p>
<p><b>Paradigma Nedir?</b></p>

<p>Dünyanın
hiçbir yerinde hiçbir ülkenin bir mucize ile ayağa kalkması ve yaşama yön
vermesi mümkün değildir. Bugün gelinen durumda ülkemiz gibi gelişmekte olan ve
az gelişmiş ülkelerin sürekli bir sıçrama arayışı içinde oldukları
görülmektedir. Ancak bunun mevcut koşullarda gerçekleşmesi mümkün değildir.
Genellikle bizim gibi ülkeler eğer ayakları yere basan, bilim ve felsefenin
öngörüsü ile teknolojisini yaratmadan bir yerlere ulaşması sonucu sürekli
yumurta–tavuk örneğindeki gibi kısır ve avare kasnak ekseninde düşünmeye ve
tartışmaya başlarlar. Tartışmaların sonuç vermemesi zaman zaman çözümü kendi
dışımızda sihirli kurtarıcıda aramak gibi doğu toplumlarının bir alışkanlığı
bulunmaktadır. Bazen yabancı kaynaklı düşünceler bizlere hoş geliyor. Bunlardan
biri paradigma anlayışıdır. Bu sözcük son yıllarda moda deyim haline geldi. Tam
Türkçe karşılığı olmasa da çoğumuzun uzun zamandır kafamızdan geçirdiği bir
kavram. Bu bakımdan sözcük kendi özgün anlamından öteye ifadeler yüklenir
kafamızda. Şimdilerde her yerde paradigma sözcüğü ve değişikliğinden söz
ediliyor. "Paradigma değişikliğine ihtiyaç var” Paradigmasız Türkiye
ileriye taşınamaz" “Paradigma ve felci” gibi. Türk Dil Kurumu sözlüğü
paradigmayı; 'bilim adamlarının genelde kabul ettiği ortak anlayış' olarak
tanımlıyor. İkinci anlamı ise model (ortak anlayış ya da model). Başka bir
ifade ile paradigma<b>; </b>Sıradan
kullanımıyla paradigma sözcüğü, taklit edilebilecek ya da izlenebilecek tipik
bir örnek yada modeli ifade eder. Bir başka ifade ileparadigma, zihin haritası olarak değiştirmenin gereği
vurgulanıyor.Yeni kavram, anlayış,
strateji hepsi aynı çağrışımı yapmaktadır. Biraz da ileriye doğru yeni değişimi
veya atılımları anlatmaktadır. Yani her alanda bir şeyler değiştirilmeksizin,
yeni atılımlar yapmaksızın kurtuluşun olmayacağı ifade edilmektedir.</p>

<p>Pekâlâ,
nedir değiştirilmesi gereken anlayış ya da model? Şu anda herhangi bir
modelimiz var mı? Belirli kriterleri olan bir yapılanma var mı? Var da, kim
belirliyor bunun kriterlerini? Bütün bu konularda ortak bir anlayış var mı? Bu
ve benzeri sorgulamaları çoğaltabiliriz.</p>

<p>Var
olan bir anlayışın paradigmanın değişerek yeni bir paradigmanın oluşması
gerekir. Var olan bilinmeli, analiz edilmeli ve bunun üzerinden yeni paradigma
yaratılmalıdır.&nbsp; Paradigma değişimi
konusunda İsviçre’nin ünlü saat firması olan Swiss firması bir zamanlar dünya
saat pazarının en büyüğü ve tek başına dünya ticaretinin %80’ini elinde
tutuyordu. Ancak firmanın ürettiği dijital saati kendisi dünyaya tanıtmasına
rağmen çalışırken tıklama sesi duyulmayan bu saatleri barındıran yeni
paradigmayı kavrayamadığından veya klasik deyimle paradigma felcine (paradigma
paralysis) yakalandığından 1-2 sene içerisinde eski pazar payının tümüne
yakınını Japon elektronik saat firmalarına kaptırmıştır.&nbsp; Böylece saat üreten firma artık piyasayı
başka bir ülkeye kaptırmış oldu.</p>

<p>Bir
diğer örnek IBM firmasının kendi içinde yaşadığı teknolojik dönüşümdür.
Raflarından indirdiği ucuz ve standart ürünlerle son kullanıcılar için ilk
PC’yi oluşturan IBM, donanım ve yazılım alanında eski paradigmasında takıldığı
için yeni paradigmalarla ortaya çıkan bazı firmalar, örneğin PC donanım
satışında Dell ve yazılımda (işletim sistemi ekseninde) Microsoft kendi
ürettikleri paradigmalarla PC geliştirici bu firmayı geride bırakmışlardır. </p>

<p>Yukarıda
da belirtildiği gibi yeni paradigmaların çıkış zamanı da genellikle İsviçre
saat örneğinde olduğu gibi eski paradigmanın en güçlü olduğu zamanlarda ortaya
çıktığı bilinmektedir. Her iki örnekte bir şeyi buldum, başardım demek değil,
sürekli yeniliğe hazır olmak ve uyanık olmayı gerektirmektedir. Anadolu’da bir
söz vardır; su uyur düşman uyumaz. Sürekli uyanık olmak zorundayız. Osmanlı
çağının gerisinde kalarak yıkılmış ve onun devamı olan Türkiye Cumhuriyeti
halen bilim ve teknolojide batıya bağımlılıktan kurtulamamıştır. Acaba
nedendir?</p>
<p><b>Eğitim Sitemi Kendisini
Yenilemesini Bilmelidir</b></p>

<p>Her
sistem canlı bir varlık gibi kendisini sürekli yenilemek zorundadır.
Yenilenmeyen bir eğitim sitemi de elbette çağın gerisinde kalır. "Kendini
sürekli yenileyen düşünce sistemi" olması için kendini değişen çağın ve
değişen toplumun verilerine ve değerlerine açması gerekir.</p>

<p>Paradigma
bir anlamda herhangi bir alanda yerleşik yazılı ve yazılı olmayan tüm kurallara
ve uygulamalar bütününe verilen bir isimdir. Paradigma bir başka ifade ile bir
bakış açısının, bir modelin, kavrayış ve anlayışın adıdır. Bir paradigma, uzun
süren deneyimler ve başarısı kanıtlanmış süreçleri içerisinde barındırabilir.
Paradigma değişimini “Eski köye yeni adet getirmek” olarak görüyorum. Eğitim
sistemimize yeni bir yaklaşım getirilmesi gerekir bu da ancak bir anlayış
değişimi ile sağlanabilir. Ancak önerilen paradigmanın başarılı olacağı
garantisi yoktur. Yeni bir paradigma eski paradigmanın unsurlarını da
bünyesinde taşıyabilir. </p>

<p>Helen ortalama ülkenin eğitim ortalamasının 5,5-6
yıl olduğu ülkemizde köklü değişimleri beklemekte kolay değildir. Mevcut hali
ile eğitim sistemi değerler bilinci ve karakter inşa eden bir yapıda
değildir. Hepsinden önce temel bir hedefi ve amacı tam olarak belirtilmemiştir.
Bu durumu değiştirmek gerekir. Bu da
yeni bir paradigma ile olacaktır. Günümüz iletişim teknolojileri çağında dijitalleşen
günümüzde eğitim sistemini evrensel boyuta oturtmayan ve öğrencisini bu
doğrultuda isteklendirmeyen yapı gelişmeyecektir. </p>
<p><b>Ne Paradigma Değildir?</b></p>

<p>Eski
sistemi revize etmek değildir</p>

<p>Yeni
bir buluş yapmak değil</p>

<p>Okullarda
ders notlarını 5’lik sitem yerine 100 üzerinden not vermek değildir.</p>

<p>Yeni
karne şeklini değiştirmek değildir</p>

<p>Okulun
müdürünü değiştirmek, gibi geçici çözümler anlayış değişikliği değildir.</p>
<p>Eğitim
paradigması eğitime yeni bir yaklaşım getirmeyi içermelidir. Probleme dayalı
öğrenme sürecinde “Köy Enstitüleri Modeli” o dönemin önemli bir paradigmasıdır.
Başarılı olmuştur. Ancak siyasi tercihlerden dolayı yaşatılamamıştır. </p>
<p>Paradigma değişimi
temel üç eksende gerçekleşmesi gerekir. Şöyle ki; </p>

<p>Fiziki </p>

<p>Sosyal, düşünsel, </p>

<p>Eğitim Paradigma
başlıkları altında işlemek gerekir.</p>
<h4>Fiziki Alt Yapı Halen Çözümlenemedi</h4>

<p>Eğitim
alt yapımız ilköğretimden üniversiteye kadar her alanda mekân yetersizlik
sınıflar sorunu yaşamaktadır. Sınıflar çağdaş ölçütlere göre düzenlenmeli.
Bugün 3500 öğrencisi olan okulların bulunduğu bir ortamın eğitim için sağlıklı
olmadığı ortada. AB standartlarında bunun 800 kişiyi geçmemesi gerekiyor. 20
kişi olması gereken sınıflar 104 öğrenci ile yürütülmektedir (Gaziantep Düztepe
İlköğretim Okulu, NTV haber, 20 Eylül, 2006). Kamu okullarının tümünün önlerinde
betonla çevrilmiş büyükçe kuru peyzajsız alanlar, öğrencilerin sosyal ve
sportif faaliyetlerini yürütecekleri alanlarının olmaması insan gelişimi için göze
çarpan en ciddi eksikliklerdir. Okulların duvarları siyah-gri renk yapısı ile
insanın ruh hailini kısıtlayan bir yapıda olması ayrıca sorunlu. Okul
koridorlarında tek bir çiçek ve iç açıcı fotoğraf ve resmin olmaması ayrıca
genç beyinler için olumsuz fiziki ortamlardır. Kırsalda birleştirilmiş
sınıflarda eğitim yapılmakta olup bu pedagojik olarak da sakıncalıdır.
Okulların alt yapı yanında, bakım, personel, derslik, su ve elektrik sorunu
bulunaktadır. İstisnasın kamu okullarının tuvaletleri hijyen koşullarından çok
uzak konumdadır. Öğrenci başına kayıt ile birlikte 600 YTL ile 1 YTL arasında
harcama yapılmakta olup buda bireyler arasında sınıf farklılığı
oluşturmaktadır.</p>

<p><b>Eğitim-Siyaset-Ekonomi</b> arasındaki ilişki bir bütünlük içinde gelişmektedir. Paradigma
değişimi ancak anlayış değişimi ile sağlanabilir. Bireylerin değer yargıları,
davranış biçimleri, paradigmaları değiştirmeden, algılama yeteneklerini
geliştirmeden belirli konularda ilerleme sağlanamaz. Eğitmenlerin toplum
içindeki konumu ne yazık ki artık geliri ile yansımaktadır. </p>

<p>Türkiye’nin
eğitim sorunu temelde politika ve hedef belirleme ile sağlanabilir. Eğitim
sistemi en kısa sürede yeni paradigmasını belirlemek üzere harekete geçmelidir.
Adı üzerinden Milli Eğitim bakanlığı bakanlık düzeyinde siyasi temsili olmalı
ancak, talim terbiye ve eğitim kadrosu özerk olmalı ve liyakat sahibi kişilerin
yönetimine bırakılmalıdır.&nbsp; </p>

<p>Yeni
eğitim paradigması doğa ve insandan yana, ülkenin aydınlık geleceğine ufuklar
açacak yeni yaklaşımları içermeli. İnsanlarını öğrenmeye, araştırma ve
keşfetmeye hazırlamalıdır. </p>
<p><b>2. EĞİTİM PARADİGMASI NEDİR?</b><br>
Son zamanlarda eğitimde değiştirilmesi gereken paradigmanın milli eğitimi
özelleştirmekte aranmaktadır. Özel okullar, dershane, parası olanın eğitime
katkı yapması biçimindeki neo-klasik yaklaşımlar bir miktar taraftar bulmaya
başlamakla beraber halen devlet okullarına ve üniversitelerine olan ilgi çok
yüksek. Yeni paradigmayı eğitimi tabana yaymayı, çağına uygun insan yetiştirmek
için eğitim modellerini öğretmen, öğrenci sınıf kara tahta ekseninden çıkarıp
dinamik bir yapıya kavuşturmamız gerekir.</p>

<p>Türk
Eğitim sisteminde kendi kendine yetebilen insan unsurunun olmamasının temelinde
özgüven eksikliği bulunmaktadır. Özgüvenin olmamasının temelinde de kişinin
kendisini gerçekleştirememesi gerçeği yatmaktadır. Erken çağlarda elin ve
beyinin kullanılmasına müsaade etmeyen bir eğitim sisteminin bilim ve teknoloji
yaratması beklenilemez. </p>

<p>Kişinin
kendisini gerçekleştirmesi için elleri ile iş yapması ve yaptığı ile mutlu
olması gerekir. Bu da sorumluluk yüklenerek olabilir. Köy Enstitüleri modeli
bir fırsattı ancak ülkemiz bu fırsatı doğru zamanda ve koşulda
değerlendirememiştir.</p>

<p>Bu
anlamda eğitim mutlaka farkına varılabilirliği güçlendirmeli, bunun için el
becerileri, resim, beden, müzik gibi dersler öncelikli olarak işlenmelidir.
Kanada da yapılan araştırmada müzik eğitimi alan öğrencilerin hafıza
kapasitelerinin daha kapsamlı olduğu belirlenmiştir.</p>

<p>Finlandiya eğitim sistemi
son yıllarda başarılı bir eğitim sistemine sahip olmasına rağmen yeniden dijitalleşen
yaşam karşısında program değişikliğine yönelmiştir.</p>
<p><b>Öğrenmeye Ve Bilime Duyulan Tutku Nedendir?</b></p>

<p>Öğrenme
tutkusunun yaratılması işi önemli. Kim yapmalı? Devlet mi yoksa Özel sektör mü?</p>

<p>Goethe,
“Anlayamadığımız şeyler bizim olamaz” diyor. Anlamak ve anladığından
faydalanarak bilmediklerinin farkına varmak.</p>

<p>Bir
ülkenin geleceğinde eğitim önemli ve tek belirleyicidir. Eğitim gelecek<br>
&nbsp;kuşakları ve geleceğin toplumunu
hazırlar. Gelecek ancak bugünden yüksek hedefleri önüne koymuş bir anlayışla
sağlanabilir. Bu anlayış insan ve doğa merkezli olmalıdır. İnsanında en
küçüğünden başlamak gerekir. Eğitimine sahip çıkmayan, yeterli kaynağı
ayırtmayan, hatta eğitimden tasarruf yapan toplumlar geleceğe güvenle bakamazlar.
Mutlu ve sağlıklı olmayan bir toplumun geleceği de sağlıklı ve mutlu
olmayacaktır. Böyle bir toplumun beklenti içinde olmaması gerekir.</p>

<p>Sorun
sadece kaynak ayırtma sorunu da değildir. "Nasıl bir insan tipi
yetiştirileceğini" de belirlemeli ve eğitim sisteminin o insan tipini
yetiştirip yetiştirmediği izlenmelidir.</p>
<p><b>Yeni Paradigma Neleri
İçermeli?</b></p>

<p>Yeni
paradigma öğrenciye temelde neyi kazandırmayı sağlamalıdır:</p>

<p>Kritik
düşünmeyi öğretmek</p>

<p>Yaratıcı
düşünmeyi öğretmek</p>

<p>Soru
sormayı öğretmek</p>

<p>Analitik/soyut
düşünmeyi öğretmek</p>
<p>Ayrıca,</p>

<p>Kültürel
olarak yetkinleşmesinin sağlanması</p>

<p>Günlük
yaşamda empati yapabilmeyi öğrenmesi</p>

<p>Çoklu
okuma becerisi kazanmayı</p>

<p>Bilgi
ve iletişim teknolojileri yeteneği kazanma</p>

<p>Geleceği
kurgulama ve hedef koyabilme gibi yeni yaklaşımlar eğitim paradigmasının öncelikli
alanları olabilir.</p>
<p><b>2. Eğitimde Paradigmalar </b></p>

<p>Eğitimde
paradigma değişimi belki de dünyada üzerinde durulması gereken konuların
başında gelmektedir. Yaşamdaki değişimin eğitim yolu ile kuşaktan kuşağa
iletilmesi konusunda kullanılan teknikler ve yöntemler sürekli araştırma
konusudur.</p>

<p>Son zamanlarda öğretimde paradigma değişimi
(paradigma shift) yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Belki de doğru bir
zamanda kullanılmaya başlandı. Yeni paradigmayı anlamak için mevcut durumu veya
eski sistemi bilmek gerekir. Çin Atasözü. “Geçmişinizi
bilmek istiyorsanız, bugünkü şartlarınıza bakın. Eğer geleceğinizi görmek
istiyorsanız, bugünkü yaptıklarınıza bakın”. Dünyada değişen bu paradigma anlayışı öğretici temelli (instructor
based) eğitim yerini, öğrenen temelli (learned based) eğitime hedeflemektedir. </p>

<p>Ülkemizdeki
mevcut paradigma nedir?</p>

<p>Mevcut
öğretim ve eğitim programları</p>

<p>16
000 000 öğrenci ve 600 000 öğretmen ile yetmiş milyonluk Türkiye'de her beş
kişiden biri okullu. Gerçekten birçok ülkenin birkaç katı nüfusunda öğrencimiz
var.&nbsp; 16 Milyon ilk ve orta öğretim
öğrencisine bir dönemde sunulan dersler ve bunlara ait müfredatlar şeklinde
hazırlanmaktadır.&nbsp; İlk ve orta öğretimin
ilk aşamasının birleştirilmesi ile 8 yıla çıkarılmış, lise eğitimi halen meslek
liseleri ve düz lise olarak ayrılmıştır. Lise türleri; Düz Liseler, Anadolu
Liseleri, Fen Liseleri, Süper Liseler, Özel Okullar. Meslek Liseleri; İmam
Hatip Liseleri, Anadolu İmam hatip Liseleri, Askeri Liseler ve diğer Lise
türleri. Ancak bütün lise türleri ve müfredatı kâğıt üzerinde farklı olmakla
berber tamamen Üniversite sınavına hazırlanmak üzere yönlendirilmektedirler.
Maalesef bugün eğitim üniversiteye girmek üzerine endekslenmiştir. Öğrenci de
sınav, dershane ve servis üçgenine sıkıştırılmış durumdadır. Ayrıca ailelerin
varlık durumuna göre farklılaşmış ve adeta gelir dağılımı ve sosyal statülerden
dolayı gettolar oluşmaya başlamıştır. </p>

<p>Eğitim
programları içerik ve nitelikten yoksun olduğu gibi bilimselliği dikkate
almadığı için adeta dalga geçilir duruma gelmiştir. En son öğrencilere önerilen
okunacak 100 eser kitaplarının acele olarak para kazanma esasına dayalı yalan
yanlış, ahlaki değerlerden uzak oldukları görülmektedir. Program
hazırlıklarının neye göre yapıldığı bilinmemektedir. Belirtildiği gibi ülke
gerçekleri ve ihtiyaca göre bir istihdam politikası izlenmemektir. Programların
hazırlanmasında ilgili bilim ve iş veya sanayi ve hizmet sektörünün istek ve
beklentilerine dikkat edilmemekte ve danışılmamaktadır. </p>
<p><b>Dijitalleşen Çağa Uygun Eğitim Modeli Geliştirmek Gerekir</b></p>

<p>Günümüzde eğitim çağın
iletişim teknolojilerine uygun olarak hızla şekil almaktadır. Beyaz Zambaklar
ülkesi Finlandiya’da bugünlerde eğitim sistemi programı yeniden şekillendirilmiş
ve gelişen teknolojiye uygun hale getirtilmiştir. Finlandiya’da eğitimin temel
amacı kişiyi ruhen ve bedenen sağlıklı hale getirmektir.</p>

<p>Türkiye’nin hızla kendini
yenilmesi ve gerekli bütün enstrümanları zaman geçirmeden devreye sokması
gerekir. Finlandiya Helsinki Üniversitesi öğretim üyesi Sari Muhonen (Figen
Atalay, aktardı Cumhuriyet gazetesi 13 Aralık 2016, sayfa 2) dünyanın ve
çalışma koşullarının değiştiğini ve dijitalleşen dünyada eğitimde de değişime
gidilmenin gerekliliğini belirtiyor. </p>
<p><b>Eğlenerek
Öğrenme</b></p>

<p>Eğlenerek öğrenme, stratejik
öğrenme, probleme ayalı öğrenme teknikleri konunun uzmanları tarafından
işlenmektedir. Finlandiya’da değişen koşullara bağlı olarak eğitim dört ana
etken üzerine oturtulmuş. Bunlar</p>

<p>Öğrencilerin ve öğretmenlerin
değişen rolü</p>

<p>Eğlenerek öğrenme</p>

<p>Takım halinde öğrenme</p>

<p>Daha aktif öğrenci</p>

<p>Finlandiyalı yetkililer çağa
uygun olarak insan yetiştirmeyi temelde yaşamı anlama, eğlenerek öğrenme ve
aktif vatandaş olmayı hedefliyor. Eğlenerek öğrenme çocuğun ruh ve beden gelişmenin
sağlandığı dönemde yapılması çok önemli. Sanırım günümüzdeki sorunlardan biride
artık çocuklarımızın sağlıklı gelişmesidir.</p>

<p>Son yıların çağdaş eğitim sisteminin temelini
oluşturan bu yaklaşımların iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Dil bilgisi, matematik,
fen, drama resim müzik ve diğer elişi faaliyetleri eğlenilerek öğretilebilir.
Yaparak, eğlenerek öğrenilen bilginin kalıcı olduğu da bilinmektedir. Uzmanlar müzik
eşliğinde yapılacak öğrenmenin daha sağlıklı olacağını belirtiyorlar. Söz
konusu eğitim çok erken dönemlerde başlaması daha yarlı olmaktadır. Yalnız
kişinin öğrenmesini değil, aynı zamanda beynin bazı asimetrik çalışmaları
nedeniyle her iki tarafını da iyi kullanmasına neden olmaktadır. Erken yaşta
bir müzik enstrümanı çalmayı becermesi çocuğun bazı motor becerilerinin
gelişmesine de katkıda bulunmaktadır.</p>

<p>Müzik aleti çalması kişinin üretici olmasını,
bilincinin gelişmesini ve yaşama farklı bakmasını sağlamaktadır. Ayrıca müzik
yaşamdan ve çeşitli duygu ve farklılıkları da tatma özelliği kazandırmaktadır. Müzik
yapabilen ve diğer eğitim faaliyetlerini de bu şekilde yaparak geliştiren
kişinin öğrenme becerisi ve kalitesi farklı olacaktır.</p>
<p>

</p><p><b>Fen Okur Yazarlığı Ön Plana
Alınmalı</b></p>

<p>Fen
okuryazarlığı benimsetilmeli. Yaşam bilimi her yönü ile evrim kuramına göre
işlenmelidir. Fatalizm ile determinizm arasındaki fark mutlaka lise aşamasında
işlenmelidir. Yeryüzündeki her bir olayın, doğaüstü bir gücün iradesine
bağlayarak, kaçınılmaz olarak "kader" diye açıklayan
"fatalizm" almayışına karşın, doğa olaylarını ve insan davranışlarını
sistematik olarak gözlemler sonucu izleyen ve sebep sonuç ilişkisi içinde bir
"neden"e bağlayan ve hangi "neden"lerin, hangi
"sonuç"ları yarattığını, deneylerden geçirerek doğal yasalarını
formülleştiren "determinizm" anlayışının mutlaka anlaşılması gerekir
(Çetin Atlan). </p>

<p>Fen
okuryazarlığı mutlaka yaygınlaştırmalıdır. Örneğin "madenler ısıtılınca
neden genişler" bunun yaşamdaki önemi nedir? "su, sıfır derecede
neden buza dönüşür" bunun pratikteki önemi nedir? Suyun 100 derecede
kaynamasının nedeni nedir? Bunun yaşantımızdaki yeri nedir? Gibi soruların deterministtik
bir yaklaşımla açıklanması gerekir." Akıl ve bilgi çağında,
algılamalarımız dışında yaşadığımız dünyanın gerçeklerini bilimsel bakış açısı
ile sorgulayan, araştıran, düşünebilen, şüpheci bakan, olayları aklın süzgecinden
geçirdikten sonra inandığı şeyleri savunan ve bu konuda kararlılık gösteren
nesillerin yetişmesi için temel bir eğitim anlayışına gereksinim bulunmaktadır.
</p>

<p>Eğitim, daha çok
öğrenciyi heveslendirme, tartışarak ve sorgulayarak nedenlere inmeyi,&nbsp; anlama ve daha çok eleştirel düşünme
öğretisini öğrenciye kazandırmayı hedeflemelidir. </p>

<p>Eğlenerek öğrenme. TÜBİTAK’ın düzenlediği
çocuk yaz kampına katılan öğrencilerin söyledikleri oyun yolu ile daha çok
öğreniyoruz. Burada çocuğun özgüveni ve hayali geliştiği için yaratıcı
olabilmektedirler. Drama, müzik ve tiyatro ile birçok konu öğretilebilir. Bu
tür aktivitelerin kişilerin analitik düşünme ve matematiksel zekâlarının
gelişimine katkıda bulunduğu belirlenmiştir. Atatürk Cumhuriyetin ilk
yıllarında 1925’de Almanya’dan getirttiği öğretmenler yolu ile elişi
öğrenmesini, İsveç’ten getirttiği eğitmenler yolu ile jimnastik öğretilerek
eğitimin zekâ ve beden gelişimine önem verilmiştir.</p>

<p>Uygulamalı eğitim
bireylerin algılama güçlerini geliştirdiği için öğrenmeyi de
kolaylaştırmaktadır.&nbsp; Mark Twain “Eğitim
kafayı geliştirmek demektir. Belleği doldurmak değil” diyor. Goethe,
“Anlayamadığımız şeyler bizim olamaz” diyor. Yaparak öğrenme kişinin olaylara
boyutlu bakmasını da öğrettiği için analitik düşünme becerisi de gelişmektedir.
Robert Frost. “Önündeki çitin oraya neden konulduğunu öğrenmeden onu aşağı
indirme” diyor. Mutlak sebep sonuç ilişkisi kişinin kafasında oluşması gerekir.
Bugünkü eğitim sistemi ezberci olduğu için anlama olanağını pek öğrenciye
bırakmamaktadır.</p>

<p>Ülke
olarak aydınlık yarınlarımız için gençlerimizi akılcı, gerçekçi, araştırıcı ve
yaratıcı ruhlu yetiştirmek için mutlaka modern fen öğretimi ile yetiştirerek
onların yeteneklerini bilim ve teknolojiye ve dolaylı olarak kültürümüze
kazandırmak zorundayız. Yoksa dogmatik, otoriter ve ezberciliğe dayalı eğitim sistemi
ile sürekli gelişen bilimi ve teknolojiyi dışarıdan alan bir ülke durumundan
kurtulamayız. Atatürk’ün ileri görüşlülüğü ile “Çağdaş medeniyet ufkunda yeni
bir güneş gibi doğacağız” anlayışı ancak fen okuryazarlığı ile
gerçekleşecektir. </p>
<p><b>Eğitimde sorgulama ve
algılama mutlaka öncelikli olmalıdır.</b></p>

<p>İnsanın
algılaması dışındaki gelişmelerden haberdar olmasının yarattığı etkiden ne
denli sorumlu. Her yönü ile küreselleşen ilişkilerden çıkan sonuçların topluma
yansımasından ve bunu takip eden gelişmelerden kişi ne denli sorumlu? Bütün bulların
erken dönemlerde öğrencilere öğretilmesi için felsefe, sosyoloji, psikoloji
dersleri temelden işlenmelidir. </p>

<p>Dersler
tamamen ezbere dayalı ve öğretmen merkezli pasif bir şekilde işlenmektedir.
Öğretmen merkezli öğretimde, öğretmen anlatmakta, öğrenci ise not tutarak
dinlemektedir. Süreç bu şekilde tamamlanmaktadır. Maddi durumu iyi olmayan ve
kendisini geliştirmeyen öğretmenlerin geçmişteki bilgiye dayalı öğretme
alışkanlığı halen yoğun olarak yürütülmektedir. Joseph Jaubert “Öğretmek, iki
kere öğrenmek demektir” diyor. Öğretmek için öğrenmek gerekir. Okumadan
çalışmadan öğrenilmez. Eldeki tek yeni kaynak Milli Eğitimin önerdiği kaynak
ders notu. Yapılan Araştırmalar Türkiye’deki 600 bin öğretmenin önemli bir
kısmı gazete ve kitap okumuyor, bir kısmı ikinci bir iş yaparak geçimini
sağlamaktadır.</p>
<p><b>Ders Programı ve İçeriği
Mutlaka Yeni Baştan Düzenlenmelidir </b></p>

<p>Ders
programları dönem dönem iktidarların bakış açısına göre değişse de genelde
Milli Eğitim belirli bir yapıya göre bir süreklilik içinde tanımlanmaktadır.
Ancak ek ders veya ders yükü kaygısı derslerin çeşitlenmesini ve arzulanır bir
şekilde işlenmesini engellemektedir. Klasik paradigmanın tüm öğrencileri aynı
yetenekte ve algılama kapasitesinde olduğunu kabul ederek herkese aynı dersi
yüklemektedir. Okul öncesi eğitim almışlar ve almamışlar ile zekâ düzeyi ve
yetenekleri farklı öğrenciler aynı sınıflara alındıkları için çoğu zaman ders
işleme ve verimlilik istenilen ölçüde olmamaktadır. Daha önceki alt yapısı,
ilerleme hızı veya amaçları nedeniyle derslerde hızlı ve yavaş yol alabilecek
öğrencilerle aynı anda aynı dersleri almaları diğer öğrencilerin psikolojik
gelişimlerini de engelleyebilmektedir.</p>

<p>Dersler
mutlaka sosyal ağırlıklı olarak işlenmelidir. İnsanın gelişimi ve verimliliği
üzerine kurgulanmalıdır. Yurttaşlık bilgisi, hayat bilgisi dersleri içerikli
olarak işlenmelidir. Tarih bilinci mutlaka yerli yerinde sebep sonuç ilişkisi
içinde işlenmelidir. </p>

<p>Seçmeli
ders anlayışı bu anlamda yaygınlaşmalı ve kişilik gelişimine katkı sunacak
şekilde sağlanmalıdır. Seçmeli dersler öğrencinin yaşı, öğrenme seviyesi ve
öğreticinin yetkinliğine bağlı olarak belirlenmelidir.</p>

<p>Ders
seçiminde ekonomik kaygılar ve piyasa koşulları değil, tamamen ülkenin
gelecekteki yetişmiş insan potansiyeli dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Derslerin
kredi saatlerinin düşüklüğü veya yüksekliği değil, öğrenme verimliği,
öğreticinin zamanının ne kadarını hangi ve kaç kredilik kurs için harcadığı
değil, geçen toplam zamanda ne kadar öğrenme işlemi için gerçekleştirdiği daha
büyük önem arz etmektedir. Ayrıca öğrencinin mezun olması durumunda neyi
bilmesi veya neyi bilmemesinin doğru tespit edilmesi gerekir. </p>

<p>Derslerin
işleyiş biçimi verimliliğin artırılmasında önemli bir parametre. Öğretmen veya
öğretici merkezli sistemde sınıflarda öğrenciyle karşılıklı etkileşimin yüksek
olduğu ifade ediliyorsa da genelde pasif bir öğrenmenin gerçekleştiği
belirlenmiştir. Verilen dersin kredisi ve içeriğinden çok etkileşim oranı,
kalitesi ve etkileşim sonucunda oluşacak öğrenme çok daha önem araz etmektedir.</p>

<p>Verimliliği
artırmak için etkileşimin kalitesinin artırılması gerekir. Buda teknoloji
kullanımına bağlıdır. Gelişmiş birçok ülkede multimedya donanımı ile dersler
interaktif olarak sağlanmaktadır. Bilginin iletilmesinde başlıca faktörler </p>

<p>·<span>&nbsp;
</span>bilgiyi ileten, öğretici </p>

<p>·<span>&nbsp;
</span>alıcı, öğrenci</p>

<p>·<span>&nbsp;
</span>bilginin iletildiği platform veya
altyapı (medya) ve okul atmosfer </p>

<p>·<span>&nbsp;
</span>mesajın kendisi ve içeriğinin
niteliği ve güncelliği </p>

<p>Günümüzde
taşımalı bilgi hızla eskidiği için düzenli olarak ders yüklemek yerine bilginin
nerde olduğunun ve nasıl ulaşılacağını iletmek çok daha anlamlı olacaktır. Birçok
öğretici sıkı bir hazırlıkla çok
kapsamlı konularda bilgi ile derse başlamakta bazen dört saat peş peşe konuyu
bitirmektedir. Bu denli kapsamlı bilgi belki de kişi mezun olduğunda
eskimiş veya kullanışsız hale gelmiş olacaktır.</p>
<p><b>Bilgi Edinme Yolları ve
Kaynakları Çeşitlendirilmeli</b></p>

<p>Atom
hızı ile gelişen bilimsel buluşlar, yapılan yayınlar ve hızla güncellenen
bilgiye erişimin hızı artık kolay kolay hiçbir üniversite kütüphanesi
tarafından erişim sağlanmamaktadır. Kısa sürede önemini kaybeden ve yerine
yenisi ikame edilen bilginin hamallığı artık geçen yüzyılda kalmıştır.
Günümüzde eğitimin yapması gereken, ders içeriğine ve kaynakları belirten yol
haritası ile birlikte öğrenciye her ders için belirli amaçlar tanımlayıp,
öğrencinin bilgiye kendi kendine erişmesini sağlamak veya istediği şekilde
bilgiye erişmeyi veya elde etmesinin yolunu açmak daha anlamlı olacaktır.
Öğretme merkezli kurs ve ödeve dayalı sistemden, öğrenci temelli yaparak
öğrenmeye geçiş sağlanmamaktadır. Böylece öğrenci kendi kendisini
gerçekleştirme şansına sahip olmuş olacaktır. Bu modelde çıktı daha çok bilgiye
erişme şansına sahip olduğu gibi yaşam boyu öğrenme ve bilgiye erişmeyi de
öğrenmiş olmaktadır. </p>

<p>Yeni
paradigma burada “öğretici temelli eğitimden öğrenen temelli eğitime geçiş
yapmış olmaktadır”. Geleneksel paradigma anlayışı ile belirli sınıflarda ders
yerine, öğrenci daha hareketli, bilgiye her yerde ulaşabilmektedir. İnteraktif
bir eğitim modeli sağlanmış olacaktır.</p>

<p>&nbsp;Yarınlar
öğrenmeyi bilenlerin olacaktır. Öğrenmeyi bilmeyen öğrendiğini dönüştüremeyen
geleceği yakalayamaz. Bilgiyi analiz edemeyen yeni bir şey yaratamaz ve
dönüştüremez. Eğitim mutlaka öğrenmeyi ve bilgi kaynaklarının nerede olduğunu göstermelidir.</p>
<p><b>3. BİLİŞİM DEVRİMİ VE YENİ PARADİGMA</b></p>

<p>İnsanlık
tarihinin önemli süreçlerinden olan tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş
beraberinde yeni yaşam biçimleri ve eğitim sistemini de getirmiştir. Tarım
toplumundaki medreselerde eğitim ağırlıklı olarak felsefe ve tıp üzerindeyken,
sanayi toplumunda bilim disiplinlerin gelişmesi ile daha geniş bir aralıkta
çeşitli alanlarda eğitim verilmeye başlanmıştır. Bilim disiplinleri beraberinde
teknolojinin gelişmesini sağlaması sonucu teknik eğitim değişik disiplinlerde
verilmeye başlanmıştır. Eğitim bu aşamada yer yer üretim ilişkilerine göre
şekillenmiştir. Üretim şekli ham maddenin işlenmesi ve katma değer katılarak
geniş alanda kullanılabilir ürün elde edilmekteydi. Bilgi ve iletişim çağında
teknoloji eğitimi daha çok yazılım, bilgiden bilgi üretme, bio-teknoloji,
nano-teknoloji çerçevesinde yürütülmektedir. Sanayi toplumunda üretim şekli
daha az iş gücü ve daha çok üretimi hedefliyordu. Ağırlıklı olarak sanayiye
dayalı üretim bilginin yoğun işlendiği, yetişmiş insan gücünün olduğu batı
toplumlarında yüksek yatırım ve işletme maliyetleri ile yapılıyordu. Geçen
çeyrek yüzyılda bütün dünyada yoğun bilginin artık durağan değil, iletişim
araçları kullanılarak dağılımı dinamik hale gelmiştir. Bilgisayar ağırlıklı ve
erişimi kolay ve etkili bir süreç yaşanmaya başlanmıştır. Hindistan’da iyi bir
bilgisayarcı yazacağı bir yazılım programı ile anında ABD’deki üretime yön
verebilmektedir. Programının maliyeti bir CD disketi ücretine kadar düşmüş
bulunmaktadır. Ayrıca son birkaç yıldır sanrayi-4 devrimi ile teknoloji eğitimi
çoklu disiplinlerin birlikte yapılmasını zorunlu kılmıştır. Geçmişte birkaç
bilim disiplinin bir araya gelerek yarattığı&nbsp;
&#960; tipi (Ortaş, 2001) bilimlerin doğmasına neden olmuştur. Böylece hem
yeni bir sınıf doğmuş olmaktadır hem de yeni eğitim alanları. Artık çok sayıda
mekanik bilgisi olan mühendis yerine, yaratıcılığı olan bir tek mühendis çok
daha fazla üretim yapabilme yeteneği kazanabilmektedir. Bilgisayara ve
modellemeye dayalı yüksek bilgi ve teknoloji kullanımı beraberinde yeni
süreçlerde yaratmıştır. Bu arada yoğun iş gücü gerektiren üretim sistemleri
ve/ya süreçleri gelişmekte olan ülkelere kayarken, bilgiyi değerlendiren,
bilgiden bilgi üreten ve birim kg başına maliyeti yüksek üretim sistemleri
üreten ülkeler artık hizmet sektörüne kaymış durumdadırlar. Gelişmiş ülkelerin
ürettiği fikri yazılım kolayca anında yüksek değer ile satılabilir bir nitelik
kazanmıştır. Her üretim ilişkisi kendi sosyal ve eğitim üst yapısını
oluşturacağı için yeni bir eğitim modeli doğmuş durumdadır. </p>

<p>Bilgi
çağının yeni paradigmasının da buna göre yapılanması gerekir. Artık kalabalık
sınıflarda herkese ezberleyerek öğretmek yerine, kişiye yüklenilmiş amaca
yönelik bilgiye ulaşması ve yeryüzünde özgürce dolaşarak her türlü bilgiye
erişiminin önünün açılması gerekir. Dün yalnızca yüksek eğitim görmüş, ileri
okur-yazar olan kişilerin sahip olduğu bilgi bugün yer yüzeyinin her hangi bir
köşesinde okuma yazma bilen herkes tarafından ulaşılabilmektedir. Eğitim de
artık mobil kütüphaneler de işlenmektedir. İnteraktif eğitim, uzaktan eğitim,
sanal eğitimi gündeme gelmiştir. Gelişmiş bazı üniversitelerin artık derslerini
uzaktan veya online eğitimine dönüştürdükleri, sınavların online üzerinden
yaptıklarını görüyoruz. Okul-sınıf, sıra kavramlarının tartışıldığı bir konuma
gelinmiş ve öğretmen, öğretim üyesinin rolü ve fonksiyonu değişmiştir. Öğretme
ders anlatma şeklinde değil daha çok yönlendirme ve danışmanlık düzeyine
indirgenmiş konuma gelmiştir. Bilişim devrinde çağı yakalamak ve çağa yön
vermek için her şeyden önce toplumlarına, devletlerin ve beyinlerin yeniliklere
hazır olması gerekir.</p>

<p>Bilişim
ve iletişim teknolojileri çağında bilgi çok hızlı bir şekilde </p>

<p>·<span>&nbsp;
</span>Üretilmekte, </p>

<p>·<span>&nbsp;
</span>Yayılmakta ve </p>

<p>·<span>&nbsp;
</span>Güncellenmektedir. </p>

<p>&nbsp;Bilişim
çağında bilgi üretiminin hızla güncelleşmesi ve yayılması eski bilginin
sorgulanmasını gündeme getirmektedir. Geçmişte öğretilen bazı teknik bilgiler
artık kullanılamadığı için birçok anlayışın ve alışkanlığın yeniden
sorgulanması ve değiştirilmesi gerekiyor. </p>

<p>Çağımızdaki
bilişim çağı artık eğitim sistemini farklılaştırdığı gibi bilgi kaynaklarını da
farklılaştırmıştır. Kütüphaneler artık kitapların biriktirildiği yerler değil,
artık dokümantasyon merkezleri durumuna gelmişlerdir. Kişisel elektronik veri
tabanlı kütüphaneler üzerinden daha çok bilgiye ve dokümantasyona
ulaşılmaktadır. Ders içerikleri ve programlar temelden değişmiştir. Bilişim
çağında eğitimin bütünlük içinde kendisini yenilemesi ve sorgulaması
gerekmektedir. </p>

<p>Gelişen
yeni konsepte özellikle sanayi- 4 devrimi yaklaşımı ile öğrenme ve öğretmede
yeni yaklaşımların yaratılması gerekir. Bu arada eğitmenlerin yerinin ve
konumunun değişilmesinde yarar görülmektedir. Yeniliği yaratıcı ve dinamik
kafalar ile yürütmek gerekir. Ancak eski alışkanlıklar nedeniyle yeniliklerin
yakalanması bazen zor olabilir. Mutlaka yeni yaklaşım ve yeni yüzler ile
yakalanması gerekir. Eski sistem içinde yer alan kişilerin uzun süren
deneyimler sonucu oluşan alışkanlıklarından, anlayışlarından kolay kolay
kendilerini kurtaramadıkları sıkça görülmektedir. En çok da büyük işletmelerde
yapılan çalışmalarda, değişimden uzak, duygusal zekâya sahip olmayan
yöneticilerin yönettiği işletmelerin zamanla gerilediği ve çalışamaz olduğu
görülmüştür. Özellikle de bizim gibi duygusallığı yüksek olan toplumlarda eski
alışkanlıklardan kurtulmak çok zor olduğu için yeni paradigma için yeni bir
anlayış, ruh gerekir. </p>

<p>Yeni
paradigma değişimi ancak dışarıdan gelen paradigma öncüleri tarafından
sağlanacağına inanılmaktadır (Barker,
1993). Üniversitelerde öğretim üyelerin yerlerinin değişilmesi
gerektiğinin bilinci batı toplumlarında belirginleşmiştir. Yeni bir paradigma
yeni bir atılım demektir; bunun için enerji ve irade gerekir.</p>

<p>Paradigma
öncülerinin önemli özellikleri nelerdir? veya neler olmalıdır? (Barker,1993)</p>

<p>a)&nbsp;Faklı
eğitim süreçlerinden geçmiş yeni mezun gençler. Genelde yeni gençler ilk
heyecanları ile farklı fikirler üretebilmektedirler.&nbsp; </p>

<p>b)&nbsp;
Özgür düşünebilme kapasitesine sahip, bağımsız ruhlu kişiler.&nbsp; Farklı alanlara geçiş yapmak isteyen değişik
konularda geniş bilgi birikimi ve deneyim olan gelişmeye açık kişiler.</p>

<p>c)&nbsp;Aykırı
bakabilen, sorgulayabilen, tabiri caiz ise her şeye burnunu sokan,
bilmediklerini tamir etmeye veya kurcalamaya çalışan kişiler.</p>
<p>•<span>&nbsp;
</span>Ülkemizdeki eğitim sistemi
maalesef, farklı düşünen, aykırı, unsurları bünyesinden uzaklaştırmış,
muhafazakâr ve dar görüşlü, entelektüel alt yapısı olan değil, sığ her
söyleneni yapan ve var olan ile yetinen insanları sistemin kilit noktalarına
getirmiştir. Bilginin yaygın olarak üretildiği üniversitelerin üniversite
özerkliklerinin kısıtlanması sonucu üniversitelerin bilgi üretme
kısıtlanmıştır. Özellikle sosyal bilimler alanında bilgi üretimi son yılarda
iyice teknik boyuta indirgenmiş durumdadır.&nbsp;
</p>

<p>•<span>&nbsp;
</span>Farklı bakış açısına sahip, biraz
aykırı, kontrolü zor kişilikler olduğu anlaşılan bu dinamiklerin tek bir kalıba
sokulması da zor görülüyor. Yeni buluşçular ve kâhinler biraz eski köye yeni
adet getiren kişilikler olarak görüldüğü sürece yenilik ve yaratıcılık
yakalanmamaktadır. </p>

<p>•<span>&nbsp;
</span>Ülkemiz
paradigma yaratacak kişilere pek önem vermiyor ve beyin göçüne uğratıyor.
Dinamik ve yaratıcı beyinlere sahip çıkılmadığı için ülkemizin iyi yetişmiş
insan gücü (gen kaynaklarını) erozyona uğramaktadır.</p>
<p>Einstein’ın
“Karşılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak
çözemezsiniz” anlayışı yeni paradigma yaratmak için çok anlamlıdır. </p>

<p>Robert Frost
“Önündeki çitin oraya neden konulduğunu öğrenmeden onu aşağı indirme” diyor.
Her konuda mutlaka içinde geçtiğimiz durumu sorgulamak ve yeni paradigmalar
yaratmak zorundayız. İnsanlığın gelenekçi ve tutucu yanlarının ağır basması
bazen sorun çözmede kısırlıklar yaratabilmektedir. Soruna boğulmadan farklı bir
yaklaşım getirmek, yer değiştirmek başkasına danışmak, konu hakkında yaratıcı
düşünceleri derlemek sorunun çözümüne katkıda bulunabilir. Özellikle de eğitim
kurumalarında zamanla köhneleşen ve bir süre sonra alışkanlık haline gelen
düşüncelerin yarattığı verimsizliği ortadan kaldırmak için mutlaka yer değişimi
sağlanmalıdır. Özellikle akademik kadroların kendilerini özgür olarak ifade
edebilmeleri için yeni mekânda yaratılacak yeni düşünceler kişiyi daha üretken
ve mutlu kılacaktır.</p>
<p>

</p><p>Stephan
Zweig “Bilimde körlük yanılgı değil, ”korkaklık ”tır. Bilim adamının
korkaklarla, ürkeklerle ya da saygıdan ötürü gerçeği görmemeye hakkı yoktur.</p>

<p></p>
<p><b>Hedef Koymak Yeni
Paradigmanın Öncüsü Olmalıdır</b></p>

<p>En
iyi eğitim modelini de devreye soksanız, eğer yeni amaç ve hedefler ortaya
konulamıyorsa ve o hedeflere uygun motivasyon sağlanmıyorsa hiçbir ilerleme
sağlanmayacaktır. Hedef koymak “ne istediğini bilmek” önemlidir. Modern dünyada
yeni trend insan odaklı akıl ve bilimin öncülüğünde yaratıcı ve kritik
düşünmeyi öne alan, öz güveni gelişmiş, etik değerlere saygılı, öğrenme isteği
yüksek, sorumluluk sahibi insan yetiştirmektir. Fen okuryazarlığı kadar
teknoloji okuryazarlık bilgisi ve bilincine sahip olmak özellikle önemlidir. </p>

<p>Eğitim
öğrenci odaklı olması, kişinin örtük potansiyelini ortaya çıkaracak, kişinin
kendisini geliştirmesi ve yaşamdan hoşlanarak yaşama anlam katması
önemsenmelidir. Bunun için empati yaparak, yaratıcı drama dahi, etkileşimli
öğrenme, deneyerek öğrenme, yaratıcı öğrenme kavramları ve yönetimleri devreye
sokulmalıdır. Hepsinden önemlisi kişinin kritik düşünme ve okuma-yazma yeteneği
gelişmiş ve paradigma değişimine ayak uyduracak bilgi ve bilince sahip olması
önemli.</p>
<p><b>Eğitimde Yeni Paradigma Ne Olmalıdır</b></p>

<p>Günümü
iletişim ve biyo-nano teknoloji çağının kendine özgü eğitim ve öğretim
farklılığı yaşanmaktadır. Günümüzde öğrenmek için yer ve zaman sınırlayıcı
olmaktan çıkmış olup, artık insanlar aradıkları bilgiye yeryüzünün her alanında
ulaşabilmektedirler. Bilişim çağının güçlü organı WEB tabanlı internet erişimi
sayesinde bulunduğunuz coğrafyada bilgi alabilir veya sağlayabilirsiniz. Kitap,
gazete, dergiler online üzerin taşınmış, kalem, boya ve diğer kırtasiye
girdileri rafa kalkmış durumdadır. Dersler eğitim kurumları arasında interaktif
olarak sağlanmaktadır. Dünyanın en iyi üniversitesi veya hocasından ağ
üzerinden veya video üzerinden ders almak mümkün duruma gelmiştir. Bilgisayar
ağları üzerindeki dersi öğrenci istediği zaman videobanttan izleyebilir, ileri
geri giderek not alabilir duruma gelmiştir. Günümüzde batının gelişmiş
üniversiteleri değişik paket programlar aracılığı ile hocayı ayağına çağırmak
yerine hocanın derslerini anında diğer bir sınıfa yansıtabilmektedirler. Türk
yükseköğretimi bu teknolojiyi kullanarak hem yurtdışından ders aldırtabilir hem
de Anadolu'daki pek çok üniversitede öğretim elemanı eksikliğini bu şekilde
tamamlayabilir. </p>

<p>Muhtemelen
önümüzdeki dönemde tek tek üniversiteler yerine değişik üniversitelerden
alınmış ders kredileri toplamı üzerinden multi- üniversitelerden alınmış
diploma veya sertifikalar daha revaçta olabilir. Bu da bazı üniversitelerin
ortak programlarından mezunların olacağı şimdiden görülmektedir. Sandviç
programlar, yan dal ve ortak alanlar şimdiden bazı üniversitelerde
işletilebilmektedir. İleride bu lise ve orta öğretim düzeyinde de
uygulanabilir. </p>
<p><b>Bilginin Ölçme
Değerlendirilmesinde Yeni Paradigmalar</b></p>

<p>&nbsp;İletişim teknikleri ile bilgiye ulaşım
kolaylaşmış, diğer taraftan temel bilimlerdeki araştırmalar evreni ve dünyayı
anlamamıza ve yeni ufukların doğmasına yol açmakta ve yaşamı yeniden
sorgulatmaktadır. Yeni paradigma öğrencilerin ders seçme ve isleme esnekliği
kazandırmaktadır. Öğrencinin kendisine uygun dersleri seçmesi ve başarılı
olması sorumluluğunu öğrenciye yüklemektedir. Öğreticinin sorumluluğu yalnızca
dersin içeriğini, amacını ve işleyiş ilkelerini sunmaktadır. Böylece öğrenci
merkezli eğitimde hocaya genel bilgi sunmak yanında sınav yapmak ve denetlemek
görevi düşmektedir. Yeni eğitim modelinin amacı olan istenilen çıktının
kalitesinin kontrolü başlı başına bir konu. Eğitim kurumlarının öz
değerlendirme ve stratejik planlama unsurları bu konuda Dünya tecrübelerini
değerlendirmeleri yararlı olacaktır. Ne aranıyordu, ne bulundu? sorusu artık
çok daha sık sorulmakta ve sorgulanmaktadır. Beklentiler ne ölçüde
karşılanıyor? Çıktı fonksiyonel midir? İhtiyaç karşılanabiliyor mu? Sorularının
sorulması ve cevaplarının aranması gerekir. Bu kriterlerin oluşması için
kurumun kendi kriterlerinin olması gerekir. Ayrıca kendisini iyi tanımlaması ve
misyon vizyon tanımlamasını ortaya koyması gerekir.</p>

<p>Amacı, vizyonu ve misyonu belirlenmiş ve yol
haritasını çizmiş bir eğitim kurumu belirlediği politikaya göre çıktılarında
aradığını sorgulama şansı olacaktır. Amacı ve görürlük hedefi olmayan hiçbir
eğitim kurumu bu bağlamda nitelikli insan yetiştirmede başarılı olamamaktadır.
Çıktılarının verileni alma kapasitesi, bilgiyi pratiğe dönüştürme kapasitesi,
bağımsız düşünebilme, yaratma, sorgulama, analiz ve sentez yeteneği değişik
ölçümler ile belirlenebilir. Bu konuda bilişim programları da geliştirilebilir.
Son yıllarda ölçme değerlendirme modelleri ve teknikleri bilgi teknolojileri
ile zenginleştirilerek daha sağlıklı sonuçlar çıkarabilmektedir. </p>

<p>Sınav
sisteminin değerlendirilmesi için ölçme değerlendirme (quiz, test, yazılı, ödev
vs), paydaşların anket sonuçları ve diğer önlemler alınabilir. Yukarıda da
belirtildiği gibi değerlendirme online üzerinden otomatik olarak
değerlendirilip her bir öğrenci için elektronik olarak hazırlanan portföye
ulaştırılabilir. Sonuçta öğrencinin kendi iradesi ile aldığı seçmeli dersler
sonunda doldurduğu kredi ile mezun olması ve iş bulması bu portföy üzerinden
değerlendirilebilir. </p>

<p>Sınav
sistemini mutlaka gözden geçirilmeli, ezbere veya teste dayalı bilgi hatırlama
gücünü ölçme yerine, “daha çok alternatif düşünce üretebilme nitelikleri
taşıyan, bilgiyi analiz ve sorgulamaya ve eleştirel düşünme becerisi ölçme ve
değerlendirmeye dayanmalıdır. Sorular daha çok kişinin hayatta
karşılaşabilecekleri durumları içerecek şekilde hazırlanmalıdır. Eğitim sınava
odaklı yapısından kurtarılmalı, öğrencinin sınıf başarısı, zekâsı ve olgunluk
sınavında kazandığı birikim esas belirleyici olmalıdır. Derslerde ve
değerlendirme sınavları yaratıcılık ve merak güdülerini dürtükleyen ve
çözümleme esasına göre yapılmalıdır. Ölçme değerlendirme, kalite kriteri ve
seviye yükseltilmesi tamamen eğitim kurumunun ne aradığına bağlı olması
gerekir. Bütün bunların yapılabilmesi belirli bir alt yapı, donanımı ve
yetişmiş insan kaynağına gereksinim bulunmaktadır. </p>

<p>Derslerin
web ortamında hazırlanması, değişik kursların online geçmesi, pratik
uygulamaların videoya alınması ve uygulama öncesi öğrencilere izletilmesi
anlamlı yeni paradigmanın esaslarını oluşturacaktır. Dersler ile ilgili her
türlü sunu, multimedya dosya, başka sayfalara link gibi kaynak dosyalardan
öğrencilerin ve öğreticilerin anında ulaşması etkin bir öğrenmenin sağlanması
açısından önemlidir. </p>

<p>Proje
üretimi ve ödevler (Assignment) gelişmiş ülkelerin eğitim sisteminde kendi
kendine öğrenmede önemli bir öğretim yöntemidir. Sohbet odaları (chat rooms)
olanakları öğretici ve öğrenci arasındaki iletişimin kurulması ve diğer
öğrencilerin sistemden yararlanması önemli bir öğretme yöntemi olacaktır.
Değişik konularda öğretici-öğrenci ve öğrencilerin kendi arasında canlı
tartışma ortamları yaratmaları öğrencilerin öğrenme düzeylerini yukarı
çıkaracaktır. Forumlar, münazara ve diğer serbest tartışma ortamları yine iyi
birer öğrenme metodu olarak yaygın bir şekilde bilişim çağında uygulanmaktadır.</p>

<p>Zengin
multimedya destekle canlı dersten daha etkili olabilir. Örneğin,
laboratuvarlardaki deneyler sırasında çekilen bir video önemli bilgi
sunacaktır. Elinin altındaki bilgiye anında ulaşma, tekrar izleme yararlı
olacaktır. Verilerin açıklamalı olması ayrıca veri tabanlı olması daha da
yararlı olacaktır. </p>

<p>En
iyi öğrenme öğretmektir veya sınav olmaktır anlayışı ile hareket edilebilirse
yapılacak küçük quizler veya ara sınavlar kendi kendine öğrenmeyi anlamlı
kılacaktır. Günümüz iletişim çağında sınav başarısı yerine kişinin kendini
geçerletme ve iş yapma becerisi daha anlamlı olabilir. Yaşam boyu öğrenme
modeli devreye sokularak, ezbercilikten uzak, anlamaya, kavramaya dayalı
yaratıcı eğitim modeli ile kişinin sürekli çağın yaratığı bilgi birikimi ile
kendisini güncellemelidir.</p>
<p><b>Ne Yapılmalı</b></p>

<p>Öncelikle
ne aradığımızı bilmemiz gerekiyor. Ülkenin öncelikli hedefi geleceğin büyükleri
olan bugünün çocuklarının ana karnında 18 yaşına kadar ruhen ce bedenen
sağlıklı gelişimi öncelikli eğitim hedefi olarak görmesi gerekir. Okulun amacı
çocuğun okul ortamında yaşdaşları ile oynayarak eğlenerek yaşamı öğrenmesi,
spor yaparak beden sağlığını geliştirmesi en büyük eğitim amacı olmalıdır. Geleceğe
ilişkin ulaşılmak istenen amacımızı ve hedeflerimizi belirlememiz gerekir. Ülke
olarak bir siyaset üstü evrensel ölçekte eğitim ve bilim politikasının
belirlenmesi gerekir. Gelişmiş ülkelerin onlarca yıllık tecrübelerinden da
yararlanarak sağlıklı bir toplum ve çok yönlü eğitilmiş ve bilgiye erişebilen
ve ondan yaralana insanlar yetiştirmek temel amaçlardan biri olmalıdır.
Öncelikli olarak eğitim parasız olmalı ve ülkenin bir milli eğitim ve bilim
politikası belirlenmeli ve kararlılıkla yürütülmelidir. Eğitim ezberci, sınava
endeksli anlayıştan uzak evrensel nitelikte, bilgiye erişmek, öğrenme
öğrendiğinde zevk alma ve bilgiyi yaşam uygulayacak şekilde
gerçekleştirilmelidir. Öncelikle insan beyninin çalışma prensipleri, öğrenme ve
algılama şekillerine uygun bilimsel bir anlayış ile eğitim programlarının
hazırlanması gerekir. Eğitim Köy Enstitüleri modeline benzer şekilde “yaparak
öğrenme” veya problem çözmeye dayalı anlayışı ile yürütülmelidir. Atölye,
işlik, laboratuvar, alan çalışmaları ve WEB üzerinde karşılıklı bilgi aktarımı
ve kazanımı modelleri mutlaka devreye sokulmalı. </p>

<p>Kısa
vade de;</p>

<p>Zorunlu
eğitim 12 yıla çıkarılmalı,</p>

<p>Okul
öncesi eğitime yurt genline mutlaka yayılmalı. Okullara doğaya açık alanlarda
olmasına dikkat edilmeli ve çocuğun toprakla, bitkiyle hayvanla tanışması
karşılaşması sağlanmalıdır. &nbsp;</p>

<p>İlkokul
1 ve 2 sınıfta resim, müzik ve oyun ağırlıklı bir ortam sağlanmalı,</p>

<p>3,
4, 5 sınıfta temel kavramalar, dil bilgisi ve matematik örneklerle sevdirilerek
öğretilmeli, beden eğitimi ve müzik ve görsel sanatlar eğitimi, el işi
becerileri ağırlıklı bir ortamda eğitim sağlanmalı.</p>

<p>Orta
öğretimde kişiye fen-okuryazarlığı kazandırılmalı,</p>

<p>Her
yaş grubunun gelişme düzeyinde göre derslerin ve içeriğinin hazırlanması</p>

<p>Kişilerin
yetenek ve eğilimlerine göre temel lise eğitimi ve mesleki alanlara yönlendirme
ile kişinin kendisini gerçekleştirmesi ve ülkenin ihtiyaç duyduğu ara eleman
yetirtilmesine yönlendirilmeli,</p>

<p>Lise
eğitimi temel bilimler yanında başta felsefe, tarih, sosyoloji ve psikoloji
olmak üzere sosyal içerikli olarak temelden işlenmeli,</p>

<p>Üniversiteye
giriş öncesi öğrenciler olgunlaştırma sınavından geçirilmelidir. Yeten
sınavlarına göre öğrenciler üniversiteye tercihen alınmalı. Üniversite eğitimi,
kişiyi olgunlaştırmayı, metodoloji, kritik düşünme ve okuma yanında tartışmayı,
irdelemeyi ağırlıklı olarak hedeflemelidir. Eğitim seküler ve bilimsel
olmalıdır. </p>

<p>İlköğretimin
ilk iki yılında okuma yazma yanında mutlaka resim, el işi, sanat ve beden
eğitimi ağırlıklı olarak işlenmelidir. Ninniler ve müzik ile dil eğitimi ve
kavramlar öğretilerek çocukların beyinlerinin doğru yönlendirilmesi
sağlanmalıdır. Bir odaya 100 kutunun gelişi güzel bırakılması durumu ile
düzenli olarak istiflendiğini düşünün. İnsan beyninin desen gibi işlenmesi ve
sistematik olarak çalışması erken çağda sağlanmalıdır. Öğrencilerin resim ve el
işi becerileri geliştirilerek güzel yazma ve anlatabilme becerilerinin
gelişmesi sağlanmalıdır. Güzel yazabilen, kendini ifade edebilen kişinin öz
güveni gelişecektir. Resminin kendisi tarafından yapıldığını gören, üretici
öğrenci artık öz güvenlidir. Bugün ülkemizin yönetim sorunun en önemli nedeni
öz güveni olmayan çok sayıda kişiden kaynaklanıyor.</p>

<p>Okul
Öncesi ve İlköğretimin Yapılandırılması yeniden günün koşullarına göre
değerlendirilmeli,<b>&nbsp; </b>Okul öncesi eğitimin aşamalı olarak (72-
61ay, 60- 49ay ve 48- 36 ay) zorunlu hale getirilmeli, </p>

<p>Eğitim
İlköğretim ve Ortaöğretimi 12 yılı tamamlayacak biçimde zorunlu hale
getirilmeli. Fırsat ve olanak eşitliğinin sağlanmalı. 1–9 sınıflar arası bir
bütün olarak temel eğitim içinde ele alınmalı 7. 8.&nbsp; ve 9. sınıfların çocuğun yeteneklerinin
tanındığı yönelme sınıfı olarak değerlendirilmelidir. Ortaöğretimin
Yapılandırılması tek bir yapı olarak, çok programlı bir yapılanma
oluşturulmalı. Matematik ve dil ağırlıklı bir program oluşturulmalı. Fen
okuryazarlığı yaygınlaştırılmalı. Orta öğretimde sosyal içerikli dersler
psikoloji, felsefe, mantık, sosyoloji, beşeri coğrafya ve tarih bir bütünlük
içinde verilmelidir. </p>

<p>Köy Enstitülerinde olduğu gibi çocuklarımıza,
kendileri olacak, onların yaratıcılığını geliştirecek, kültür sanat ders ve
etkinlikleri, kitap okuma – tartışma saatleri, beden eğitimi dersleri yaygın
bir şekilde programlarda uygulamaya sokulmalıdır. </p>

<p>Eğitim kurumlarında kamusal sevgi eksikliği
giderilmelidir daha yaşanabilir ortamlar yaratılmalıdır. Sınıfların
kalabalıklığı, okulun kalabalıklığı çocukların öğrenmesini engellediği gibi
sıkmakta, psikolojik baskı oluşturmaktadır. Bugün eğitim kurumaları şehir
merkezlerine sıkıştırılmış. Simsiyah beton yığınları ile inşa edilmiş okul ve
sınıfların iç mekânları da sevimsiz. Türk büyükleri diye koridorlara asılan
resim ve fotoğraflar kılıç, silah ve savaş görüntüleri ile öğrencilerin ruh
hallerini karartacak nitelikte görüntü vermektedir. Öğrencilerin resimleri ile
süslenecek duvarlar, yeşil bir mekân, ağaçlar, değişik hayvanların bulunduğu
geniş okul mekânları öğrenciler için daha anlamlı olacaktır. Okullar mutlaka
şehir merkezlerinin kalabalıklığından kurtarılmalıdır. Okula mekânlarında
yeşilliğin olmaması, doğal canlılarının bulunmaması çocukların doğa sevgisi ve
bilinci gelişmemektedir. Yer yüzeyindeki bitki ve hayvan türlerini yalnızca
ders kitaplarında göstermek öğretici olamadığı anlaşılmış olup görselliğin ve
dokunma ile öğrenmenin önemi önerilen bir metot olarak kuzey Avrupa ülkelerinde
benimsenmiştir. Mutlaka duyguların devreye girmesi ve çocuğun kafasında his
edilmesi gerekir. </p>

<p>Öğretmen yetiştirme sorunumuz mutlaka gözden
geçirilmeli, ülkemizin özgün öğretmen yetiştirme modellerinden yararlanarak
öğretmen yetiştirme ile ilgili yeni arayışlar geliştirilmeli, öğretmen
yetiştirme üniversitesi kurulması tartışılmalıdır. </p>

<p>Meslek liselerinin uygulama ağırlıklı bir
yapıya bürünebilmesi için enstitü kapsamında değerlendirilerek yeniden
yapılandırılmalı, öğrencilerin yeteneklerine göre meslek liselerine
yönlendirilmeleri sağlanmalıdır.</p>

<p>Eğitim dili Türkçe olmalıdır. Ancak başta
İngilizce olmak üzere ikinci ve üçüncü dil öğretilmelidir. Çocuklarımıza ilk ve
orta öğrenimde mutlaka iyi bir yabancı dil öğretilmelidir. Yabancı dil öğrenme
amaç değil bir araç olarak görülmelidir ve dil öğrenme süreci yükseköğretime
taşınmamalıdır.</p>

<h2>n <b>Öğretme –
Öğrenme Süreci</b></h2>

<h3>&nbsp; Öğrenme kuram(lar)ının belirlenmesinde Köy
Enstitüleri modeli benimsenmeli.&nbsp; Öğrenen
merkezli, işbirliği, eleştirel, yansıtıcı, yaratıcı düşünme ve problem çözme
becerileri ile sorgulayıcı ve yapılandırmaca öğrenme modelleri üzerinde beyin
jimnastiği yapılması gerekir.</h3>

<p>Türkiye
Cumhuriyeti’nin eğitim sorunlarını ülkenin gerçekleri ve gereksinimlerini göz
önünde bulundurarak; bilimin ışığında öğrenciyi temel alan, onu koşulsuz kabul
eden, gizil güçlerinin keşfedilmesini önemseyen, başarısızlığı değil, başarıyı
değerlendiren ülkemize özgü Köy Enstitüsü modelinin dayandığı felsefe
kapsamında yeniden şekillenmelidir.&nbsp; </p>

<p>Köy
Enstitüsü modelinin dayandığı temel felsefe çerçevesinde aşağıdaki öneriler
geliştirilmiştir: </p>

<p><em>Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (</em>PDR)
Hizmetlerinin Yaygınlaştırması. Öğrenci merkezli eğitim anlayışına dayalı ve
öğrenci akışını düzenleyen etkili bir yönlendirme yaklaşımıyla ders geçme ve
kredi modeli esas alınmalıdır. Okul
Temelli PDR Hizmetleri modeli geliştirilmesi, her okulda öğrenci oranına
göre psikolojik danışman istihdam edilmesi hedefi korunmalıdır. Bu oran
gelişmiş toplumlarda önerilen; ilköğretimde 1/500, ortaöğretimde 1/250 olması
tercih edilmelidir. Mutlaka okullarda psikolojik
danışman kadroları ihdas edilmeli ve etkili bir iletişim sağlanmalıdır.</p>
<p><b>Bilgi Edinme Yolları ve
Kaynakları Çeşitlendirilmeli</b></p>

<p>Işık
hızı ile gelişen bilimsel buluşlar, yapılan yayınlar ve hızla güncellenen
bilgiye erişimin hızı artık kolay kolay hiçbir üniversite kütüphanesi
tarafından erişim sağlanmamaktadır. Kısa sürede önemini kaybeden ve yerine
yenisi ikame edilen bilginin hamallığı artık geçen yüzyılda kalmıştır.
Günümüzde eğitimin yapması gereken, ders içeriğine ve kaynakları belirten yol
haritası ile birlikte öğrenciye her ders için belirli amaçlar tanımlayıp,
öğrencinin bilgiye kendi kendine erişmesini sağlamak veya istediği şekilde
bilgiye erişmeyi veya elde etmesinin yolunu açmak daha anlamlı olacaktır.
Öğretme merkezli kurs ve ödeve dayalı sistemden, öğrenci temelli yaparak
öğrenmeye ve bilgiye erişmenin öğretilmesi sistemlerine geçiş sağlanmalıdır.
Böylece öğrenci kendi kendisini gerçekleştirme şansına sahip olmuş olacaktır.
Bu modelde çıktı daha çok bilgiye erişme şansına sahip olduğu gibi yaşam boyu
öğrenme ve bilgiye erişmeyi de öğrenmiş olmaktadır. </p>

<p>Yeni
paradigma burada “öğretici temelli eğitimden öğrenen temelli eğitime geçiş
yapmış olmaktadır”. Geleneksel paradigma anlayışı ile belirli sınıflarda ders
yerine, öğrenci daha hareketli, bilgiye her yerde ulaşabilmekte ve interaktif
bir eğitim modeli sağlanmış olacaktır.</p>

<p>Yarınlar
öğrenmeyi bilenlerin olacaktır öz değişi ile bilgiye ulaşmasını bilen gelecekte
daha çok bilgi sahibi olmuş olarak tanımlanacaktır. Öğrenmeyi bilmeyen
öğrendiğini dönüştüremeyen geleceği yakalayamaz. Bilgiyi analiz edemeyen yeni
bir şey yaratamaz ve dönüştüremez. Eğitim de yeni paradigmalar öğrenciye
mutlaka öğrenmeyi ve bilgi kaynaklarının nerede olduğunu gösterme temelli
olacaktır.</p>
<p><b>Hedef Koyabilmek</b></p>

<p>Eğitim
sistemimizin en eksik yanı, sorumluluk alamamak, hedef koymamak ve program yapmamak
gibi ciddi bir sorunu bulunuyor. Hedefi olmayan bir kişinin bir şeyi gerçekleştirme
şansı olabilir mi?</p>

<p>Çok
erken yaşlarda aile içinde ev ortamında çocuk sorumluluk almayı öğrenmeli ve
okul ortamı bunu pekiştirmeli. Hedef koyabilmeyi öğrenmeli. </p>

<p>Her
koşulda günlük, haftalık, aylık, yıllık ve yaşam boyu hedeflerin belirlenmesi
ve bu hedeflere ulaşmak için çalışılması. Okul ve/ya üniversite bunun için
olmalı. Kişi hayata hazırlanmalıdır. </p>
<p><b>Düşünmeyi Öğretmeli</b></p>

<p>Okul
ortamı özellikle liseli yıllarda kişilere yaşamı sorgulamayı ve sorduğu sorular
üzerinden düşünmeyi örenmelidir. </p>

<p>Kültürel
etkinliği ve kültürel yetkinlik kazanmak. Yorum yapabilmeyi kazanmak için okul
ortamının kişiye ortam hazırlaması gerekir.</p>
<p><b>Yüksek Öğretim Yeniden
Yapılanmalı</b></p>

<p>Yükseköğretim
sorunları başta üniversiteler ve bilimin içinde olduğu durum başlı başına ele
alınması gerekir. Türkiye’nin bugün ki sorunlarının çözümsüz kalmasının bir
nedeni de üniversitelerin özerk olmaması ve özgürce çözüm üretememesidir.
Ülkemizin devlet katında belirlenmiş bir bilim politikasının olmadığı gibi
üniversitelerinde belirlenmiş bilim ve eğitim politikaları yok denecek
düzededir. Üniversite yönetimleri doğrudan üniversite bileşenleri tarafından
belirlenmediği için kendini özerk hissetmiyor. Bu durum birçok sorunun
çözülmesini engelliyor.Ernst
Hirsh “Devlet, kamusal kaynakları kullanan üniversiteyi denetler ancak işine ve
işlevine karışmaz” diyor. </p>

<p>Üniversite eğitimi orta eğitim gibi
yapılmakta, felsefi tartışma ve araştırmadan uzak bir yapıda olması nedeniyle
mezunların diploması sürekli sorgulanmaktadır.</p>

<p><b>Üniversite
ve bilimsel çalışmalarda yeni paradigmalara gereksinim olduğu çok açık.</b></p>
<p><b>Üniversiteye
Nitelikli Öğrenci Alınmalı</b></p>

<p>Ülkemizde
ÖSYM tarafından yapılan sınav sonuçlarına göre yapılan sıralamaya göre en
başarılı öğrenciler halen tıp ve mühendislik fakültelerini tercih
etmektedirler. Ancak iyi mühendisleri ve doktorları çoğu zaman ülkemizde tutmak
mümkün olmadığından çoğunluğu beyin göçüne uğrayarak ülkede ayrılmaktadır.
2012-2015 ÖSYM sınav sonuçlarına göre 100 soru üzerinden soruların yarısını
çözebilen öğrencilerin sayısı son derece düşük. 40 soru üzerinden fen
sorularından çözülen soru sayısı 3.4, Matematik 6.5. Türkçe 15 soruya cevap
verilebilmektedir. Dershane sektörüne yapılan yatırım ile bu ülkede bütün
üniversiteler geliştirilir. Plansız ve programsız açılan çoğu üniversite ile
birlikte düşük puanla çok sayıda öğrenci üniversitelere kayıt yaptırmaktadır.
Akademik donanımı yetersiz öğrencilerin yapılan ALES sınavlarını
başaramadıkları için bazı alanlarda nitelikli lisansüstü öğrenci bulunamadığı
için ileriye yönelik nitelikli akademik kadrolarında oluşması da şimdiden
sorgulanır olmaktadır. </p>

<p>ÖSYM
sınav sonuçlarına göre yıldan yıla öğrencilerin akademik düzeyinin açık
göstergesi (Kaynak ÖSYM verileri).</p>

<table>
 <tbody><tr>
  <td>
  <p><b>Yıllara
  göre 180 YGS baraj puanını geçemeyenlerin oranı (%)</b></p>
  </td>
 </tr>
 <tr>
  <td>
  <p><b><i>2010</i></b></p>
  </td>
  <td>
  <p><b><i>2011</i></b></p>
  </td>
  <td>
  <p><b><i>2012</i></b></p>
  </td>
  <td>
  <p><b><i>2013</i></b></p>
  </td>
  <td>
  <p><b><i>2014</i></b></p>
  </td>
  <td>
  <p><b><i>2015</i></b></p>
  </td>
 </tr>
 <tr>
  <td>
  <p>%17,17</p>
  </td>
  <td>
  <p>% 20,40</p>
  </td>
  <td>
  <p>27,68</p>
  </td>
  <td>
  <p>% 31,70</p>
  </td>
  <td>
  <p>% 27.01</p>
  </td>
  <td>
  <p>31.11</p>
  </td>
 </tr>
</tbody></table>
<p>Adayın
4 yıllık bir programa girebilmesi için önce 180 YGS baraj puanını aşması gerekiyor. 180 YGS puanının altında
kalan aday sayısı ne kadar fazla olursa, üniversitelerin boş kontenjanları da o
ölçüde fazla olmaktadır. Ayrıca üniversite öğrenci kaliteleride düşmektedir. </p>
<p>
</p><p>Orta
öğretimden üniversiteye geçişte öğrencilerin yıllar içindeki başarı durumu gün
geçtikçe kötüleştiğinin açık ifadesi. (Kaynak veriler ÖSYM verilerinden
derlenmiştir).</p>
<p>YÖK
kaldırılmalı ve yerine yeni paradigmaya uygun çağdaş ve katılımcı bir modelin
geliştirilmesi kaçınılmaz görülüyor. Yükseköğretime geçişte olduğu gibi
olgunlaşma sınavı uygulanması yapılmalı. Başarısız olanlar mesleki ve teknik
yükseköğretim ile yaygın öğretime yönlendirilmeli. Eğitim fakültelerinin
stratejik planlama dâhilinde oluşturulmalı ve üniversitelerin dışında ayrı bir
kurum olarak öğretmen yetiştiren okullar olarak değerlendirilmedir. Öğretmen
Okulları yeniden açılmalı ve öğretmenlik mesleğine uygun eğitim ve beceriler
kazandırılmalıdır. Mevcut paradigmada öğretmenler otoriter, okul kışla gibi
disiplin içinde görülmektedir. Öğretici öğrenci arasında hiçbir bağ
bulunmamaktadır. Öğrencinin aşağılandığı sistemde öz güven ve yaratıcılık
beklenilmemelidir.&nbsp; </p>
<p>Galileo
öğrenmenin en kolay yolunu şöyle açıklıyor “bir insana bir şey öğretmenin yolu,
öğrenmeyi ancak kendi içinde bulabileceğini öğretmektir”. Kişinin önce
kendisini tanıması ve sonrada öğrenmeyi kolaylaştırması gerekir.</p>

<h2><b>Temel Slogan da&nbsp; *Öğretmeyi bırak
öğrenmeye bak!&nbsp; olmalıdır.</b></h2>
<p><b>Sonuç
olarak</b> ülkemizin eğitim ve bilim politikasını yeniden
evrensel ölçütlere uygun olarak belirlemeli. Çağcıl bir yapılanmaya uygun
geleceğin insanı yetiştirmek için yeni paradigma yaratmalı. İlk, orta ve
üniversite eğitimi yenden bilim politikasına uygun olarak şekillenmeli. İlk ve
orta öğretimin amacı sağlıklı ve iyi insan yetiştirmeyi hedeflemeli.
Üniversiteleri mutlaka özerk olmalı. Üniversite geleceğin iyi donanımlı
yetişmiş insan gücünü yetiştirmeyi hedeflemelidir.</p>

<br></p><br>
							
							&nbsp;
							<hr><span class="post-meta-comments"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=https://ibrahimortas.com.tr/blog-detay.asp?id=598"><i class="fab fa-facebook-f"></i>Paylaş</a></span>
							<br><span class="post-meta-comments"><a href="https://twitter.com/share" target="_blank" data-url="https://ibrahimortas.com.tr/blog-detay.asp?id=598"  data-lang="tr" ><i class="fab fa-twitter"></i>Paylaş</a></a>

							</div>  
							<div class="col-lg-3">
							<div class="widget  widget-tags">
                            <div class="tags">
							 <a href="blog.asp?tur=71">Eğitim</a>
							
                            </div>
							</div>                              
							</div>
						</div>

                </div>   
            </div>
        </section>

   
<div class="footer-content">
      <div class="container">
        <div class="row">
          
		  
		  <div class="col-md-8"> 
            <!-- Footer widget area 2 -->
            <div class="widget">  


						<form  method="post"> <h1>İletişim</h1>
                            <div class="row">
                                <div class="form-group col-sm-3">
                                    <label for="name">Adınız Soyadınız</label>
									<input  aria-required="true" required class="form-control required" placeholder="Adınız Soyadınız" type="text" id="adsoyad" name="adsoyad" tabindex="1" maxlength="150">
                                     <label for="email">E - Posta</label>
                                    <input  aria-required="true" required placeholder="E - Postanız" class="form-control required" type="email" id="eposta" name="eposta" tabindex="3" maxlength="100"> 
									 <label for="email">Telefonunuz</label>
                                    <input  aria-required="true" required placeholder="Telefonunuz" class="form-control required" type="text" id="ceptel" name="ceptel" tabindex="2" maxlength="15"> 
									
                                </div>
                                <div class="form-group col-sm-9">
                                    <div class="form-group">
                                    <label for="message">Mesajınız</label>
                                    <textarea aria-required="true" required name="icerik" rows="5" class="form-control required" placeholder="İçeriği yazınız"></textarea>
                                </div>
								<img src="guvenlik.asp" alt="Güvenlik Kodu Resmi Yüklenemedi" id="guvenlik" />&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="javascript:guvenlikyenile();"><font color="#FF6600">Kodu Değiştir</font></a>
                                    <input required placeholder="Güvenlik Kodu" type="text" id="gk" name="gk" tabindex="3" maxlength="4" class="form-control input-lg">
                                </div>
                            </div>
							

                         
								
                            <button class="btn btn-primary" type="submit" ><i class="fa fa-paper-plane"></i>&nbsp;Gönder</button>
                        </form>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>		 
	
        <!-- Footer -->


<footer id="footer">
            <div class="footer-content">
                <div class="container">
                    <div class="row" style="background-image: url('images/world-map-dark.png'); background-position: 50% 20px; background-repeat: repeat-x">
                        <div class="col-md-4">
						<iframe src="https://www.google.com/maps/embed?pb=!1m18!1m12!1m3!1d1592.0016611110736!2d35.35919519658733!3d37.057404008126014!2m3!1f0!2f0!3f0!3m2!1i1024!2i768!4f13.1!3m3!1m2!1s0x15288dc56e005e67%3A0xd4a5074295a90c96!2sZiraat%20Fak%C3%BCltesi!5e0!3m2!1str!2str!4v1752756698806!5m2!1str!2str" width="100" height="200" style="border:0;" allowfullscreen="" loading="lazy" referrerpolicy="no-referrer-when-downgrade"></iframe>
						</div>
						<div class="col-md-4">
							<div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="icon-phone"></i></a>
                                </div>
                                <h3>İletişim</h3>
                                <p><strong>Tel:&nbsp;</strong><a href="tel:+90 5337692415 ">+90 5337692415 </a>
								<br><strong>Faks:&nbsp;</strong><a href="tel:"></a>
                                    <br><strong>E-Posta:&nbsp;</strong><a href="mailto:info@ibrahimortas.com.tr">info@ibrahimortas.com.tr</a> 
                                    <hr>
                                </p>
                            </div>
							<div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="icon-clock"></i></a>
                                </div>
                                <h3>Çalışma Gün / Saatleri</h3>
                                <p><strong>Hafta İçi</strong>
                                    <br>08:00 - 19:00</p>
                                <p><strong>Cumartesi</strong>
                                    <br>09:00 - 17:00</p>
                            </div>
                        </div>
						<div class="col-md-4">
                                    <div class="widget">
                                        <div class="widget-title">Yönergeler</div>
                                        <ul class="list">

                                            <li><a href="sayfa-ayrinti.asp?dil=0&id=259">Gizlilik Politikası</a></li>

                                            <li><a href="sayfa-ayrinti.asp?dil=0&id=262">Çerez politikası</a></li>
 
                                        </ul>
                                    </div>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
            <div class="copyright-content">
                <div class="container">
                    <div class="row">
                        <div class="col-lg-6">
                            <!-- Social icons -->
                            <div class="social-icons social-icons-colored float-left">
                                <ul>
			<li class="social-instagram"><a target="_blank" href="https://www.instagram.com/iortas2018/"><i class="fab fa-instagram"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://maps.app.goo.gl/m2qyE98GZKLQt4po6"><i class="fa fa-map-marker"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://wa.me/905337692415"><i class="fab fa-whatsapp"></i></a></li>
		
								</ul>
                            </div>
                            <!-- end: Social icons -->
                        </div>
                        <div class="col-lg-6">
                            <div class="copyright-text text-center">&copy; 2025 ibrahimortas.com.tr</div>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
        </footer>
	        
        <!-- end: Footer -->
		
    </div>
    <!-- end: Body Inner -->
    <!-- Scroll top -->
    <a id="scrollTop"><i class="icon-chevron-up"></i><i class="icon-chevron-up"></i></a>
    <!--Plugins-->
    <script src="js/jquery.js"></script>
    <script src="js/plugins.js"></script>
    <!--Template functions-->
    <script src="js/functions.js"></script>

</body>

</html>